Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün

http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana

12 Kasım '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
12050
 

Aşk acısı çekiyorum!

Aşk acısı çekiyorum!
 

Aşkın Acısı Milliyet


''Aşk hem ödül hem acı'' Peki tedavisi var mıdır?

Aşık kişi terk edilince neler yaşıyor, aşk insana neler yaptırıyor, ruh halleri nasıl oluyor?

Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışıyor, olmayınca ise acı çekiyor.
Aşık kişiler neden dünyaya ve çevrelerine farklı bakarlar?
Neler olurda beyinlerinde hiçbir şeyden çekinmez ve korkmazlar?
Sevdikleri uğruna her acıyı ve cefayı nasıl göze alabilmektedirler?
Terk edilen aşıkların ruh halleri nasıldır?

Her gün üçüncü sayfa haberlerine konu olan aşk cinayeti haberlerine birde bu açıdan bakmalı…

Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Prof. Dr. Kemal Arıkan sorularımızı yanıtladı:

Aşk beyinde nasıl bir değişime neden olmaktadır?

Aşk beyinde ödül merkezini sürekli uyarmaktadır. Limbik sistem dediğimiz beyin bölgesinde aktivitede artışa yol açmakta oradan da otonom sistemde düzenli çalışmaya sebep olmaktadır. Yani aşk sadece beyinde değil tüm vücutta sağlık veren bir düzene yol açmaktadır.

Aşk acısı kişinin bünyesinde ne gibi değişimler yapar?

Aşk acısı çeken kişi yavrusunu kaybeden bir ana gibidir. Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışmıştır. Kaybettiğinde derin bir yoksunluk hisseder. Otonom sistemi baştaki düzenli halini yitirir. Otonom istemin idaresindeki tüm organlarda negatif bir etkileniş söz konusudur. Tansiyon değişir. Mide-barsak hassaslaşır. Kalp ritmi bozulur vs.

Aşk acısı ile dirençli depresyon aynı şey midir?

Aşk ile depresyon arasında nöroendokrin mekanizmalar açısından az-çok bir yakınlık vardır. Her ikisinde de serotonerjik, dopaminerjik sitemler rol almaktadır. Ayrıca aşkta vazopressin ve oksitosin mediatör rol oynamaktadır. Aşk acısı dediğimiz sevgilinin yoksunluğu halinde mediatörlere karşı aşırı bir reseptör duyarlılığı sürpriz olmaz. Eğer kişi tedaviye direnç gösterirse elbette yaptığınız benzetme uygun olabilir.

Melankoli ve aşk bağlantısı nedir?

Yukarda ifade ettiğim gibi biyokimyasal düzeyde bir bağlantı vardır.
Analitik açıdan bakarsak, aşık olunan kişinin geri çekilmesi bir çeşit ceza olarak algılanabilir. Ya da beğenilmeme duygusu, eksiklik yetersizlik yeteneksizlik gibi hislere yol açmak suretiyle kişiyi derin bir depresyona itebilir.

Aşk acısı çekenlerin çevrelerinin uyarılarını dikkate almamalarının nedeni nedir?

Kişi aşkına odaklanmıştır. Diğer uyaranların çekiciliği kalmamıştır.
Malum hazza yönelir elemden kaçarız. Haz aşık olunan objede gizliyken ona yöneliriz. Çevrenin "bırak onu!" uyarıları ise yardımcı olmadığı gibi elemi daha da derinleştirmektedir. Sanırım o nedenle aşk acısı içindeki kişi çevresel uyaranlara tepkisiz kalmayı tercih ediyor.

Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan bahsedilebilir mi? Örneğin bağımlı kişilik midir aşıklar?

Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan söz etmek biraz zor... Zira tanım itibariyle kişilik bozukluğu çok erken yaşlara uzanan bir dizi belirtiyi gerektirir. Ancak soruyu şöyle çevirirsek; kişilik bozukluğu olanlarda aşk acısı çekme ihtimali yüksek midir? Dersek belki de daha yerinde olabilir. İnsanların bir grubu haz almaya kolay alışıyor. Bu ifade ettiğiniz gibi bağımlı kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere hemen her türlü kişilik bozukluğunda daha aşikar. Dolayısıyla, konuyla ilgili bir araştırma okumadım ama kuvvetle muhtemeldir ki kişilik bozukluğu olanlarda aşkın acı dozu artabilir.

Aşkı tutkulu yaşayanlar neden şüpheci ve kontrolcü olmaktadırlar?

Her an kaybetme korkusu ve yanı sıra yetersizlik hisleri varsa kişi kuşkucu ve kontrolcü olmaktadır. Çiftleşme dönemindeki hayvanlara baktığımızda eşlerini sürünün diğer adaylarına karşı koruma ve eşler uğrunda çarpıştıklarını görürüz. Bu kaide aşık insanlar içinde geçerli olsa gerekir. Ya aşkımı kaparlarsa? Ya bendeki olası bir eksiklik aşkımın beni terk etmesine neden olursa gibi kaygılar mutattır.

Acı çekmeye eğilimli kişilerde mi karşılıksız aşk yaşanmaktadır?

Mazokistik eğilim de yukarda belirttiğim gibi kişilik bozuklukları arasında sayılabilir. Aynı gerekçelerle sorunuza kısaca evet diyebilirim.

Aşk acısı çekenlerin cinayete kadar varan davranışları nasıl meydana geliyor?

Aşk da şiddet eğilimi de nöral temelleri yakın olgulardır. Yavru sevgisi aşkın bir çeşidi olarak kabul edilir. Evladını korumak üzere programlanmış bir ana elbette öfkelidir. Aşık olunan kişinin ya da onu elinden alan şahsın tehdit edilmesi bazen cinayet düzeyine ulaşabilir.

Aşkın tutkuya evrilmesi hangi aşamalardan geçerek olmaktadır?

Aşk başından beri bir tutkudur aslında. Ama burada karşılıksız bir aşık tutkuya dönüşmesinden söz ediyorsak o patolojik bir haldir ve tabi ki belirli aşamaları gerektirir. Önce bir şekilde uyarılmış olmak gerekir. Ödül mekanizmalarının harekete geçmesi moleküler düzeyde bir reseptör duyarlılığına sebep olur. Bu birinci aşamadır. Duyarlı olmak. Ardından bunu pekiştiren çevresel faktörler devreye girer. Aşık olunan kişinin o aşka değeceğini ima eden toplumsal etkenler. Antropolojik açıdan bakılırsa, aynı obje için yarışan başkalarının varlığı da tetikleyicidir. Pekiştirilmek, kışkırtılmak. Nihayet, kişi kendi kendine güveyi olmak dediğimiz internal faktörlerle olayı tutkuya
çevirir.

Takıntılı kişiliklerin daha çok aşk acısına düştüğünü söyleyebilir miyiz?

Bu ilginç bir noktadır. Gerçi obsesyonların hakim olduğu kişilerde böyle bir olasılık akla gelebilir ama, bir paradoks olarak o kişilerin entelektüalizasyon dediğimiz savunma düzeneği yoluyla süreci yaşayamadıklarına tanık oluyoruz. Yani aşktan çok söz ediyorlar, aşkın anatomisini adeta biliyor, öğreniyor ve merak ediyorlar ama bir türlü aşık olamıyorlar. Çektikleri acı ise izole oluyor ve bir türlü dışa yansımıyor. Yine yapılmış bir araştırma bilmiyorum ama en azından teorik olarak takıntılı kişilerde gerçek anlamda bir aşk acısına rastlanmadığı kanısındayım.

Terk edilen aşıklarda ne gibi duygusal yaralanmalar meydana gelmektedir?

Yetersizlik, ümitsizlik, yeteneksizlik gibi depresyonla bağdaşan duygusal yaralanmalar olabileceği gibi, ayrılık anksiyetesi dediğimiz bir derin sıkıntı hali ortaya çıkabilir.

Aşık sevdiğine acı veremeyeceğine göre zarar verme nasıl olmaktadır?

Elbette normal bir durum değildir. Eğer ortada sado-mazokistik bir patoloji yoksa, ki nadirdir, kişi ya terk edildiği için acı çektirir ya da terk edilmekle tehdit edildiği için. Bu tehdidin her zaman açık olması gerekmez. Kişi sevgilisinin tavırlarında tehdit algılayabilir. Bazen de kişi sevgilisinin empati yoksunu narsisistik tutumuna karşı tepki
gösterebilir. Ona acı çektirerek ilgisini çekmeyi ya da anlaşılmazlığının intikamını almayı hedefleyebilir.

Aşk acısı çekenlerin daha dürtüsel olduğundan bahsedilebilir mi?

Tabi ki. Frontal korteks bilgi işlem kapasitesi aşan düzeyde bir dizi input almaktadır. Uyaranların kaynağı limbik sistem, ventral tegmental alan vb etki gücü çok yüksek olan bölgelerdir. O koşullarda kontrol elden çıkar ve kişi dürtülerinin esiri olabilir.

Aşk acısı tedavi edilebilir mi?

Zordur ama mümkündür. İfade ettiğim gibi moleküler mekanizmalarına etkili ilaçlar ve psikoterapi denenebilir.

Neler yapılır tedavilerinde?

Öncelikle farmakotereapi düşünülmelidir. Ardından kognitif davranışçı psikoterapi ve destek tedavisi
düşünülmelidir.

Diğer konular:

AŞK ACISI ÇEKİYORUM!
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=144116

Tecavüz Taciz Ensest ''Çocuk İstismarı'' http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=143935

Travma! Taciz, tecavüz, trafik kazaları, kaçırılma, deprem, ayrılıklar ve sevilen kişilerin kaybı..
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=143935

NP Grup ve İDER Vakfı işbirliği ile NPSİTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi ''Bilgilendirme Toplantıları'' sürüyor.. Ayrıca Psikiyatri hakkında her türlü detaylı bilgi http://www.psikoegitim.com/ ve 0216 633 06 76 nolu telefondan alınabilmektedir.


Gönül Notum:

Bu sağlık konusunu Hürriyet Gazetesiyle aynı anda benide bilgilendirdikleri ve sizlerle paylaşmamı sağladıkları için, NPSİTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesine, Sayın Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hocama, Sayın Prof. Dr. Kemal Arıkan Hocama ve Sayın Uğur Canbolat Beyefendiye çok teşekkür ederim..

Sağlıklı ve huzurlu sevgilerle yaşayınız..

''Melekler yüreğinizden öpsün''

Sabiha Rana


İletişim:
Uğur Canbolat
İşletme Müdürü
Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi
www.mcaturk.com
canbolat@mcaturk.com
canbolatugur@gmail.com
Bağdat Cad. No: 109/A 34724 Feneryolu Kadıköy / İstanbul
Santral: (216) 418 15 00 Faks: (216) 418 15 30

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

her rengi içeren blog sayfanızı begeniyorum.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 23.07.2011 10:37
Cevap :
Sen mi geldin güzel portakal çiçeğim? :)  23.07.2011 16:19
 

Bloglarınızda gezinerek almam gereken vitamin ilacı gibi ruhumun ihtiyacı olan yazınızı buluyorum:)Teşekkürler.

Şengül SELVİ 
 12.11.2008 23:16
Cevap :
Sevgili Şengül, MB'da size rastladım. Çok sevindim efendim. Şiirleriniz ve duygularınızla tanıştım merhabalaştım.. İyi ki geldiniz renk kattınız ailemize.. Ve ben anlamlı bulduğum yorumlarınız için size bir kez daha teşekkür ediyorum.. Sevgilerimle..  12.11.2008 23:44
 

İmbikten geçirilmiş duyguların özütüdür. (bu sözü bir yerde bulamazsın ! Ben uydurdum!)

Ahmet Balcı 
 12.11.2008 17:36
Cevap :
Uydurmaya devam ediniz Sevgili Tertip! Gediği sizde hazırdır nasıl olsa! Konu hazır. Birde blog adı altında bir bomba patlatırsınız.. Hem biliyorsunuz bunlar psikiyatrik konular :)  12.11.2008 17:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1987
Toplam yorum
: 5389
Toplam mesaj
: 722
Ort. okunma sayısı
: 4887
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Gazeteci - Yazar (NLP Uzmanı - İlişki ve Yaşam Koçu) Yaşarken dünyayı dolaşmayı, topraktan güneşe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster