Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '18

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
495
 

Aşk Asla Pişman Olmamaktır

Aşk Asla Pişman Olmamaktır
 

Duygu Asena bir erkek kahramanının ağzından şöyle yazar kitabında: “Eğer onunla birlikte olmasaydım, erkekliğim bu kadarmış sanacaktım ömrüm boyunca.”

Böyledir, bir gün karşına biri çıkar ve sen o güne kadar hiç yaşamamış olduğunu anlarsın. Hiç sevmemiş, hiç sevişmemiş…

Bir milattır o, hayatının bundan sonrası için bir başlangıç noktasıdır. Öncesi unutulmasa da  belleğin en kuytularına itilmiştir. O güne kadar yaşanan her şey yok hükmündedir. Kocaman, karanlık bir boşluktur. Yaşanmamışlıktır.

Onunla her şeye yeniden başlarken, her şeyin ne kadar farklı olduğunu keşfedersin. Her gün önünden geçip gittiğin ağaç bile  bir başka görünür gözüne. Yüzünde hep saklı bir tebessüm dolaşır durur gün boyu. Daha önce de sevmişsindir ama bu kez hiç yaşamadığın duygular vardır içinde. O güne kadar hiç tatmadığın, bilmediğin, duymadığın hazları yaşıyorsundur. Ya, öncesindeki aşklardır yalan olan, ya da bugünkü duyguların aşkın da ötesindedir.

Her şey biraz düş, biraz masal gibidir. Gerçek olan sadece sözcüklerdir.  Her sözcüğün ruhuna dokunması tensel bir dokunuştan daha sahicidir. Öyle ki en kuytularında gezip dolaşmasına izin verirsin o sözcüklerin. Saklı bahçenin tek özel ziyaretçisidir o sözcükler.

Onu düşlerinde hayal gücünle besler, büyütürsün. Düşlerinin hamalı olmak da güzeldir aslında. Bir sevgiyi yüreğinde taşımanın o tarifsiz mutluluğunu, onun düşsel olması elbette gölgelemez. Aksine ne onu yorar, ne seni incitir. Sadece düşsel yanılgılarını sevgi olarak algılayanların hayal kırıklıkları kaçınılmazdır, derken Ortega haklıdır elbet, ama sizin sevginiz bir yanılgı değildir. Evet, gerçekleri görmemiş – belki de görmek istememiş- olabilirsiniz ama sevginiz gerçektir. Bunu kimseye ispat etmek, inandırmak zorunda değilsiniz. Bu çaba belki de sizin yanlış anlaşılmanıza neden olacaktır. Ne olursa olsun, o sizin sevdiğiniz, özeliniz, değerliniz, kıymetlinizdir… Ve bu duygularınızın sorumluluğu sizindir. Tam da Aytmatov’un söylediği gibidir: “İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.” O duyguyu sadece hisseder ve yaşarsınız. Her ne kadar aşk iki kişiliktir dense de sevgi genelde yalnız yaşanır…

&

Özlemine yenik düştüğünüz, delirdiğiniz günler de olacak mutlaka. Canınız yanacak. Kimselere anlatamadığınız o duygu yoğunluğu içinde hasta bile olacaksınız. Kimse sizi bu kadar üzen şeyin ne olduğunu bilmeyecek. Yıpranacak, eskiyip eksileceksiniz… İçinizdeki boşluk hayaliyle bile dolmayacak. Olmayacak bir düşün peşinde ve boş hayaller kurmanın saçmalığı içinde hiç olmadığı kadar ağır geçecek zaman. İçinizdeki ıssızlık büyüdükçe, anlamı olan her şey küçülecek.

Ama hiç pişmanlık duymayacaksınız.

Her şeye rağmen yaşanmışlığın verdiği mutluluk içinizde bir yerlerde hep sizinle olacak.

 Aşk da asla pişman olmamak değil midir zaten?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Koç, Duygu Asena'nın romanından ve ilgi çekici bir özelliği de erkek kahramanına söylettiği; "Eğer onunla birlikte olmasaydım, erkekliğim bu kadarcıkmış sanacaktım ömrüm boyunca." sözlerini aktarmanızı ve izleyen yorumunuzu ilgi ile okudum. Daha önceki yazılarınızın çoğunda olduğu gibi; bu kez de çarpıcı, şaşırtıcı. düşündürüp yorum yapmaya ve konuşmaya zorlayıcı. "Sevmek", "sevişmek" ve "aşk". Her birinin ayrı özelliği, güzelliği ve en önemli tarafları ise, hangi bağlamda ele alınırsa alınsın, birbirine sürükleyicilikleri, içiçelikleri, birbirlerini tamamlayıcılıklarının varlığı. Ortak özellikleri olan şaşırtıcılıkları ise, hiç beklenmedik bir anda ortaya çıktıkları düşünülmesine karşın, aslında insanın yaratıldığı andan başlayarak son soluğunu kullanana kadar, farkında olunulsun ya da değil, daima ruhsal, bedensel her an içiçeliğimizin yadsınamaz gerçekliğidir. Kim, ki diyebilir "ben hiç 'sevme'yi düşünmedim, hayal kurmadım sevda üzerine ve bütünleşmeyi", inanılabilir, kabullenilebilinir mi? "Karşımda gördüğümde şaşırdım, ne yapacağımı bilemez oldum, 'aşık' oldum." Mümkün mü? Farklı tezahürleri olsa da tüm canlıların temel içgüdüsüdür bu fiiller. "Fiil" diyorum, çünkü "duygusal" zemine geçen "insan" olgusu düzeyine kadar aynı özelliklerdedir. Ve insan "fiil" ile "duygusal"lığı yeteneği gücünde "sanatsal" bir düzeyde birleştirebilmektedir. Sınırlı gözlem ve birikimlerim çerçevesinde, edebiyat, ister düz yazı, ister şiir formatında olsun, "fiil"e dönüşememiş, "o" şuur üstü mü denilir, şuur ötesi mi denilebilir, var olup da su yüzüne çıkana kadar varlığından haberdar olmadığımız bu birbirini tetikleyen, sürdüren ve tamamlayan üçlünün tanımı ve aktarılması konusunda, hani o var olup da bilemediğimiz "sevda küpü"nün taşmasını dışavurum şaklinde sunulmasında yardımcı olmuştur, diye düşünüyorum. Yazmış olduğunuz; "… bir gün biri çıkar ve sen o güne kadar hiç yaşamamış olduğunu anlarsın. Hiç sevmemiş, hiç sevişmemiş…" şeklinde betimlediğiniz durumun, işte

Mustafa Erdal GÜZELDEMİR 
 05.07.2018 14:31
Cevap :
Bir blog tadındaki değerlendirmeniz için çok teşekkürler. Daha öncekilerde olduğu gibi yorumunuzun yazdıklarımı gölgede bıraktığını yinelemek isterim. Saygıyla.  05.07.2018 21:58
 

Okuduğumu anlatan bir şeyler yazmak istedim. Zorlandım. Enine boyuna birşeyler gerekiyor yorum yazabilmek için. İçimde yaşadım. yazamadım. aşkın depremi titretti içimi. İçimizde bir yıkım bir Viranşehir var. yaşarken gömülmek gibi. Yorum değil blok çıkar... Güzel kaleminiz bizi hep titretsin böyle...ki yaşadığımız anımsayalım. dostlukla..

yeşilsoğan 
 03.07.2018 11:40
Cevap :
Aslında anahtar kelime tam da bu: İçinde yaşamak! Okuduğumuz bir kitap, bir metin ya da bir şiir, bizim içimizde yaşadığımız bazı şeyleri su yüzüne çıkarabiliyorsa, o yazı yerini bulmuş demektir. Yazma konusunda beni her zaman böyle yüreklendirdiğiniz için çok teşekkürler. Sevgiyle.  03.07.2018 13:50
 

İlk okuduğumda yapacağım yorumu yapamamıştım. Bu sabah ise yorum yapmanın yeniden mümkün olduğunu fark ettiğimde o yapmak istediğim yorumu unuttuğumu gördüm. Son zamanlarda unutkanlığım artıyor :((( Tekrar okuduğumda "İçimizdeki ıssızlık büyüdükçe, anlamı olan her şey küçülecek" cümlenize takıldım kaldım. Galiba üzerinde çokça düşünülmesi gereken ciddi bir sorun. Selamlar

Matilla 
 26.06.2018 8:14
Cevap :
Şöyle bir düşünün isterseniz; hayatınıza anlam katan insanlar yaşamınızdan çıktığında, her şey anlamsız görünmüyor mu size de?  26.06.2018 12:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2067
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster