Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '17

 
Kategori
İlişkiler
 

Aşk'a sordum; Suç musun, Ceza mısın?

- İkisinden birini seçmek zorunda değilim.
- Bilinen hikayelerinde üçüncü bir seçeneğe pek sık rastlanmıyor.
- Bu senin bilmediğin hikayeler de var anlamına gelir.
- İnatla ne Suç olmayı ne de Ceza olmayı kabul etmiyorsun.
- İnatla kabul ettirmene rağmen, evet, kabul etmiyorum.
- Bu kadar ısrar etmenin sebebi daha kötü bir seçenek olduğu için mi?
- Aşk olan yerde kötü ne arar?
- Yok artık, o kadar da değil. Sen bende yaşıyor olabilirsin ama ben senle birlikte bu gezegende yaşıyorum. Nasıl söyleyebilirsin bunu? Bu kadar kötü... Hadi yumuşatayım; bu kadar "çok da iyi olmayan bu gezegende" nasıl kötü olan bir yerde olmadığına ikna olayım.
 -İki sebepten dolayı, ilki; Aşk olduğu düşünülen bir yer kötüyse zaten orada yoktur, ikincisi; kötü bir yerde Aşk olduğunda orası zaten iyileşir.
- Bu biraz pazarlama sloganı gibi geldi bana.
- Peki, o zaman bir sürahi kap gel, pazarlama gösterisi yapayım, beğenirsen alırsın.
- Boş mu olsun?
- Hayır, içinde Sen olucaksın.
- ???
- Bedeninin yaklaşık yüzde yetmişbeşi su olduğuna göre, çoğunluğunu bir sürahiye doldurabilirsin.
- Eee?
- Masada yer aç çünkü bu gezegendeki her insan için de bir sürahi olacak!
- Sanırım bu sürahiyi boşuna getirttin bana, biraz geyik mevzu var gibi.
- Elbette yok, şimdi o içinde SEN dolu sürahiye, saf su olarak Aşk katalım, ortalama bir ömürlük.
- Ve?
- Şimdi, kimya bilgin hiç olmasa bile, cevaplayabilir misin; SEN ile karıştığında, saf olarak mı kaldı yoksa sana mı bulandı, içine dökülen bu saf su?
- Tamam, burada belli bir ölçüde saf suya müdahalem olmuştur, kimyasallarımla. Diğer insanlar için sürahiye ne gerek vardı?
- "Yedi milyarı geçkin insan yaşayan bu gezegende, herkesin tıpkı parmak izi gibi kendine özel bir kimyasal yapısı vardır" dersem; abarttığım düşünülmez sanırım. İşte bu saf suyu kime katarsan kat, aynı oranda katılmış bir başkasından daha farklı kimyasala dönüşecektir. Doğal olarak da her bedende farklı tepki verecektir.
- Bu dediğinle Aşk beni değil, BEN aşkı değiştiriyorum.
- Ve bu değişimi; kendi içinde karışan kimyasallarınla yaşıyorsun, sonra da bana çamur atıyorsun. Saflığını Senleştirdiğin sudan çıkartıp.
- O kadar da masum olmasan gerek, yoksa mükemmel kimyasalı olan beden var da, bi ben mi değilim?
- Kendine haksızlık etme, temiz yada kirli kimyasal olmaktan bahsetmiyorum. SEN ne kadar taşlaşmışsan dökülen sıvı üzerinden o kadar hızlı akar gider, içine çekmen çok zaman alır. Ne kadar topraksı bir dokun varsa dökülen tüm suyu içine doldurursun; saflığın tüm değerli mineralleriyle.
- Yine de saflığın yeterince güçlü değil demek ki, taşı bile süngere dönüştüremediğine göre.
- Dönüşmez demedim ki, çok zaman alır dedim.
- Hala çok ikna olamadım, yeteri kadar sevmediğim için mi yoksa senin de bir limitin olduğu için mi, bunun çok sürmesi?
- Sadece zaman ve miktarı sınırladığın için ters düşünüyorsun. Katılan saf su Senleştiğinde daha fazla bu saf suyu katabileceğini görmüyorsun.
- O zaman benim kimyasallarım BEN olmaktan çıkmaz mı?
- O zaman SEN saflınağa kavuşmuş olmaz mısın, böyle yoğun bir sevgi ile dolu sürahinin içindeki AŞK ile?



Facebook sayfamda düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz

Birol Boyacıoğlu
brlbo.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 108
Kayıt tarihi
: 14.01.17
 
 

Reklam ve Halkla İlişkiler ile başlayan profesyonel yaşama, değerli markaların hayat bulduğu iç m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster