Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '10

 
Kategori
Teknolojinin Geleceği
Okunma Sayısı
1764
 

Aşk altıncı his midir?

Aşk altıncı his midir?
 

Net'ten kolaj...



Beyin üzerine yapılan araştırmalardan birine göre, birbirlerine âşık çiftlerin beyinleri tek bir beyin gibi çalışmaya başlıyor! Yani ikinci bir beyni kendi beynimizle paralel bağlantı ile birleştirme... Bence bu, harika bir haber! :-)
.
“En son teknolojiler kullanılarak yapılan nöron devreleri analizleri sonucunda elde ettiğimiz bulgular, âşık çiftlerin aralarında altıncı bir his olduğunu kesinkes ortaya koydu!” diyor Sydney Teknoloji Üniversitesi araştırmacılarından Doktor Trisha Stratford. “Araştırmalar ilerledikçe, altıncı bir hisle iletişim kurulabileceğine dair ipuçlarının daha da belirginleşeceğini ve bunun yeni bir devrim yaratabileceğini sanıyoruz.” diye de ilave ediyor Trişa Hanım.
.
Bayan Stratford, “Acaba aşka düşmüş çiftler birbirlerinin düşünceleri yanında neler hissettiklerini de bir tür telepati biçimde anlayabiliyorlar mı?” sorusunu da sorup yanıtının peşine düşmüş. 15 çiftten oluşan gönüllü bir denek grubu oluşturmuş, ekibiyle birlikte hepsinin kalp atışlarını ve beyinsel aktivitelerini incelemiş.
.
Bu araştırmada, birbirinden ayrılamayacak kadar birbirini seven âşık çiftlerin beyinlerindeki etkinliklerin ayrıntılı MRI (eMaR) filmleri çekilmiş. MR imgelerinde, beyin sinyallerinin neredeyse aynı frekans ve aynı dalga boyunda olduğu ve fizyolojik olarak ikiz kabul edilecek kadar benzeştiği görülmüş.
.
Bu bulgu; beyinden ayak başparmaklarına kadar uzanan sinir sistemlerinin olağanüstü bir uyum içinde çalıştığı ve böylece beyin ve bedenlerindeki düşünce ve duyguların aynileştiği anlamına geliyormuş.
.
Son araştırmada ise, birbirini çok iyi tanıyan çiftlerden erkek olan aynalı cam arkasına alınmış ve eşinin kendisine sorulan bir soruya ne cevap vereceğini soru sorulurken sesli olarak söylemesi istenmiş. Yüzlerce kez ve farklı çiftlerle yapılan bu deneylerde de çok yüksek oranlarda başarı sağlanmış.
.
Nörolog Bayan Stratford araştırmanın en çarpıcı bulgusunu da şu sözlerle açıklıyor: “Bu araştırmayı yaşlılar yurdunda da yapmayı ve oralarda kurulmuş çok sıkı arkadaşlıklar arasında böylesi bir altıncı hissin veya empatinin gelişip gelişmediğini plânlıyoruz. Adına bilinç değiş-tokuşu da diyebileceğimiz o karşılıklı beyin okuma ânında, tüm sinir sitemini idare eden beyindeki o bölgenin yaşlı çiftlerde de aynı anda atıp atmadığını görmek istiyoruz...”
.
Bu araştırmayı okuduğumda, gözümün önünden yaşadığım üç büyük aşk geçiverdi bir film şeridi gibi. Her üçünde de sevgilimin sanki zihnimi okuyormuş gibi hislere defalarca kapıldığımı ve benim de onlara bu duyguyu verdiğimi çok net hatırladım. Demek onca “kablosuz iletişim” âşık olduğum kadınların keskin zekâlarından veya dikkatlerinden kaynaklanmıyor; aradaki elektro-biyokimyasal iletişim bağlantısı sayesinde oluşuyormuş!
.
Sevgilimin beyni ile benimkinin tam bir eşleme içinde çalışması yüzündenmiş demek benim onun her kusurunu hoş görmem ve kendimi sürekli ona doğru koşarken bulmam! Salt o ânları yaşamak için olsa dahi tekrar âşık olmaya değer bence! Hatta bu bilinç içinde yaşanacak bir aşkın çok daha haz verici, daha doyurucu ve eşsiz olacağını da hayal edebiliyorum şu anda!
.
.
.
.
.
.
Günün sorusu: Ruh ikizini arayan insanlar acaba düşüncelerini ve duygularını altıncı hisleriyle anlayacak kişiyi mi arıyorlar? MS

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önemli olan "aşk"ın olması. Gerisini bilim adamları; kadınları düşünsün C: Sevgiler, aydınlık sabahlardan yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 08.12.2010 10:32
Cevap :
Çok teşekkür ederim U.... Hanım, bence aşk'ın oluşum mekanizmasını, genetiğini bulursak, onu koruma ve uzun süre yaşatma yolunu da buluruz. Haksız mıyım? Hani sizin branştaki gibi, sağlığı korumanın yollarını bilemeyenler sağlıklarını (aşklarını) kaybediyorlar... Buna ben de dahilim, milyarlarca insan gibi, umarım tıp doktorlarının eriştiği noktaya "aşk doktorları" da ulaşır ve dünya aşk ile sevgi ile şifa bulur... Esin verdiniz, selamla, derin sevgiyle...  09.12.2010 11:28
 

Anlattıklarınız hiç yabancı gelmedi ve çok önceden teşhisi doğru koyduğumu kanıtladı. Ortak hareket ve düşünceleri hep öyle adlandırırdım... Teşekkürler, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 05.12.2010 17:07
Cevap :
İçgörünüz yazılarınızdaki aynadan zaten her zaman yansıyor Ayten Hanım. Teyit ve ziyaret için çok teşekkür ederim. Selamla, derin saygıyla...  05.12.2010 18:45
 

aralarında inanılmaz biyokimyasal ya da bilimsel olarak açıklanan her ne sebebe bağlı ise o yüzden var olan bilinç alışverişi inanılmaz görünen aşkın, iki tarfından biri de kadındır. Düşüncelerinizi okuduğunuzu sandığınız ve yanılarak zekasına bağladığınızı ifade ettiğiniz bu muhteşem iletişimin sebebi umduğunuz gibi sadece zeka katsayısı olmayabilir tabi:) ama, hafife alınmayacak tek şey kadın sezgiselliğidir inanın bana. Bu konuda, IQ su biribirine denk partnerlerden kadın olan tarfın sezgisel zekasını umarım hafife almıyoruzdur(!?) Saygılar sunarım efendim...

Özlem Erkaplan 
 04.12.2010 21:30
Cevap :
Aman efendim ne haddime!!! :-)) Teşekkür ederim Özlem Hanım. Sezgisel zekânın varlığı bilimsel olarak kanıtlanmış zaten... Sezginin mekaniği ile altıncı hissin mekaniği birbirine o kadar benzeş ki... IQ denen şeye de eskisi kadar değer atfedilmiyor artık; zira duygusal ve sezgisel zekâ türleri yanında 15-16 tür daha keşfedildi... Hepsi de bizim parçamız. Size inanmamazlık eder miyim?!. Eğer tüm kadınların temsilcisi olarak konuşuyorsanız, o zaman itiraz ederim ancak; çünkü sezgileri dumura uğramış birkaç kadın tanıdım geçen 30 yıl içinde... Bununla birlikte sezgileri ortalama bir kadınınkinden daha fazla gelişmiş bir-iki erkek de tanıdım. Fakat kadınların bu konuda bir-iki adım ileride olduklarını kabul ederim her zaman. Esin verdiniz, selamla, sevgiyle, saygıyla... Keyifli bir haftasonu dileğimle...  04.12.2010 22:14
 

Bu tanımlardan sonra -yeri gelmişken- yaygın bir toplumsal yanılgıyı daha düzeltelim: “Duyguların mantığı yoktur” veya “duygusal davranmak yanlıştır” cümlelerindeki yanlışlığı... Aslında, bazı insanlara çok karmaşık ve mantıksız gelen duygularımız tamamen fiziksel birer oluşumdurlar, beynin kontrolündediler ve kendi içinde doğa mantığı taşırlar. Dar çerçevede mantıksız görünen ve rasyonel düşüncelerimiz tarafından sürekli dışlanan duygular, geniş perspektiften bakıldığında bilincimizin en vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. İyi ve kötü diye sıfatlandırdığımız bütün duygularımız aslında yaşamamız için çok önemli birer görev üslenmişlerdir ve zaten genlerden gelen emirler üzerine üretilen enzimler, hormonlar ve beyindeki nörotransmiter denen salgılar sayesinde oluşurlar. * Neyse ki, IQ testlerinin insanın zekâsını ölçmede tam anlamıyla işe yaramadığı ortaya çıkınca, bunun yerine duygusal zekâ (EQ= Emotional Intelligence) testleri uygulanmaya başlandı. Olumlu bir gelişme... Selamla, sy

Mehmet Sağlam 
 04.12.2010 10:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 3492
Toplam mesaj
: 296
Ort. okunma sayısı
: 2845
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster