Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '09

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
6491
 

Aşk Mektupları

Aşk Mektupları
 



"...Yazarken neler saçmaladığım hiç önemli değil. Beni ilgilendiren sadece sana yazdığım gerçeği. Seni öpebilmek gibi birşey bu. Fiziksel bir şey. Sana mektup yazarken parmaklarımda sana olan aşkımı hissedebiliyorum. Kişinin birine olan sevgisini sadece kafasında değil bedeninin yaşayan herhangi bir parçasında hissetmesi müthiş birşey. Yazmak, öpüşmek kadar güzel değil, hatta biraz yavan, yalnız ve hüzünlü; ama hiçbirşey yapmamaktan iyidir."

"...insan aşka ihtiyaç duyarken sevgi yetmiyor. Beni sadece sevmeye başladığın zaman çok üzüleceğim."

"...Böyle çalışmayla dolu, yavan sıradan bir hayatta insanın kalbinde böylesine bir duygu, acı, mutluluk ve böyle yakıcı bir aşk hazinesi hissetmesi sende biliyorsun ne kadar harika bir şey. Sürekli dilimin ucuna bir sözcük geliyor. Teşekkürler. Teşekkürler sevgilim, kocam, arkadaşım. Bana verdiğin herşey için teşekkürler."

" Nelson' ım. Artık Paris'teyim. Bugün şiir tadında, mutlu bir gündü. Hani hiç ummadığın anlarda gün birden güzelleşiverir ya... Herşey bana karşıydı sanki. Yağmurla karışık kar yağıyordu, buzlu karanlık hüzünlü bir havaydı. Bütün herkes grevde, dükkanlar, kafeler,restoranlar her yer kapalıydı. Anlayacağın herşey çok kötü gidiyordu; ama birden herşey değişti. Önce senin tatlı mektubun geldi, nasıl mutlu oldum bir bilsen. Bütün gün boyunca seninle konuştum."

" ... İyi geceler. Kalbim ağrıyor, kederli bir akşam. Keşke şimdi bana gülümsediğini görebilseydim. Gülüşüne ihtiyacım var. Kendimi aptal, ama çok aptal, üşümüş bir kurbağa gibi hissediyorum. Timsah kucağının sıcaklığına kıvrılıp çabucak uykuya dalsaydım. İyi geceler aşkım."

Sevgilisi Nelson Algren'e yazdığı mektuplarında işte böyle bahsediyor duygularından Simone De Beauvoir.

****

İnsanın kendisini en iyi ifade yollarından birisidir sözcükleri kullanmak ve bununla karşısındaki kişiye ulaşmak isteği. İşte bu sözcükler bir zamanlar mektupların içinde hayat bulur ve sevilenin yüreğine ulaşırdı. Şimdilerde mektup, daha doğrusu "aşk mektubu" yazan var mı bilmiyorum ama bu satırları okurken, ister istemez seven bir kadının duygularındaki samimiyeti hissedip, günümüz aşklarının ifadesinde edebi anlamda yarım kalmış birşeylerin olduğunu düşünüyorum.

Doğru bir sözdizimi ile iletilen duyguların kadın-erkek farketmeden insanı etkilememesi mümkün mü ? Sözcüklerin yerini ne alabilir ki?

Simone De Beauvoir (1908- 1986) Fransız yazar, gazeteci, filozof. Kadın hakları ve özgürlüğü konusunda düşünceleri , yaşamı ve yazılarıyla dönemine öncülük etmiş bir entellektüel.

Ve Jean Paul Sartre ile olan sıradışı ilişkisi nedeniyle ismi her zaman onunla anılan bir düşünce kadını. Bu kadın bir gün Amerika'yı ziyareti sırasında bir yazara aşık olur; Nelson Algren 'e.

Bunu bir mektubunda ona şöyle dile getirir;

"...Aşık olmak için fazla yaşlandığımı düşünüyordum. Çalışarak, benden hoşlanan insanlara karşılık vererek ölene dek yaşayabilirdim. Sonra biliyorsun işte birden herşey değişiverdi."

Kültür ve kişilik farklılığının yanısıra araya okyanusların da girdiği , özlem dolu, büyülü, heyecan verici, tutkulu bir aşkın itiraf ve ifadeleri, Simon de Beauvoir'ın kaleminden mektup olarak Nelson Algren 'e ulaşıyor.

Bu aşk 1947 yılından 1964 yılına kadar, küçük kaçamaklar ve mektuplar aracılığıyla sürüyor. Sonrasında ilişki kopuyor fakat Simon de Beauvoir'ın aşkına ölene kadar sadık kaldığını ve ölürken parmağında Nelson Algren'in hediyesi olan yüzüğü taşıdığını okuyoruz.

Simon de Beauvoir , aşkının yanı sıra kendi hikayesini, geçmişini, Paris'i ve Paris'li hayat tarzını, edebi zevklerini, seyahatlerini, bir kadın ve yazar olarak sürdürdüğü yaşamının tümünü de yansıtıyor mektuplarına.

Özellikle de Sartre ile olan üniversite yıllarında başlayan ilişkisinin ayrıntılarını , ölene kadar sürecek olan bağlılığının gerçek nedenlerini anlatıyor.

Tanıdığı, bildiği, okuduğu yazarlar , sanatçılar, düşünürler ve kitaplar konusundaki fikirlerini en keskin ve açık bir şekilde dile getiriyor.

2. dünya savaşı sonrası döneminin olayları, Fransız siyasi ve entellektüel çevresi bu mektuplarda Simon de Beauvoir'ın bakışıyla ve sözcükleriyle okuyana yansıyor.

1947-1964 yılları arasında yazılan işte bu 304 mektup Ohio'daki Columbus Üniversitesi tarafından bir açık artırmada satın alınmış. Ve daha sonra Sylvie Le Bon de Beauvoir tarafından "Aşk Mektupları" başlığıyla kitap olarak yayınlanmış.

Kitabın arka kapağında yazdığı gibi, bu kitabı okurken " Mektup aşklarının internet aşklarına dönüştüğü şu sıralar, size bir kıyaslama olanağı verecek Beauvoir'ın mektupları. Kağıttan ve elyazısından taşan samimiyeti ve hakikiliği hissedecek, mektuplarla birlikte aşkları da kaybetmenin burukluğunu yaşayacaksınız"

Tijen Taşlı- İzmir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir kitap vardı... "Sana aşkı öğreteceğim Natali" diye başlardı... Kimindi unuttum... Bana ona çağrıştırdınız... Elinize sağlık...

UFUK KESİCİ 
 04.09.2009 13:42
Cevap :
Aşktan, sevgiden, sözden, düşünceden yansıyanlar hep güzellik olsun, hep güzellikleri çağrıştırsın dileğiyle. Teşekkürler:)  04.09.2009 15:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 955
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2598
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR. 9 Eylül Ünv. İşletme mezunu, 9 Eylül Ünv.Sosyal Bil. Ens.Sağlık Kurumla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster