Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1303
 

Asil

Asil
 

Ben asile asilimdir, sefile asalet yaramaz!
Kendi vecizemdir. Patentli.

Normal, gündelik ilişkilerde, iletişimlerde
Hep bunu savuna gelmişimdir:
Tam da hakkınca.
Kim neyi, ne şekilde ve ne kadar hakediyorsa,
Aynen ben de onu, o şekilde ve o kadar.
Ne bir eksik, ne bir fazla.

Çünkü aksi takdirde, olacakları sadece ertelemiş olursunuz.
Oysa ne olacaksa, madem ki olacak, hemen olsun!
O kadar fazla vaktimiz yok çünkü.
Yolumuz var daha, sürekli ilerlemek lazım.
Anca…

Seri olmak lazım.
Yolda durmamak, oyalanmamak lazım.
Yoksa boşuna vakit kaybı
Ne oyalayayım kendimi?
Ne oyalattırayım kendimi

Ve de… mesela,
Karşımdaki benden izin mi aldı kötü davranmak için?
Veya beni üzmek,
Bana zarar vermek için
Ya da olumsuz birşeyler yapmak için?

Oysa derler ki…
Üstelik bayağı da yaygındır, doğrusunun o olduğunu düşünürler:
Kötü söz sahibine aittir, sen yine de iyilikle karşılık ver…
Ya da
O sana yanlış yaptıysa, hata insana mahsus
Sen affedici ol, sen anlayışlı ol, sen olgun ol…
Olumlu ol!

Katılmıyorum.
Bir, en fazla iki…denerim… O kadar, bitti!
Çünkü kötüye iyilik yaramaz.
Yanlışa doğru yaramaz!
Onun için derler zaten
İyilikten maraz doğar diye.
Yanlış toprağa doğru da eksen,
Meyvesi yaban olur, yavan olur, yalan olur.

Bu da yine vecizemdir. Yine patentli.

İlişki ya da iletişim denilen, iki ayaklıdır.
Bir “ben” vardır bir tarafta
Bir de karşında diğer “ben”
Ayaklardan biri kısaysa, ya da yoksa
Masa yamuk durur.
Sen istediğin kadar gönül dolusu ver
Alıcısı yoksa,
Boştur!

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak!

Karşımdaki bana saygısızlık edecek
Ben ona ne diye saygı göstereyim?
Öyle yapana saygı duymam ki zaten
Duymadığım şeyi niye göstereyim
Sahtekar değilim ki

Karşımdaki bana haksızlık etmiş,
Hak tanımıyor, ya da hakkımı engelliyor
Veya hakkıma tecavüz etmiş, hak alanıma girmiş,
Benim hak alanımdan kendine bir hak iddia ediyor,
Ben niye ona hak vereyim,
Ona mı haklısın diyeceğim?
O bana hak tanımış mı ki, ben ona haklısın diyeceğim.
Sığır değilim hamdolsun.

Hele bir de haddini bilmeyip,
Beni, hakkı, saygıyı, kendini
Bilmeyip
Benim “haddimi-kendimi bilmemi”
İsteyecek kadar salaksa, oyunbazsa var yaaaa
Sıkar sıkar suyunu çıkarır,
Elimde oyuncak gibi,
Ben onunla oynarım alimallah.

Öylesi beni sevmese de olur.
Hatta nefret etsin benden.
Şeytandan dostum olacağına
İnsandan düşmanım olsun.

Kaldı ki insan, insan ise,
Bana düşman olamaz zaten!





Filiz Alev
17.05.”11 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne güzel yazmışsınız,benim sayfama yazdığınız yorumla tanışmış olduk:)))geç olduğuna üzüldüm,sayfanıza doyamayınca.hem meslektaşız..hem sanatla ilgilisiniz,annesiniz maşallah...duruşunuz farklı,sadece bakanlardan değil,baktığını görenlerdensiniz..okudukça,düşündüm.düşündükçe bazen sevindim.bazen üzüldüm ama inanın biriktirmeye başladım,sağolun...kaleminiz hiç tükenmesin..:)))

Didem KANDEMİR 
 03.10.2011 0:28
Cevap :
Ben de Didem Hanım, daha çok yeni o son bloğunuz "merhaba" da karşılaştım ben de sizinle ve iyi ki de karşılaşmışız. Az önce de birkaç yazınızı daha okudum. O kadar kendime yakın buldum ki, yorumlarımdan da anlarsınız zaten:) Güzel sözleriniz için çok teşekkür ediyorum, anlaşılmanın o eşsiz lezzetini taddırdınız bana. Gördüğüm kadarıyla siz zaten yeterince birikimlisiniz, o yüzden benden de biriktirmeye gerçekten hacet var mıdır, pek sanmıyorum ama, yine de evet doğru, insanın insana katkısı her daim elzemdir, haklısınız. Siz de sağolun hep var olun, kaleminiz, yazı yeteneğiniz zaten benden çok daha ileri, asıl sizin kaleminiz hiç tükenmesin. Sevgiyle kucaklıyorum....  03.10.2011 21:23
 

"İnsanlara hakettiği seviyede davranmak, ne bir eksik, ne bir fazla"...Hak ettiğinden azı, küçümseme, aşağılama oluyor. Hak ettiğinden fazlası, muhatabı şımartıyor, "vay, ben neymişim be" deyip, insanın tepesine çıkmaya yeltenirler. Öz ve işleniş tarzı, güzeldi, bilincinize sağlık, selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 30.05.2011 21:22
Cevap :
Değil mi..? Aynen sizin de belirttiğiniz gibi işte Yurdagül Hanım. Hep var olun... Çok teşekkür ediyorum. Çünkü aynı doğrularda buluştukça sevdiğim insanlarla, seviniyorum ve yanlışlarla mücadelemizde daha bir güç kuşanıyorum... Sağlıcakla ve hep doğru yazılarda buluşmak üzere dost selam ve sevgilerimle...  31.05.2011 2:00
 

Arkadaşım bizim mevsimimiz, güneş mevsimi geliyor. Güneşi seven insanlar hep enerjik olurlar. Yaratıcı olurlar. Ben derim ki Yeşimce; insan kendini bildikten sonra kimin ne dediği çok da önemli değildir çoğu zaman yapıcı ise kulak kabartır, dinlerim, not defterime artı puan olarak yazarım; yıkıcı ise gene de teşekkür eder, puan haneme eksi olarak yazarım, bir daha da dikkate almam. En çok savunduğum konu ise: herkesin kendine ait bir çizgi alanı olduğu ve kimsenin bu çizgi alanını fazla geçmeye çalışmamasıdır ve kişininde buna tolerans göstermemesidir . Eline sağlık arkadaşım. sevgiler

YEŞİM BUYURGAN 
 28.05.2011 8:55
Cevap :
Sevgili Yeşim'cim her zamanki gibi yine aynen katılıyorum bu değerli yorumuna.. Teşekkür ediyorum. Önemli olan, bir çizgi bulunduğunu ve o çizgiyi hiçkimsenin aşmaması gerektiğini bilmek. Keşke herkes bunun bilincinde olsa işte di mi? Çünkü böyle olmadığında, bazan yanlışlar sadece iki kişi arasında kalmayıp 3. kişiler veya başkaları üzerinde yanlış intibalar yaratılmasına da sebep olabiliyor. Bu da yanlışları katmerlendirebiliyor da ne yazık ki. Onun için zaten "susmamak" ve tepkisiz kalmayıp yanlışa anında müdahale etmek en doğru yoldur diye düşünürüm daima. Bol güneşli güpgüzel bir yaz diliyorum arkadaşım... sevgiler, kucak dolusu...  28.05.2011 14:28
 

Sevgili F.ALEV hanım kızmayın ama güzel yazınızı aşağıdaki diyalog - yorumlarla biraz tadını bozmuş gibi hissettim ben..Bırakın herkes düşündüğünü paylaşsın.. Yorumlara çok açıklama yazmak yerine bana göre blog okuyucusunun anlayışına bırakın bazı şeyleri derim ben haddim olmayarak..saygılarımla Toprak

Aydın ADAM 
 26.05.2011 23:52
Cevap :
Evet biraz sertim, haklısınız. Ancak gerçekler sert işte, o yüzden ben de, ve haliyle yazdıklarım da mecburen öyle gibi görünmüş oluyor. Benden kaynaklanmıyor yani, gerçeklerin sertliğinden kaynaklanıyor. Teşekkür ediyorum değerli yorumunuz ve katkınız için de. Ancak bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler ile de olmuyor işte, yanlış veya eksik anlaşılabiliyor. O nedenle de mümkün olduğunca eksiksiz anlatılmaya çalışılması gerekiyor, hayattaki hemen hemen herşeyin, istisnasız herkese. Benden de saygı ve selam ile, tekrar tekrar teşekkür ediyorum...  27.05.2011 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 1643
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 3040
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster