Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
753
 

Aşk, vuslatla biter mi?

Aşk, vuslatla biter mi?
 

Aşk için dönenler


(Aklın, aşkı idrak etmede ayağı kırıktır.-Mevlana)

Günümüz insanı bu soruyu büyük oranda “evet” olarak cevaplar. Tüketime alıştırılan günümüz insanı, aşkında tükenebileceğinden emindir. Çünkü aşka dair algısı tıpkı, sahip olamadığı herhangi bir eşyaya duyduğu hasret gibidir.

Başkalarında gördüğü ve özendiği marka giysi sanır aşkı; peşinde koşup yakaladıktan sonra tüketmek için oburca davranır. Sonra, sonra yeni bir ‘aşk’, sonra bir daha ve nihayetinde doyumsuz, tüketen obur kişiliğin kıymetsiz arzusuna dönüşür aşk.

Elbette bu şekilde yaşanan aşka aşk denir mi?

Bu sorunun cevabını, insanın insan-i kamil’e ulaşmanın yolcusu olan tasavvuf âşıklarının aşka dair sözlerinde bulmamız mümkündür.

Arapça aslı ışk olan sözcüğün anlamı:“Şiddetli ve aşırı sevgi; bir kimsenin kendisini tamamen sevdiğine vermesi, sevgilisinden başka güzel görmeyecek kadar ona düşkün olması” dır. Tasavvufta iki aşk vardır: Mecazi ve hakiki aşk ya da beşeri ve İlahi aşk. Bu aşkların birincisi ikincinin eskizidir. Eskiz kötüyse aslını yaşamak imkansızdır. Yaratıcı olan her sanatçı, yapacağı her eserin eskizini yapar. Söz konusu eskiz eğer asıl esere dair bir duygu uyandırmaktan uzaksa; o eskiz değil, olsa olsa müsvedde sayılır.

İnsanın, insan-i kamil yolculuğunda aşkı yaşama serüvenini mutasavvıflar beşe ayırır:

1-Behimi (hayvani) aşk: Aşağılık kimselerin tanıdığı, heva ve hevesten ibaret olan, şehveti ve nefsi arzuları tatmin etmeyi hedefleyen aşktır.

2-Tabii aşk: Unsurlardaki letâfetten hâsıl olan maddi ve cismani bir aşk olup, aklın ve ilmin hakimiyetinde olmazsa kötüdür.

3-Ruhani aşk: Seçkinlerde bulunan, maddi ve manevi güzelliklere karşı duyulan aşktır. Bu aşka düşen kişi kendisini şehvetten korursa, aşk onu ârifler derecesine ulaştırabilir.

4-Akli aşk: Melekût âleminde tecelli eden güzellikleri temaşadan hâsıl olan bu aşk ilahi aşkın ilk basamağıdır.

5- İlahi aşk: Aşkları en yücesidir. Çünkü kendi içinde yok olma halidir.

Sufiler, mâkul ve meşru çerçevede kalması koşuluyla aşkın her türünü iyi sayarlar. Böylece birinden ötekine kendini aşarak çıkıp ilahi aşka ulaşmaya çalışırlar.

Ancak, ‘insan’ bu yolculukta bir arpa boyu gidemediği için insanlıkla ilgisi olmayan tüketme dürtüsünün ötesinde bir aşkı da yaşayamıyor. Trajik olan ise tükettiği şeyi aşk sanmasıdır. Oysa tükettiği şey sahip olmanın kibirliğidir.

Gazali’ye göre Allah’ı tanıyan O’nu sever. Tanıma (mârifet) arttıkça sevgi de gelişir ve güçlenir. Güçlenen bu sevgiye aşk denir.

Tasavvuf tarihinde aşk şehidi diye anılan, Hallâc’ı Mansur ise aşkı mum ve pervane örneğiyle şöyle açıklar. Pervanenin ışığı görmesini “ilme’l yakin” , ona yaklaşıp ısısını hissetmesini “ayne’l yakin”, ateşin içinde yanıp kül olmasını “hakka’l yakin” olarak anlatır. “

Aşk, görerek ve idrakla ‘bilme’ üzere yola çıkılan ve yakınlaşarak tanıyıp eriyerek, bir olma halidir. İster beşeri, ister ilahi aşk olsun bu yol üzere gidiliğinde, sonuç tükenme değil bir olmaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel yorumlamışsınız Aşk ı.kaleminize sağlık.son sözünüzü cok sevdim "bir olmak"hepimiz aynı pencereden bakarsak aşka aşkın büyüsü kalmaya bilir. bırakalım herkes bildiği gibi yaşasın aşkını. sevgiler.

yagmurgunesı 
 05.10.2011 17:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 770
Kayıt tarihi
: 11.06.11
 
 

. "Gök kubbenin altında söylenmemiş söz yoktur" diyen eskiler haklılar, ama zamanın akışı içinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster