Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1016
 

Asiye BOP’la kurtulur!Jön Türk, Jolie Türk, Model Türk, Hoop, CumhurBOP! (son)

Asiye BOP’la kurtulur!Jön Türk, Jolie Türk, Model Türk, Hoop, CumhurBOP! (son)
 

"Olmak veya olmamak!" Zenginlik, gençlik ve gelecek hepsi orada...


Birinci Cumhuriyetin sahibi Fransızların modelinin kod adı; “Jön Türk”,  Bunun Amerikalılardaki karşılığı; “Model Türk”tür.  Bu tanımlar, Arifler için BOP’un şifresi olup, Arif olmayanlara ise kaldığımız yerden devam ediyoruz.  Matthew Smith Anderson, Uluslararası Tarih profesörüdür. Bakınız usta ne demektedir;  “Lozan Antlaşması ile Doğu Sorunu ortadan kalktı. Doğu Sorunu, bir zamanların büyük devleti Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. Yüzyılda çökmeye başlamasından ve bu çöküşün büyük Avrupa devletleri arasında yarattığı rekabet ve Avrupalı devletlerin emelleri yüzünden ortaya çıkmıştı...”

“19. Yüzyıl boyunca ve 20. Yüzyılın başlarında, imparatorluk çökmeye ve Avrupa ülkeleri çekişmeye devam ettiler. Balkanlarda açgözlü ve yaygaracı ulus devletlerin ortaya çıkması ve Osmanlı yönetimi altındaki Arap topraklarında da devletlerin ortaya çıkması olasılığı, durumu daha da karmaşık ve tehlikeli bir hâle sokuyordu...”

Hoca ne demektedir? Lozan ile Doğu sorununu hallettik. Osmanlıyı, Avrupalının, rekabeti ile emelleri yıktı.

Bu gerçeği, Resmi tarihçilerimize ithaf ediyoruz.

...

“Öncelikle, Britanya emperyal devleti büyük çapta sermaye ve insan ihracına dayalıydı. Oysa Amerikan ekonomisi 1972’den beri (2002’de gayrisafi yurtiçi hâsılanın yüzde 5’ine kadar varacak ölçüde) bir net sermaye ithalatçısıdır ve geleceğin koloni kuracak göçmenlerini üretmek yerine, dünyanın her yanından göçmenlerin gözde hedefi olmaya devam etmektedir.

Britanya altın çağında kökleri Elizabeth dönemine kadar inen arsız bir emperyalizm kültüründen yararlanabilecek durumdaydı; buna karşılık – Bay Blair’in konferans konuşmasında ima ettiği gibi köleliğe karşı değil, Britanya İmparatorluğu’na karşı bir savaştan doğan – ABD, başka halkları yönetme konusunda her zaman isteksiz davranacaktır...”

...

“(ABD Başkanı) Woodrow Wilson’in 1913’te Meksika’da seçilmiş iktidarı yeniden başa geçirmek üzere müdahale etmesinden beri, Amerikan yaklaşımı çoğu kez biraz mermi yağdırmak, içeriye dalmak, seçimleri yaptırmak ve ardından hızla işin içinden çıkmak olmuştur. Tabii bir sonraki krize kadar.

Haiti yakın zamandaki bir örnektir; Kosova başka bir örnektir. Afganistan ya da belki Irak, sonraki örnek olabilir...

İmparatorluğun en büyük şairi  (Nobel edebiyat ödülü sahibi)  Rudyard Kipling, 1899’da ABD’ye emperyal sorumluluklarını üstlenmesi için güçlü bir çağrıda bulunmuştu:

Omuzla beyaz adamın yükünü

Gönder soyunun en iyi ürününü

Oğulların bağlanıp kalsın sürgünde

Tutsak ettiğin insanların hizmetinde

Daha yeni kıstırdığın o asık suratlı

Yarı şeytan, yarı çocuksu tavırlı

Vahşi halkın çırpınışını durdursun

Başında durarak ağır koşumun

Omuzla beyaz adamın yükünü

Topla onun değişmez ödülünü:

Sırf adam ettiklerinin töhmeti,

Kol kanat gerdiklerinin nefreti. (1)

“Hiç kimse günümüzde siyaseten yanlış sayılan böylesi bir dil kullanmaya cesaret edemez.

Yine de işin gerçeği, ABD’nin – kabul etsin ya da etmesin – aynen Kipling’in bahsettiği türden bir küresel yükü omuzlamış olmasıdır.

Kendisini sadece terörizme ve başıbozuk devletlere karşı bir savaş yürütmekle değil, kapitalizmin ve demokrasinin yararlarını başka ülkelere yaymakla da sorumlu saymaktadır.

Aynen kendisinden önceki Britanya İmparatorluğu gibi. 

Amerikan İmparatorluğu da kendi çıkarları açıkça ağır bastığında bile daima serbestlikten yana hareket etmektedir.

John Buchan’ın 1940’taki iç karartıcı ortamdan Milner’in emperyalist dönemdeki yuvasının altın çağına bakarken işaret ettiği nokta buydu:

-Ortak bir soy ve inanç geçmişine dayanan, barışa hizmet etmeye adanmış, dünya çapında bir kardeşlik hayal ediyordum; Britanya’nın kendi kültürü ve gelenekleri dışında kalanları zenginleştireceği ve dominyonlardaki ruhun sert bir rüzgâr gibi eski toprakların uyuşukluğuna zindelik getireceği bir kardeşlikti bu….

-Bir dünya federasyonunun temelini attığımıza inanıyorduk. … Şimdi, “beyaz adamın yükü” neredeyse anlamsız bir ibare gibi; oysa o zamanlar yeni bir siyaset felsefesini ve asla aşağılayıcı olmayan ciddi bir ahlak standardını içermekteydi.

Ama Churchill gibi, Buchan da bu miras için Atlas Okyanusu’nun öbür yanında bir vâris belirlemişti. Yerkürede gücü kanıtlanmış olan sadece iki tane büyük ölçekli sosyal örgütlenme vardır: ABD ve Britanya İmparatorluğu. İkincisi [artık] ihraç edilemez…

Ama ABD …  Oluşum halindeki bir federasyonun üstün bir örneğidir…

Dünya günün birinde refaha ve barışa kavuşacaksa, bence demokrasilerin değil, hukukun üstünlüğünü kabul eden devletlerin bir tür federasyonu zorunludur.

Bu görevi üstlenmek ABD’nin kaderiymiş gibi görünüyor.”(2)

...

Beyaz Adamın Yükü” isimli şiir Emperyalizmin şiiri olarak da bilinir.

İngiliz yazar Kipling, bu şiirinde Avrupalıların "uygarlaştırma" misyonuyla sömürgeler elde edinme çabasını ve emperyalist emelleri yüceltiyordu.

Bu gerekçeyle gerçekleştirilen işgal, soykırım ve sömürü faaliyetleri "beyaz adamın" fedakârca bir girişimi olarak takdim ediliyordu...”

“Bu yazıya Nobel edebiyat ödülüne layık görülen emperyalizmin şairi Beyaz Adamın Yükü isimli şiiri ile başlamıştık.

Yazıyı, ezilerek, çiğnenerek, sömürülerek  demokratlaştırılan!  “Basralı Ömer’ inşiiri ile bitirelim.

"Ben Basralı Ömer"

Belki haberin yoktur diye yazıyorum Tommy Franks.
Önce demokrasi geldi göklerimizden
Sonra özgürlük geçti üzerimizden
Palet palet.

Ve insan hakları
Namlularından
Yüzü maskeli adamların
saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam on sekiz adet
İnsan hakları saymışlar
Vücuduna babamın.

Annem yoktu zaten
Ben doğarken
İlaç yokluğunda ölmüş.
Ambargo falan dediler ya
Anlamadım çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orada da

Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi pazar yerine demokrasi?
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orada da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
Ayaklarım hastanede
ve giymeye kıyamadığım pabuçlar kaldı elimde.
Seni demokrat Yapacaklar...

İşte BOP, İşte “Modern Batı!” ve “Yeni Dünya Düzeni” olarak pazarladıkları reçeteler!

...

BOP konusunu neden yazdık?

Osmanlı, mayası İnsan, Adalet ve Koruyucu’luk olan bir devlet kurmuştu...

Batılılar onu kendilerine benzemediği için onu elbirliği ile ve üçyüz yılda ancak yere çökertebildiler...

Üstelikte onu unutmak adına da her türlü yalanı ve iftirayı atarak...

Ancak insanlığın bugün geldiği ve uyandığı noktada çare, yıktıkları Osmanlının Devlet Anlayışında  aranmaktadırlar...

İlahi Adalet bu olsa gerek!

Bu yazıyı, Osmanlıyı hiç araştırma zahmetine katılmadan, Batının artniyetli karalama kampanyasına kanarak katılanlara ithaf ediyoruz.

...

Osmanlı!

Mekânın cennet,

Yattığın yer nur olsun...

...

Ve Üstat Necip Fazıl ile noktalıyoruz.

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte;
Ölsek de sevinin, eve dönsek de.
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte...

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir.
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

www.canmehmet.com

(1-2) NIALL Ferguson, “İmparatorluk, Britanya’nın modern dünyayı biçimlendirişi”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Slm Mehmet bey,hacli medeniyetlerin"marifetlerini"siralayip, osmanlida bunlari yapti deyip,neden ve sonuclara vurgu yapip isin icinden cikmak ne kadar adaletli olur bilmem.Gunumuzde demokrasi kavrami artik cok muglak bir hal almistir,herkesin kendine has bir demokrasi tarifi vardir.Osmanli'da nasil gercek islam yok idiyse,cumhuriyet donemindede malesef gercek demokrasi olmamistir.Ataturk ilke ve devrimlerini hayata gecirmede saltanat hayranlari surekli ayak bagi olmuslardir. Art niyetle ele alinan her kavram itilmeye mahkumdur,saltanatcilarin laiklige yaklasimini bu acidan degerlendirmek gerekir.Din istismari Hz.Ali ile Muavi'nin karsilikli mucadelesinde,Muavi'nin kilicinin ucuna taktigi kuran ayetleri ile baslamis,yoksul cocuklari okutmak niyetiyle holdinglesip isi sivil darbe yapmaya kadar goturmekle devam etmektedir.Laiklik tamda burda buyuk onem kazanmaktadir.Din onderi Seyh Abbas'in sozu ile musadenizi istiyorum"Turklerin atasi dine karsi degil,cehalete karsi savasti".Saygilar

arif cakmak 
 21.12.2011 2:12
Cevap :
Değerli Arif Bey, Önce emek vererek yazdığınız görüşlerinize teşekkür ediyorum. Tarihi doğru değerlendirebilmek için sadece bizim yaşadıklarımızı değil, o dönemi tüm şartları ile bilmemiz gerekmektedir. Örneğin, savaşlar ekonomik nedenlerle çıkmaktadır. Bu manada dönemin ekonomik şartlarını ve tarafların beklentileri de öğrenilmelidir. Devletlerde, şirketler gibidir. Sürekli rekabet halindeler. Birinin kaybetmesi veya büyümesi onları yakından ilgilendirmektedir. Kazanmak için tarihten öğrendiğimize göre, her türlü oyun oynamıştır. Bu oyunlara Fransız Devrimi de dahildir. Atatürk bir Osmanlı paşasıdır, Cumhuriyeti kuran bürokratlar gibi...Aydınlanma çağının sembolü sorgulamaktır. Bizde bu anlayışla, bizi ilgilendiren ne varsa sorgulamaktayız. Bundan da gelişmemiz adına gocunmamamız gerekir. Burada bin harfle, bin yıllık tarihi neden ve sonuçları ile kısa sürede açmak mümkün değildir. Bu bir süreç işidir. Biz yazacak, meraklıları da eleştirerek, sorgulayacaktır. Sağlıcakla kalınız.  21.12.2011 11:39
 

Mayasi insan,adalet ve koruyucu olan bir duzene,Sah ismailler,Pir sultanlar,Seyh bedreddinler niye isyan ettiler? Kullarina sadece "vergi ve asker"ligi layik goren koca imparatorluk cokmus yerine kulluktan vatandasliga gecen bir Cumhuriyet gelmistir.Dini,cikar iliskilerinden kurtarip insanlarin hur vicdanlari ile bulusturan Cumhuriyet,emperyalizm ve dinci kesimin hedef tahtasindan gunumuze kadar kurtulmus degildir...saygilar.

arif cakmak 
 17.12.2011 19:50
Cevap :
Saygıdeğer Arif Çakmak, konu devletler ve medeniyetler olunca adaletli olanı; önce bunları uygulamaları ve anlayışları ile eşleştirmeli; sonra da sizin haklı olarak vurguladıklarınıza bir cevap vermelidir. Sırası ile, Antik Yunan, Roma, Endülüs (İspanya) İslam Devleti, İspanya (latinleri imhaları), İngiltere (Afrikalıları köleleştirmeleri) ve Osmanlı ve en son ABD'nin -Kızılderilileri imhaları- anlayış ve bünyelerindeki milletlere nasıl davrandıklarını masaya yatırmalıyız. Ve meseleleri sadece bir ayağı ile de değerlendirmekte doğru olmayacaktır. Nedenler ve sonuçlar birlikte ele alınmalıdır. Geldik cumhuriyete, gerçek demokrasi yoksa, cumhuriyet çok açık olarak bir saltanattır. Öyle de olmuştur. Din bizde yanlış değerlendirilmektedir. Kilisenin zulmünün faturası İslam'a çıkarılmıştır. Laiklik anlayışının gerçeğinde İslam ile ne ilgisi vardır? Halkı sömüren, cadı ismi altında yakan Kilise, bedelini ödeyen Cami olmuştur. Yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  19.12.2011 11:04
 

Bir kere daha elinize sağlık, diyorum Mehmet bey...Belki de dünya tarihin en tuhaf, en garip ve en acınası "aydın" tipi bizde ortaya çıktı. Kendi tarihine, kendi atasına isyan etmeyi marifet bilen, iki cami arasında kalmış beynemaz misali, ne doğulu ne batılı olabilen yarı-modern, yarım aydın tipi...Osmanlıyı yıkan da, bugün Osmanlı'ya küfreden de aynı zihniyettir. Ama, onların da söyleyecek sözü kalmamıştır artık...Şimdi söz gerçek tarihin...Ya da tarihin gerçeklerinin olacaktır...Selamlarımla

ali açıköz 
 14.12.2011 22:08
Cevap :
Değerli Ali Bey, Konuya ilginize ve nezaketinize teşekkür ediyorum. Bilirsiniz, insan kendi gerçeklerini ancak düşmanlarından öğrenebilmektedir. Biz her zaman Leyla'yı, Mecnun'un gözüyle (sadece görmek istediğimiz gibi) görmüşüz. İnsanların, milletlerin ve devletlerin girdikleri sarmaldan kurtulmaları; kendilerine, "Nerede hata yaptık?" Sorusu ile başlamaktadır. Biz sanki gerçeklerimizden korkuyor ve üzerlerindeki örtüyü kaldırmak istemiyoruz. Kaldırmaya teşebbüs edenleri de, kısa yoldan vazgeçirmek için, "Hain!" etiketi ile sindirerek!, gözlerimizi kapamaya devam ediyoruz. Ancak, 21'inci asır, bilgi çağında bu artık mümkün olmamaktadır. Ne kadar istemesekte meselelerimizle yüzleşmek zorundayız. Sağlıcakla kalınız.  15.12.2011 10:59
 

Cübbeli Ahmet Hoca'nın tutuklanma nedeni ve şekli bazı yazılarınızı ofsayt'a çıkarmadı mı?

mehmet binlik 
 14.12.2011 16:14
Cevap :
Saygıdeğer mehmet Binlik, Lütfeder, "ofsayt'a çıkan cümleleri belirtirseniz, aklımız erdiği, bilgimiz izin verdiği ölçüde cevaplandırırız. Sağlıcakla kalınız.  14.12.2011 16:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1081
Toplam yorum
: 2685
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1712
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster