Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
8014
 

Aşk, ille de...

Aşk, ille de...
 

Kaynak:İnternet


Çok kararsız kaldım, yazının başına mı, sonuna mı koyayım diye; bir satır yazdım, sildim, diğer bir satır yazdım, onu da sildim…

Altı üstü; son yazımda “sohbetin devamı bir sonraki yazıda” demiştim, lakin hafta sonu biraz daha keyifli şeyler yazmaya meyilliyim, izninizle devamını sonra yazacağım diyeceğim, kıvranıp duruyorum!

Neyse, dedim işte!

Çok garip bir şey bu; ille de doğru anlaşılmak istiyor insan!

Doğru anlaşılayım derken öyle çok detay veriyor ki ya çok fazla sıkıyor karşısındakini ya da kendini aklamaya çalışıyor sanılıyor!

Ya da salak!...

Üniversite öğrencisiyken henüz, hani hepten dış gözlere önem verdiğimiz yaşlar, çarşıda yürürken bir anda gözüme sinek kaçtı!

Mini minnacık bir şey, cüssesine bakmadan gözümü öyle bir yaktı; bilim insanları ne der bilmiyorum, ama ben o gün kararımı verdim ki o minik sinekler de korku ile altlarına ediyorlar; gözümün içine işemediyse yoksa ne diye o kadar yansın!

Gözüme kaçan sinek kesin işedi, sineği gözümden çıkardım ama salgısı tüm gözyaşı bezlerimi harekete geçirdi!

Genciz, etrafı fazla önemsemekteyiz!

Çarşının tam da göbeğindeyiz!...

Genç bir kız ağlıyor, sırım sırım; istediğin kadar gülümse etrafa, ne fayda!

Sevgilisi mi terk etti, yazık!...

Böyle durumlarda bir de mendil bulamazsınız yanınızda, muhtemelen son mendilinizi bir başkasına vermişsinizdir “bana lazım olmaz nasılsa” diyerek…

İlk önüme çıkan bakkala girdim, hiç unutmuyorum, bakkal bey ve eşi şimdi olduğum yaşlarda, ama o zamanlarda bey amca ve hanım abla diye hitap ediliyordu, o başka…

Dükkana girdim, iki gözüm iki çeşme…

Bir paket mendil istedim.

Sevgilisi mi terk etti, kürtaj mı oldu yoksa falan diye düşünmesinler diye durumu açıklamak istiyorum, iki gözüm iki çeşme, kan ter içinde…

Diyorum ki bakkal Amca’nın ve eşinin gözlerinin içlerine bakarak “Yoluma sinek kaçtı!”, bakkal amcanın eşi o saat dükkan dışına çıktı; o değil de asıl beni yaralayan durumu toparlamaya çalışırken “yani gözüme yol kaçtı" derken bakkal amcanın mendil paketinin ardı sıra para üstünü verip de başını arkaya doğru çevirmesiydi en çok beni rencide eden!

Bakkal amca ve eşi hanım teyze, bakın bir daha söylemeye çalışıyorum: Yolda giderken gözüme sinek kaçtı!

******

Hey Allahım, insanoğlu bir garip…

Yaş epey ilerlemişken aşık da oluyor insan; hatta tavsiye ederim, taşlar yerine oturdukça daha da keyifli oluyor!

Böyle bir deneyim yaşayıp, “Bir daha asla evlenmem!” demişken, şartlar gereği, hoplaya zıplaya evlenmiştim.

Bana kalsa, evlenmeden ömür boyu sevgili olma statüsünü devam ettirmeyi tercih ederdim, o başka!

Yaş otuz sekiz falan, hadi yuvarlak kırk diyelim, maksat durumu anlatmaya çalışmak…

Nasıl mutluyum, vallaha anlatması zor! Gözlerini görmek lazım böyle durumlarda insanların; en iyi ancak onlar anlatır!

O parıltı, o enerji…

O fışkıran pembelik, falan…

Evden çıkarken işe gitmek için bir sabah ayağım tökezledi, pat diye duvarın köşesine kafamı çarptım!

Önemli midir, değil midir; hadi film çektirelim falan derken, önemli bir şey olmadığını öğrendik!

Lakin, çarpma sonucu biriken kan sağ gözüme de inmeye başladı.

Aman…

Öyle mutluyum ki, gülüp geçiyorum; çatlayıp patlamadı ya kafam!

Biriken kanlar göz etrafımı sardılar üç gün içinde, mosmor!

Rahmetli babam çekti bir köşeye, “Söylemek istediğin bir şey var mı kızım?” diye…

Gülüyorum, kıkır kıkır…

İş yerinde de kim bilir ne sanıyordur insanlar şimdi!

Alış veriş yapıyorum, gözlerimin içi gülüyor, etrafımdaki kadınların gözleri buğulanıyor gözümün morluğuna takıldıkça; herkes bir başka yardımcı olmaya çalışıyor…

Açıklama gereği duymadım, ne ilginç!

******

Bu kadar şey yazdıktan sonra bir çıkarım yapmak gerek; çok gençlikte kim ne der endişemiz çok fazla iken yaş ilerledikçe anlamsız buluyoruz; keşke gençken öğrensek de enerjimizi daha yararlı şeyler için kullanabilsek!

Aşk öyle güçlü bir etkiye sahip ki; kişiyi bundan daha fazla yetkin, kendi ile barışık hale getirecek belki de başka bir enerji yok!

Belki de bu yüzden bir süre sonra bitmesi gerekiyor! Düşünsenize, her çift arasında böyle yoğun bir birleşme olduğunu…

Dengeleri değişir ayol dünyanın!

******

Bu mosmor göz olayını anlattım ya, yaklaşık bir ay sonra gözümün altındaki son mor nokta tam geçmek üzereyken ayağım kırıldı!

Allahım, ayağı kırılıp da bu kadar gülen bir insanı hastane personeli ilk defa görüyordu, muhtemelen!

Biz, kıkır kıkır…

Geçici alçıya alınmış ayağımla hasta arabasında oturmuş, kıkırdarken hala hastane çıkışında acil gelen bir ambulansın altından zor kurtuldum; evde her şey yoluna girmişti, üst kattaki yatak odasına taşınırken düşmeseydim merdivenlerden!

Yine güldük, kırık ayağım için kim ne senaryolar yazdı, kim bilir?

******

Yaş ilerledikçe kendimizi kanıtlama gereksinimimiz ortadan kalkıyor, eğer kendimizi kanıtlamışsak bazı konularda…

İş yaşamı, eş olma konumu, annelik-babalık; aşk-meşk, falan…

Genç yaşlarda en önem verdiğimiz “kim ne düşünür” sonraki yaşlarımızda önemini kaybediyor, iyi ki!

******

Yine de sıfırlanmıyor; kişiye, coğrafyaya, konuma göre!

Sıfırlansa keşke…

Mesela, bakınız, hala faklı bir konuyu neden yazdığıma dair durum ve duygular çerçevesinde cebelleşiyorum, farkında dahi olmadan; hani dil ağrıyan dişin etrafında dolanır derler ya, aynen o vaziyet!

Oysa, yaşam bu detaylarla uğraşılmayacak kadar akıcı, kısa ve öz!

Biliyoruz, bildiğimizi sanıyoruz, uygulamakta zorlanıyoruz!

Zira, yeterince anlaşılamamaktan çok korkuyoruz!

******

Hep “Ayıp” larla büyütüldüğümüzden mi acaba?

Hani, hep yanlışlarımız söz konusu olup, doğrularımız yeterince alkışlanmadığından mı yoksa?

“Şey, anlatabildim mi ne demek istediğimi?”

“Yanlış anlamadınız değil mi beni?”

******

“Buyum ben! İster alkışlayın, ister kışkışlayın!” demek çok kolayken iç ses ile, yüksek ses ile söylemek cesaret ister; ahh, ülkemin insanları bıçaksız, silahsız bunu böyle dese!

Cesur, özgüvenli, yeterli!

Ne gerek kalır ille de kendimi anlatacağım sıkıntıları, tripleri?

"Aşk" şekerim, az biraz rahat bıraksa ülkem insanları kendilerini...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşk,gittiğinde ardında güvenini,inancını kaybetmiş suratı hep asık bir harabe bırakacaksa eğer bence hiç gelmesin daha iyi...

filiz aktas 
 29.03.2011 13:14
 

Sen nelere kadirsin... Yaşayan da pişman yaşamayan da. Gerçi her iki taraf da aynı zamanda memnun. Sağlıcakla kalınız...

Asi Güvercin 
 28.03.2011 19:01
 

tesekkürler,tamam.

fatih altinyeleklioglu 
 28.03.2011 16:47
 

çok güzel bir yazı yazmışsınız.Pazar günü sınav vardı.şimdi bu gün okuma fırsatım oldu tebrikler.hani dediğiniz gibi"yeterince alkışlanmadığımızdandır bu sıkıntılarımız.şartalar ne kadar zor olsada gülebilmek güzel bir şey.ben bu yazınızdan bunu anladım...

cemil çalik 
 28.03.2011 9:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1311
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster