Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '16

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
62
 

Aşk'ın gündüzü, "yıl kadar uzun", gecesi de "Ay kadar parlak" olmalıdır.

Aşk'ın gündüzü, "yıl kadar uzun", gecesi de "Ay kadar parlak" olmalıdır.
 

        

         Aşık Veysel ile aşk üzerine söyleşim olmuştu. “Güzelliğin on para etmez, bendeki bu aşk olmasa” deyip özetlemişti aşkı.

         Akan suların başında, derin kanyonların diplerinde yankılanan sesi ile, şiirini doğaçlama söyler, sazını da tıngırdatırdı Veysel. Ancak kendisi duyardı. Bir de kurtlar, kuşlar ve kuzular…Gelincikler aşk kokulu mısralarla  daha da kıpkırmızı olurlardı. Papatyalar, ak  öpücükleri ile başlarını sallayarak, ağıt yakarlardı.

          İşte, o zamandan bu yana aşk rezil de oldu, vezir de. Mahkeme kapılarını gidip dinleyin. O aşk evlilikleri yapanların birbirine atacakları kurşun kalmamış, birbirlerini tırmalıyorlar, göreceksiniz. Ve de TV’lerdeki vodvile dönen aşk pazarlıkları da dahil.

         Bu gün, tüm dünyada sevginin ve aşkın günü olarak bilinen 14 Şuba  t“Sevgililer Günü.”  Acaba diyorum, Aşık Veysel,  ”sevgililerin, “bir günü “ olduğunu biliyor muydu?” Sormadığım için kendisine, bilemiyorum. Sormağa  gerek yoktu zaten. Dağlar, taşlar, laleler,  sümbüller, meleyen kuzular, bir tutam kınalı saç, onun sevgilisiydi zaten. Vereceği cevap da, aşağı yukarı bu olacaktı.

         Sazı sırtında, kuşağı belinde, mendili boynunda, yüreği elinde fötr  şapkası başında,  

         AŞKA HÜRMET GEREK:  Şimdikiler aşkı tarif  ederken, “Aşk ballı bir pidedir. Yer, karnını doyurursun. İşte o kadar” diyor. Ne kadar yanlış. Bizse şöyle tarif ediyoruz müsaadenizle. “ Aşk’ın gündüzü yıl kadar uzun, gecesi de Ay kadar parlak  olmalıdır” diyoruz.  İyi mi? Beğenenler parmağını kaldırsın.

         Bir duvarda yazılıydı Sabuncu Rıza’nın aşkı: “ Aşk, eğer biz sabun ise, köpürt beni Pakize”  diyordu… İlahi Rıza Amca!  Şengül Hamamında mıyız!?

         Aşk dedin mi, içinde ''Tutku'' olmalı. Bir tutam da sadakat. Bir tutamlık sevgi otu, bir çimdik gözyaşı, bir okka özlem, bir çuval dolusu aşk”  olmalı içinde…

         AŞKLAR TÜRLÜ ÇEŞİT . Dahası var: “Aşk’ta nefret var. Seks var. Özlem var. İtiş kakış var. Gözyaşı, hıçkırık, kıskançlık dırdır var. Otuz iki kısım tekmili birden. Seyri bedava üstelik. Katmerlisi var. Yahnilisi var. Bol acılısı var. Az pişmişi var. Olgunu var. Adanalısı var. Mübarek aşure kazanı gibi içinde ne ararsan var!

         Şimdiki aşklar çeşit çeşit.. Bunun ‘’İlk Aşk’ı’’ var.. Yıldırım’ı var. Kargoya verileni var. Mikro dalgalı olanı var. Çöp  kutusundan çıkanı var.

          Daha varoğlu var. Postacısı da var. Hem de kapıyı bir defa çalan. Sonra da sırtını dönüp giden. Kapıya kağıt bırakmayanı da var. Biliriz ki, postacı, “kapıyı bir defa çalar” Daha ne bekleriz ki? Di mi?

                                          

         Bak şinci / Ne deyom biliyo musuy? / Seni / Gavşak Suyu başucunda / Biyolcuk, öpüveresim geliyo / Şinci içinden söyleycen ki / Gavşak Suyu mu galdı ay inam / Hani, lafıy gelişi deyon /  Öyle deyveryom /annayn işte / Sen göynümden geçenleri bilisüy / Hep ben anadıyon emme / Hep ben diyneyom/

         Aladavın’dan aşavı / Gendimizi salıvesek deyom / El ele Hem de uçmaklı /Peşimizden de / Gümbür gümbür çam gozalakları /  Gelse deyom / Gozalaklardan evveli / Varır mıydık evümize? / Varırdık herhal! / Başımızda bu ateş / Olduktan kelli /

          Başında yazman / Yanağında al beniy / Bi şıpıdık terlik / Bi şalvar / Uydurduk mu ayağına / Bartın gibi yerde / Geçinir gidiverüdük. / Sonracığıma / Galkardın yalınayak döşekten / Hazırlağdıy gartlaç ekmeğini, / Gün doğmadan şafaktan / Soframızı gurağdıy / Garşılıklı oturup, / Allah ne verdiyse. /

        Çıkaruz, Aladavunun yüvseklerine / Denizi seyrederüz, el ele / “Seviyom seni” derdim / Aladavun tepesinde / O gözelim gözleriyde, / Uçuşurdu bulutla / Boğazıy serünlüvünde / Deyüverü gözümüzüy bebecüklerine /

         Dudakların aralık / Bakışlarıy göl gibi ıp ıslacuk olmuş / Fısıldardın sen de / “Seni seviyom”diye  / Gızzz, / O an, bulutlar düze inüverü/ Ahan da / Top darlasına gadar  / Ve deniz, /Ayağumuza gelüdü / Nah buramıza gadar / Gızzz, / essahtan geli müydü? / Gelirdi herhal! /

Yakıverüz gandilleri, / Akşam olunca / Akşamlar hiç bitmezdi  / Isıtırdık birbirimizi  / İşte böyle böyle / Bartın gibi yelede / Geçinü giderdük.

         Gozalakların ateşi nar nar / Soyunu dökünür o nazlı yar / İlkten başıydaki oyalı yazmay, /Ardndan şıpıdık terlikleriy / Sonra da ebruli şalvarıy / Abovvv!  / Sonra? Gerisini söyletme gayri / Guşluk vakti / Odun atardık ocağa / Gara gulplu gazanı / Güzelcene yakardık / Sonracığıma Maşrapalarla / Sular dökünürdük

        Gızzz / Gavşak Suyunun başında / Seni biyo, öpüveresim geliyo / Leeen, beri bak / Yamacıma gel hele / Eşek sıpası gibi / Neyçün  fıkırdıyosuy  oncam / Yüzümde teyetora mı oynaya? / Hep ben anadıvedim artu  / Bu olup bitenlere / Sen ne deyosuy bakay?

 

 


                                                   

 

 

 

 

 

 

ERIC VAN BUYTEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 883
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster