Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
875
 

Aşk Nedir, Ne Değildir?

ÂŞK; yaradılışın özü, mevcudiyetimizin sebebi ve tüm varlığın mayasıdır. Derme çatma bir olgu değildir. Dünyanın iklimini ve bugününü geçmişte nasıl ki volkanlar etkilediyse; AŞK da yaşamımızı belirlemiş, gelecekte de belirlemeye devam edecektir.

Alemlerin Rabbi olan Allah; “Ben gizli bir hazine idim bilinmeyi, sevilmeyi istedim ve bu sebeple alemleri var ettim” diyor. İnsanoğlu da kâinat varolduğundan bu yana aşkı aramaya devam ediyor.

Aşkı kendine yakıştıranların çoğunun aldandığı görülüyor.

Gerçek olanda öyle bir ateş yanmaya başlıyor ki benlikle oluşan tüm yaşanmışlıkları, kayıtları ve takıntıları da yakıp yok ediyor.

ÂŞK' ı yaşayan; sorun yaşamaz, öfkeli olmaz. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve devam eden olaylardan haberi bile yoktur.

AŞIK, üzerine dayatılan sosyal ve ekonomik koşulları reddedip özgürleşen bir yapıya sahiptir. Özetlemek gerekirse AŞIK için dünyevi değerler hiçbir şey ifade etmez. İnsanlarda büyük bir öfke birikimine neden olan ve ortalığı ayağa kaldıran olaylarla ilgilenmez.

Aslına baktığımızda, ÂŞIK MAŞUK' tan başkası değildir! Olay Maşuk’un kendini sevmesi, kendini bilmesi, kendi ile içiçe yaşaması, O' nun SEYR' inde birtakım kompozisyonları bir şekilde ÂŞIK olarak ortaya koymasından başka birşey değildir. Dolayısıyla VUSLAT, birinin bir başkasına kavuşması veyahut bir şeyin ya da birinin bir boyutta yok olması anlamına gelmez. Çünkü ÂŞK, MAŞUK' un ta kendisidir.

Bildiğim kadarı ile ÂŞIK' ta tepki olmaz. En temel tepkisi daha fazla sevmesi için MAŞUKuna olur. Aşık kimse ile tartışmalara girmez.

Esasen bu aşamada yokluktan bahsedersek; yokluk, bir anlamda varlığa da işaret eder. Öyle ki İNSAN, aşkla yok olduğu kadarıyla var olacaktır. Bu aşamada teslim olmuştur.

Ancak şu var ki bunlar yaşam boyutunda, yani yaşam kesitinde sıradan bir insanın "Ben de teslim olurum, ben de bunları yaparım" demesiyle algılanacak ve yaşanacak durumlar değildir.

Örneğin; 

AŞIK AŞK' ın kendisi ve özüdür, bu yüzden AŞIK' a öyle bir alem açılır ki ne biri o alana girebilir ne de oradan çıkabilir.

Onda maddi manevi hesaplar kalmamıştır. Çünkü Aşkta, aşık artık her şeyini kaybetmiştir.

Nasıl olsun ki; O artık en derin boyuttadır. Varlığa işaret eden ne alışlar, ne verişler, ne de edinimler söz konusu olabilir. 

Aşık öyle bir yaşam içindedir ki birimliliğinden bir eser kalmamıştır. Bir başka deyişle, negatif/pozitif bir varlığı yoktur.

Kendisinin bütün ihtiyaçları karşılanır. Maşuk Onu giydirir, yedirir, Aşık da yer ve giyer. Ne giydiğinin, ne yediğinin hesabını bilemez. Aşığın hesap defteri kapanmıştır.

Bunları okurken bazı beyinlerde 'bu yaşananlarda yanlışlık var' görüntüsü oluşabilir fakat öyle bir yapıda kazanç, kâr ve kayıp olayı kesinlikle düşmüştür. Bunları düşünecek boyutta olsa zaten âşık olamaz.

Eğer O böyle bir şeye girerse zarardadır ve zaten işin aslı er ya da geç ortaya çıkacaktır. Bu bakış açısıyla Aşık, her halin üstesinden gelebilir. Zaten Aşık için ters-düz olsa ne olacak veyahut sınırlı olsa ne çıkar, sınırsız olsa ne olur.

Çünkü yaşıyorsa AŞK’ ı ben adı altında Allah yaşıyordur. AŞIK Allah’ın bir ismidir.

Düz mantıkla konuşan ve bu algılamaya sahip bir toplumda, hiçkimse anlatılan bu konunun tam manasıyla farkında değildir. Bu yazdıklarımız ne anlam ifade ediyor, neyi anlatmak istiyor iyi bilinmesi için içselleşmek ve AŞK’ı hissetmek gerekiyor.

Bir AŞK ehli; "Eğer Aşık isen yâre, sakın aldanma ayare" diyor.

"Eğer aşıksan o yâre, yarin tek olmalı, sakın aldanma ayare, ayar diye bir şey olmamalı" diye belirtiliyor.

Hz.Mevlâna'ya biri “Aşıklık nedir?” diye sordu.

“Benim gibi olursan anlarsın. Kalem ki çarçabuk yazıp gidiyordu. Aşkın tefsîri bahsine gelince, tahammül edemeyerek yarıldı. Yani akıl, aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı," dedi.

Bizler aşk adı altında çıkanları, yapılanları fiil diye gördüğümüz için bir yorum ve eleştiri getiriyoruz. Eğer işin aslını basiretle yani şuurla idrak edebilseydik zaten yaptığımız tüm tenkitler ve hor görmeler olmazdı.

Bunun en büyük sebebiyse, insanların neyi sevdiklerinin farkında olmamalarıdır.

Sevenler birini sevdiklerini ‘sanıyorlar’ ancak yanılıyorlar. Oysa bu ZAN' dan öte bir şey değildir; olsa olsa ancak beğeni ve hoşlanma olabilir. Buradaki nüansa dikkat etmek gerekiyor.

Bütün bunların sebebiyse sevgi açlığının nereden ve nasıl giderileceğinin bilinmemesidir. İşte bu yüzden, kimileri kendilerinde bulamadıklarını başkalarına yaptıkları asılsız yorumlarda ararlar.

AŞIK asla yoruma düşmez! Onda yanma başlamıştır ama gerçekte hangi yangının başlangıcı olduğunu bilmek ancak Onun kendini idrakiyle olur. Bu halin "beşeri aşkta", sevgi ile zevkine bir miktar varılır ama gerçek AŞK ta doya doya yaşanır.

Mevlâna "Aşk nedir?" sorusuna şöyle diyor: "Sonsuz susama. Öyleyse gel de sana (Âb-ı Hayât) Hayat suyunun ne olduğunu anlatayım. Birbirine 'Seni Seviyorum' diyen dudaklar, aslında bu sonsuz susuzlukların farkına varmış ama gürül gürül akan bir pınarın yanında terkos suyunu içmeye çalışanların halini hatırlatmaktadır."

Ve ekliyor "Aşkın tuzağına düşmemiş birine aşkı sorma! O kanatsız bir kuş gibidir. Ne bilir kainatta olan biteni? Zira o, bunu bilenlerin ne bildiğini de bilmez!”

Dolayısıyla ikinin bir olduğu yani aşık ve maşuğun olmadığı yerdeedebe ve adaba uymak zorunda kalınmaz. Biz de Aşığın bu kafasını seviyoruz zaten.

O, hem kendi durumunu hem de maşukun durumunu unutur. Toplum kurallarını görmez, O bütün sıfatlardan arınmıştır. Kavuşma ve ayrılık arasında bir fark tanımaz. O zaten sevgilisinin aynısıdır, aynası değil! Bu yaşam boyutunda olan biri yorulmak diye bir şey bilmez, ruhu dinç, bedeni daima zindedir.

Değerli okurlar!

Aşkla ilgili benden AN' da açığa çıkanları sizlerle paylaştım. Burada Aşk Nebisi Hz. Muhammed Mustafa’dan (s.a.v), “Dünyaya Aşk olarak gelen, Aşkla yaşayan ve daima Aşkı tavsiye eden Üstad Ahmed Hulusi’den”,ayrıca yazımı süsleyen Aşk velisi Mevlana'dan bahsetmeden geçemem.

Bir başka AN' da AŞK ile ilgili neler yazarım onu da bilemem.

Bu konuyla ilgili olarak hissedişlerimi sizlere az da olsa aktarabildiysem ne mutlu bana!

AŞK' la kalın, AŞK' ı yaşayın...

Ahmed F. Yüksel

İstanbul/Bahçeşehir  23.01.2020

 

https://www.facebook.com/ahmedfyuksel

https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/

https://twitter.com/ahmedfyuksel

Ayşegül HAYVAR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Teşekkür ederiz.??

Çetin Yağız 
 30.01.2020 1:08
 

Ahmed Bey bu konuları sizinle konuşmayı çok isterim, böyle bir ortam mümkün olur mu? Teşekkür ederim

Aslı Kaya 
 26.01.2020 22:45
 

Ahmed Bey yine harika bir yazı olmuş, çok teşekkür ederiz, umarım sizi ve bu ilmi haddimizce değerlendirebiliriz

Bilmez 
 26.01.2020 22:41
 

Hissedişi çok yüksek bir yazı olmuş, yansıtmak dileğiyle...

Bürde Yurdaışık 
 25.01.2020 23:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 1941
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10290
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster