Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '14

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
134
 

Aşk acısına yaklaşım

Aşk acısına yaklaşım
 

Dr. Murat Ulusoy


AKIL SAĞLIĞININ KORUNMASI, DELİLİKLE OLAN İNCE ÇİZGİ,

ÇİZGİ NASIL AŞILIR?

ÇİZGİNİN AŞILMASI NASIL ÖNLENİR?

AŞK ACISI ÜZERİNDEN YAKLAŞIM...

Akıl sağlığını yitiren bir deli ile yapılan söyleşi videosunu paylaşmıştım. Akıl sağlığını yitiren kişi; “Gizemin içinde yaşayın, amaç bulun, Şimdi de yaşayın, macera ve ânı yaşayın, insanları yargılamayın, yargılarsanız özgür olamazsınız, şimdiyi sevin, yaratıp ilham verin, sevdiğiniz şeyi yapın, kalbinizdekini yapın, kalbinizdekinden kaçamazsınız, hayat paradokstur, sevin hemen şimdi, hepinizi seviyorum...” ifadelerini kullanmıştır.

Kelimelere baktığınızda aslında önemli ve doğru şeyleri söylediğini fark ediyoruz. Peki bu duruma düşmesine ne sebep olmuştur?

”Sınırı belirleyen ne ki?” diye soruluyor ?

İlk bakışta kelimelerin; şimdi, sevmek, yaratıcı olmak, yargılamamak, kalbinizi hissetmek üzerine kurgulu olduğunu göreceksiniz. Yani sağ beyin içeriğine ait veriler var. Hemen şunu da söyleyebilirsiniz, sol beyin kontrolü azaldığı için ya da kalktığı için gerçeklikle bağı kopmuştur. Dışarıdan bakıldığında doğrudur. Ama biz bu işi biraz kurcalayalım…

Grof, Manevi Kriz kitabında meditasyon yapanların bir kısmında benzeri delilik / psikoz halleri yaşanabildiğini belirtiyor. Bu durumda meditasyon yaptıran deneyime sahip hocaları/guruları, terapistlerin yaptığı gibi sol beyin aktivasyonu sağlamaya çalışmıyorlar. İlginç olarak meditasyonu bıraktırıp, dünyevi işlerle uğraşmalarını salık veriyorlar. Toprakla uğraş, odun kes, su taşı gibi… Dolaylı ve uygulamalı bir yaklaşım söz konusu ve yılların deneyimlerinin bir akışı aslında.

Delilik, mecnunluk olarak da görülebilir. Kişi çok sever, tek taraflı sever veya sevgilisi terk eder ve kişi derinden bir aşk acısı duymaya başlar. Her an O’nu hisseder. O’nunla iletişimini arttırmaya çalışırken sevginin fazlası karşı tarafı rahatsız eder ve daha da uzaklaşır. (Zaten birini kendinizden uzaklaştırmak istiyorsanız öncelikle çok seviniz, çok ilgi gösteriniz ve çok değer veriniz, bir anda sizden boğulma hissi ile beraber uzaklaşmaya başlayacaktır.) Durum tam olarak işin içinden çıkılmaz hale gelir.

“Kuram ve Danışan Mizanseni Üzerinden Yazının Devamı “ adlı makalemin *4. Maddesinde belirttiğim kişi delilik/psikoz sınırına varır. Onunla yatar, onunla kalkar hep onu düşünür ve hisseder sonra bir de bakar ki ince çizgiyi aşmış.

*Bir önceki yazıdaki 4.maddemiz; “Platoniğinden kopamayabilir ve onu iç dünyasında yaşamaya devam eder. Bu süreç daha da ileri gidip gerçeklikle bağlantı koparsa “psikoza” girer. Artık her an her yerde onunla yaşamaktadır ve onunla konuşmaktadır. Bilinçdışı egoyu korumak için mantık içermediğinden dolayı çok güzel ama yaşamla bağdaşmayan bir çözüm bulmuştur. Geçmişte benzer bir vakam vardı. Erkek geçmişte sevgilisi ile birlikte iken ona ait ne varsa toplamıştı. Yediği gofretin kağıdı, yarım bıraktığı çikolata, kullandığı kirli mendil vs. Bu semboller üzerinden sevgilisini içeriden yaşatmaya devam ediyordu.”

 Bu hassas çizgide yapılması gerekenler;

1- Var olan duygu başka bir duygu ile değiştirilecektir, aşkın, sevginin başka nesneye ya da kişiye yönlendirilmesi,

2- Aşk Acısında Hipnoterapi Makalemde olduğu gibi sevgilinin olumsuz yönleri zihinde senaryolaştırılacaktır,

3- Zihin kendisi senaryo yazar, sonra bu senaryoya göre hareket eder. Zihnin kozmik odasında binlerce senaryo hazırdır. Bu nedenle terapi yaklaşımında içinde kendisinin sevgilisinin ve başka bir kadın/erkeğin bulunduğu yeni bir senaryo daha yönlendirmeli olarak hipnoz altında ya da terapide aktarılabilir.

Örneğin; sevgilisi “Senden hoşlanmıyorum, yaşam arkadaşı olarak da düşünmüyorum. Çok farklı sevgiler var ve benim sana olan sevgim farklı bir sevgi.” demiş olsun. Bunu duyan erkek/kadın önce çöküntü hisseder, reddedilme vardır. Bu girdaptan çıkamayabilir.

Burada danışana şöyle bir senaryo sunmak kanımca doğru olacaktır;

“ Aşık olmadığın ama sevdiğin bir arkadaşın var mı ?”

“ Evet, var adı Ayşe.”

“Tamam şimdi Ayşe’nin seni çok sevdiğini sürekli ilettiğini ve eşi olarak görmek istediğini düşün. Ama sen O’nu arkadaşça severken, eş olarak, tensel uyum olarak sanırım hiç düşlemedin, öyle mi ?”

“Evet, o benim arkadaşım.”

“ Peki, bu durumda düşünürsen aslında senin sevdiğin Arzu adlı kişide aynı şeyleri duyumsuyordur.”

Bu anlatım yeni bir senaryoyu, zihne dışarıdan vermektedir. Danışana gözlemci olarak görme fırsatı tanır. Bu senaryoda yeni bir farkındalık yaratabilir. Çünkü zihin senaryolar kurarak yaşama adapte olur. Hipnodramalardaki temel prensipte aslında budur.

4- Platonik sevgiliyi bırakıp, dünyevi işlerle uğraşmak önerilecektir.

Her dördü de kademeli olarak terapi de kullanılabilir. Ancak geçmiş kadim bilgiler ışığında 4. Madde sanırım daha ön plana çıkmaktadır.

O hassas çizgiye yaklaşanlara, geçmek üzere olanlara verilecek en iyi destekler kanımca da 4. maddedir.

02.11.2014 – Dr. Ulusoy, Kuşadası, 18.00 

 

http://www.drulusoy.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 228
Kayıt tarihi
: 22.10.06
 
 

DR. MURAT ULUSOY, 1969 Nazilli doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Nazilli'de tamamladım. 199..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster