Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

http://blog.milliyet.com.tr/ibrahimortas

11 Şubat '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
85
 

Aşiretlerin toptan oy kullanması ve demokrasimizin geldiği düzey

İlk olarak 1985 yılında Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünde işe başlamıştım. Günlük olarak Sınıra Akçakale ilçesi yakınındaki Talat Demirören istasyonuna gider oradaki denemeleri izlerdim. Çalışanların çoğunluğu yöre halkındandı ve bu kişilerArapça konuşurlardı. Enstitünün ilgi alanında yürütülendenemelersayesinde Gaziantep sınırındanCeylanpınar’a kadar olan bölgeyi gezme ve incelme şansım oldu. Çok güzel günlerim geçti o dönemde. Bölgede vatandaşların kültürünü ve yaşam biçimlerini anlamaya çalışırdım. Halen enstitüde çalışan bazı vatandaşlar ile telefonda görüşüyorum. Çalışan teknik personeli çok sevmiştim. Ancak hep içimi yakan bir sorun vardı. Vatandaşlar birbirlerine çok bağımlı gibi, geleneksel kültüre çok sarılıyorlar, ancak bir o kadarda fırsatını buldukça bireysel (bencil)davranıyorlardı. En büyük kabahatim,fotoğraf çekmemek ve not almamaktır.O dönemde bazı notları kaydedip, ilginç anıları görüntüleyebilseydim,şimdi çok güzel bir anı kitabım olurdu.Tabii o dönemde not almanın ne olduğunu bilmediğimiz gibi,yetişme tarzımız ve eğitimimizin içinde yaşamı anlama adına bir bakış açımız da yoktu. Bu nedenden dolayı öğrencilerime, yaşamı ölümsüzleştirmek için tarih belirterek, görüntü ve kısa not almalarını öneriyorum.

Birçok taziye ziyaretindebulundum. Taşlı sopalı silahlı kavga sonucu, hatırlı kişilerin genelde Şıhların devreye girmesiyle “barış” yapılır yemekler yenirdi. Koyun kesmek ve bir bütün olarak hatırlı kişiye ziyafet çekmek usuldendi. Şimdi görüyorum ki bu tür kavgalar halen devam ediyor. Budefa aşiret reisleri ve şıhlarınyanında siyasi figürler de devreye girmiş.

O dönemde de birçok karar aile büyükleri veya aşiret reisleri tarafından alınırdı. Şimdide kararlarınaynı şekilde alındığı görülüyor. 21.yüzyılda ülkenin geleceğinin belirlenmesinin halen, aşiretlerin liderlerinin iki dudağı arasında olduğu görülüyor. Demokrasi ve mili irade, aşiretin“hangi partiye oy verilsin toplantısı”kararı ile insanların iradelerinin şıh ve reislere bağlanması bugün de az çok sürüyor.

Demokrasikavramının Irak savaşında Amerikalılar tarafından ne denli kullanıldığını ve sonunda bir ülkeyi yerle bir ettikten sonra oraya demokrasi değil sefillik getirdiğini gördük. İçi boşaltılmış kavramlar değiş yapılan iş daha önemli görülüyor.

 

Aşiretlerin Siyaset Üzerindeki Etkisi Halen Çok Güçlü

Posta gazetesine yansıyan haber :“Aşiret 'oy‘u belirlemek için toplandı

Yaklaşan yerel seçimleri öncesinde saflarını belirmek isteyen Binicil aşireti mensubu yaklaşık 5 bin kişi Eyyubi’ye Mahallesi'ndeki boş alanda kurulan çadırlarda toplandı”.

Şanlıurfa'da, Binicil aşireti mensubu 5 bin kişi kıl çadırda birlikte yemek yedi ve seçimlerde hangi partiye destek vereceklerini kararlaştırdı.Vatandaşların iyi niyeti ve birbirlerine bağlılığı tamam, ancak yurttaş olarak kendi iradesi ve analizi ne durumda, bu çok düşündürücü bir yapı ve sorunu ele veriyor. Vatandaşların demokratik kitle örgütleri ekseninde bir araya gelmeleri ve sorunlarını tartışması önemli. Bilemiyorum burada açık bir tartışma ortamı yaratıldı mı? Kimler ülkenin ve dünyanın jeopolitik ve siyasi analizine uygun olarak ülkemizi tahlil etti. Ne tür sorular sorarak konuları tartışmaya açtı. Yok, böyle değil de hatırı sayılır kişiler (ben sizin adınıza böyle düşünüyorum diyorsa) karar verdiyse o zaman demokrasimizde sorun var demektir.

Nihayet gazetenin haberin de de belirtildiğine göre toplanan vatandaşlar konuyu tartışmamış, yalnızca alınan karar aşirete bildirilmiş görülüyor. Belediye seçimlerinde hangi partiye oy vereceklerini belirlediklerini belirten aşiretin ileri gelenlerinden Hacı Abut Acar, "Aşiretolarak kendi aramızda değerlendirme yaptık ve çoğunluğun kararıyla seçimlerde “A” Partisi ve adaylarını desteklemeyi uygun gördük” diyor. Ayrıca “Ortak kararın ardından bu mutlu günümüzde aşiret üyelerimize şeref yemeği verdik" diye de ekliyor.
Burada yaşanan, ciddi bir yurttaş olma ve kendi iradesi ile oy kullanarak kentin ve ülkenin kaderini belirlemekdeğil, nüfuslu kişilerin oy kullanmasının sağlanması veinsanların iradesininipotek altına alınmasıdır. Bu yörelerde aşiret kararına rağmen farklı hareket etmek çok ağır bedeller getirebilir.

Bu duruma benzer çok sayıda olayı yakın çevremizden biliyoruz. Doğudan, batıdan nüfuzlu kişilerin günlük parti değiştirmesi ile yığınla insanın anında parti değiştirdiğini görüyoruz. Düne kadar karşısında olduğu anlayışa ateş püsküren kişi, bir anda oradan ayrılıp o partiden aday oluyor. Kimi milletvekili yasama döneminde birkaç kez parti değiştiriyor. Kimi milletvekillerinin başka etkili liderlerin talimatıyla partiden ayrıldığı, basında konuşuluyor.

 

Siyasi Görüş Değil Kişiler Önemseniyor

Her seçim dönemi öncesi istediği partide yer bulamayan adayların çevresi ile birlikte partiden yarılarak hiç dünya görüşlerine uygun olmayan bir başka partiye geçip oradan aday olmaya çalışması bizden başka hiçbir ülkede görülmez diye düşünüyorum. İki gün önce bir partinin belediye başkan adaylarının açılanması ile dört dönemdir belediye başkanlığı yapan başkan yeniden aday gösterilmeyince çevresi ile birlikte partinin genel merkezinin içine girmeye çalışıyor. Çevreye zarar veriliyor. Birçok ilde aday gösterilmeyen kişi ve taraftarları topluca bir partiden istifa edip bir başka partiye geçtikleri gazetelerin manşetlerinde yer alabiliyor.

Tabii bu tür konular siyasi yaslar kanununda kaynaklanıyor, ancak benim üzerinde duruğum vatandaşın kendi iradesi ile yurttaş bilinci ile hareket edip etmediğidir. Sanırım sorun yurttaş bilinci ve kendi iradesi ile ülkenin geleceğinin belirlenmesidir.

 

Aşiret, Siyaset ve Toprak Yasası ve Türkiye'nin Çıkmazı

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ülkeyi kalkındırmak için iki temel hedef belirlemiştir. Nitelikli bir eğitim ve köylünün topraklandırılması. Eğitim düzeyi düşük (%5 oranında okuryazar), vatandaşın toprağı yok ve üretici de değil. Çoğunluğu köylü olan vatandaşı üretici yapmak için toprak reformu ve bütünlükçü eğitim sistemi ile feodalitenin tavsiyesi ve gelişmiş bir ülke hedeflenmişti. Ne yazık ki toprak reformu ve köy enstitüleri eğitim sistemi başta olmak üzere ülkeyi ileriye taşıyacak bütün reform projeleri toprak ağları ve aşiret ileri gelenleri tarafından engellendi.Bugün ülkemizin eğitim düzeyi, köylünün ve çiftçinin durumu malumunuz. Aşiretler halen aktif olarak siyasete müdahale ediyor. Türkiye demokrasisi siyasi, ekonomik, eğitim gibi birçok yönden kilitlenmiş görülüyor. Bir çok yönden dünyanın 17. büyük ülkesi şimdi bocalayarak yol almaya çalışıyor. Bu durum Türkiye’ye çok güç kaybettiriyor ve geleceğimizi zorluyor.

 

Bu tablo, Cumhuriyetimize ve eksik de olsa mevcut demokrasimize yakışmıyor. Laik, sosyal ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir cumhuriyetin 90 yıl sonra geldiği yerde, halen aşiret yöneticisi ve nüfuzlu kişiler ile ülkenin kaderi belirlenecekse bizlere yazıklar olsun. Cumhuriyetin okulları, kurumları, üniversiteleri, eğitilmiş yurttaşları ve demokratik kitle örgütleri olarak herkesin kendisini sorumlu tutması gerekir. Bugün ülkemizde konuşulanlara bakan bir tarafsız gözlemci ne düşünür ve biz okumuş yazmışlara ne tür soru sorar. Yazık oldu ülkemize. 

Cumhuriyetin çeşitli kısıtları da olsa yukarıdan sunduğu TBMM ve milletin egemenliği söylemlerini ezbere kabul etmişiz, ancak okuyarak, anlayarak korumamış ve savunmamışız. Dolayısıyla eksik veya otokratik kalan yanlarını aşabilme yerine sunulanın da gerisine düşmüşüz. 90 yıl öncesini eleştirmek kolay da bugünkünü eleştirmek ve ilerletmek zor geliyor.

Farklı sorumlular arama yerine biraz da güncel olanla ve kendimizle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi?

 

10 Şubat 2014 Adana 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba hocam...Bildiğiniz gibi, aşiretler ve tarikatlar, Osmanlı'dan günümüze, siyaset üzerindeki etkilerini hep sürdürmüşler ve de siyasiler üzerinde baskı unsuru olabilmişlerdir...Ne yazık ki, siyasilerimiz de onları birer oy deposu olarak gördüklerinden onlara olan ilgilerini esirgememişlerdir...Bugün televizyon ekranlarına çıkan bazı -özellikle Doğu ve Güneydoğulu kişiler, göğüslerini gere gere aşiretten olduklarını söyleyerek bunu bir tehdit unsuru olarak bile kullanmaktadır...Mustafa Kemal bile, Kurtuluş Savaşı öncesinde ve sırasında aşiret reisleri ile sık sık bir araya gelmiştir.Tarikatlar ve aşiretler var oldukça Türkiye için tam demokrasi ya da son moda söylemle "ileri demokrasi" hayaldir...Selamlar

cdenizkent 
 12.02.2014 17:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 189
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1138
Kayıt tarihi
: 21.06.07
 
 

1985 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nde mezun oldum. 1986 yılında Şanlıurfa Köy Hiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster