Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2585
 

Aşk mı senin adın?

Aşk mı senin adın?
 

Aşkın her halii...(alıntı)


Sabah gözümü açıp yatakta dönmeye başladığım ilk saniyelerde var oluyor yüzümde o acayip gülümseme.

Yüzümde komik bir sırıtışla kalkıyorum yataktan.

Dağınık saçlarım, uyumaktan şişmiş yüzüm gözüm daha bir sevimli gözüküyor bana.Ne giyeceğime her sabah olduğu gibi bu sabahta karar veremezken, giydiğim her şeyin içinde kendimi fazla kötü hissederken bugün ne giysem yakıştırıyorum kendime ve seçim yapmak kolay olur.

Midemde bir bulantı ama öyle keyifli ki, içim pır pır sanki bir yığın kelebek çırpınıyor…

Otobüsün camına vuran yağmur damlaları sanki bana gülümseyen minik baloncuklar gibi gözüküyor gözüme, damlaların camdan gelen tıkırtıları hiç duymadığım büyülü bir ezgi gibi sarıyor ruhumu..

Kap kara bulutlar bile bembeyaz pamuk tarlaları gibi aydınlık gözüküyor gözüme…

Hiç susmak bilmeyen kornalar, otobüsü çılgın gibi süren şoför, yanı başımda durmadan öksüren amca, birbirine bozuk atan acayip çift bile bir başka güzel bu geliyor bana…

İçimde uçuşan kelebekler yüzümdeki komik sırıtışımla sana dalıyorum düşüncemde yine, gözlerim dışarıdaki kargaşada gezinirken.Öyle çok varlığınla doluyorum ki…

Ani bir frenle çıkıyorum hayalinden, otobüsteki insanlar biraz öfkeli ve homurtuyla karışık söyleniyorlar trafiğe, şoföre.Bir ben sırıtıyorum aptal gibi hiç istifimi bozmadan…

Ayakta duranlar arasında bir kız ile göz göze geliyoruz, o ne kadar öfkeli bakıyorsa ben o kadar sırıtık.Gıcık olduğunu hissediyorum bana bakışlarındaki ifadeden.

Ben öyle sen doluyum ve öyle çok çırpınıyor ki karnımdaki kelebeklerim fark etmemişim yüzündeki acayipliği, bir an camdan yansımamı fark edince gerçekten ne kadar komik ve sinir bozucu bir gülümseme ile dolu olduğunu görüyorum çehremin…

Nasıl gülmemeyim ki ama seni düşünürken…

Sonunda geliyoruz ineceğim durağa.İniyorum otobüsten, benimle o sinirli sinirli bakan kızcağızda iniyor.Bir iki adım atmadan kızın telefonu çalıyor.İki adım mesafe ile takip ediyorum onu, aynı yöne giderken ve bu kadar yakınken konuşmalarını duymamak imkansız nerede ise.İstemeden de olsa kulak misafiri oluyorum telefon konuşmasına, nasılsın muhabbeti bittikten sonra hararetli bir şeyler anlatıyor karşısındakine, bir süre sonra iyice anlıyorum ki konuştuğu özel birisi onun için.Konuşmaktan çıkıp tartışmaya dönüşüyor muhabbetleri ve kız öfke ile kapatıp telefonu hıçkırıklarla ağlamaya başlıyor.

Şimdi daha iyi anlıyorum öfkeli bakışlarını ve bana gıcık oluşunu.Yollarımız ayrılıyor bir süre sonra…

Düşünüyorum şimdi benim yüzümde var olan acayip sırıtışla onun gözlerinden süzülen yaşların nedeni aynı değil mi?

Takılıyor gözlerim bir vitrindeki yansımama, bir an duruyorum, biraz öfkeli, bir o kadar da neşeli, belki azıcık sitemli düşüncelerle geçiriyorum aklımdan; ‘’kimini böyle güldüren kimine göz yaşı döktüren sen, sahi ‘Aşk mı senin adın?...’ ’’

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 205
Toplam yorum
: 496
Toplam mesaj
: 91
Ort. okunma sayısı
: 4466
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

86nın bir kış günü doğmuşum, belki de ondadır kışı çok sevişim .Hayatın gerçeklerini görüp nefret..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster