Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
26237
 

Asil, ve güzel Unicorn

Asil, ve güzel Unicorn
 

unicorn boynuzunun 1741 tarihinde Londra'da satıldığını söylemektedir.


Eski kitapları, kale duvarlarını büyülü güzellikleri ile süsleyen pek çok yaratık vardır. Ortaçağda bu varlıkların insanların üzerinde büyük etkileri vardı. Ejderhalar büyük hazinelerini korur ve masum bakireleri kaçırırlardı, balisiliskler kendilerine yaklaşan herkesi öldürürlerdi, devler genelde istediklerini köyleri yerle bir ederek alırlardı. Fakat Unicorn bunların uzağındaydı. O asil, güzel ve tehlikeli bir varlıktı. Bu hoş duruma rağmen ne acıdır ki unicornun yaratılışı klasik bir hatayla başlar. Bu hata yüzyıllar boyunca pek çok insanın hayallerini süsleyecek, yaratıcılıklarını sergilemeye itecek ve ümitlendirecektir. Yunanlı bilginler MÖ 3. yüz yılda ''Old Testament'' adlı kitapları evrensel bir dile çevirerek eğitimli insanlara sunmak istemişlerdi. Kendilerine ''Onyediler'' denen bir gurup akademisyen bu konuda çalışmaya başladı ve yerel terimleri çevirmek konusunda güçlüklerle karşılaştılar. Yazıtlarda Re'em denilen bir hayvandan bahsedilmekteydi. Onyediler bu varlığı anlıyorlar fakat kendi dillerinde ifade edemiyorlardı. Bunun üzerine yeni bir Yunanca kelime türetip yaratığı ''monokeros'' olarak adlandırdılar. Bu kelimenin İngiliz dilindeki karşılığı ise ''unicorn''dur. ''Re'em'' aslında nedir? Araştırıcılara göre bu varlık Arapça'daki adı ''rim'' olan 'oryx antilobudur.'' Asur yazıtlarında ''rimu'' adını alır. Yunan kaynaklarında ''Aelian'' isimli birinin Hindistan'a yaptığı geziler esnasında alnının ortasında tek boynuzu bulunan bir varlıktan bahsedildiğini duyduğunu yazar. ''Aelian'' Hint avcılarının asla sağ olarak ele geçiremedikleri; geyiğin kafasına filin ayaklarına, yaban domuzunun kuyruğuna ve atın gövdesine sahip olan bir yaratığı avladıklarını, yaratığın alnında siyah bir boynuzun bulunduğunu yazar. Gezginler artık doğuya yaptıkları ziyaretlerinde unicornu görmeleri gerekenler listesine almaktaydılar. Fakat kendilerine ''unicorn'' olarak tanıtılan yaratık aslında gergedandan başka bir şey değildi. Ünlü gezgin Marco Polo da bu gergedanı gördüğünde duyduğu hayal kırıklığını seyahatnamesine eklemiştir. İnsanların gözünde efsaneleşen unicorn ilk başlarda yakalanamaz bir varlık olarak bilinirken sonraları türeyen efsanelerle bu inanç değişmiştir. Efsaneye göre unicorn bir bakirenin önünde boynuzunu teslim ederek gücünü kaybedebilmektedir. Bu efsaneyle birlikte unicorn boynuzunun tıbbi değeri insanlık tarihine girer. Pek çok boynuz simsarının türediği o yıllarda boynuzun ''antidot'' etkisi ve hastalık iyileştirmedeki gücüne olan sağlam inanış nedeniyle boynuzlar eczanelere kadar girmiştir. Resmi kayıtlar en son unicorn boynuzunun 1741 tarihinde Londra'da satıldığını söylemektedir. İlerleyen fikirlerle birlikte bazı bilim adamları inek gibi evcil hayvanlara tek boynuz takma operasyonlarına girişmişlerdir. Bunlardan birisi olan Dr. Franklin Dove bir inek üzerinde bunu başarmıştır. Tekboynuz(Unicorn), mitolojik tek boynuzlu at. Kafasının ortasından düz bir boynuz çıkar. Saf ve masum olduğuna, kanı içildiğinde kişiyi ölümsüz kıldığına, bu nedenle öldürmenin lanet getireceğine inanılan efsanevi bir hayvan. Latince ismi olan Unicorn; "bir-tek" anlamına gelen uni- ve boynuz anlamına gelen cornus sözcüklerinden türemiştir (Türkçe karşılığı Tekboynuz'dur). Yine bir efsaneye göre, sadece bakire kızların yanına yaklaşır ve bu şekilde yakalanabilir.


Bugün herkes Tekboynuz'ların hiç yaşamadığı konusunda hemfikir olsa da, bu görüşün kabulü çok yenidir. Değerine Orta Çağ'da ulaşan ve o çağlarda bu tür kalıntıların hastalıkları iyileştiren temel ilaçlar olduğuna, zehirlere karşı etkili (panzehir) olduğuna inanılıyordur (özellikle arseniğe karşı). Aslında Tekboynuz'ların tarihi çok daha eskidir, M.Ö. 5. yüzyılın sonlarında Yunanlı bir terapist olan Ctesias Tekboynuz'ların Hindistan'da bulunduklarına dair bir yazı yazmıştır. Ayrıca İncil'de de Tekboynuz'lara değinilmektedir.

Tekboynuz'larla ilgili anlatılanların o zamanda yaşamış gerçek bir hayvana ait olması olasıdır. Ctesias tek bir boynuzu olan Hindistan Gergedanı hakkında birşeyler duymuş olabilir. İncilde bahsedilen de vahşi bir öküz olabilir ve Tekboynuz ismini İbranice'den Yunancaya geçerken değişmiş olması söz konusudur. Tekboynuz'la ilgili diğer bir olası orijin de başının önünde düz bir boynuzu bulunan ve yandan bakıldığında tek boynuzlu görünen bir antilop cinsidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 749
Toplam yorum
: 2097
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1904
Kayıt tarihi
: 11.10.07
 
 

Yazmanın hayatın akışının bir parçası olduğu kanısındayım. 6 Mayıs 1982'de doğdum ve İstanbul Kar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster