Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1686
 

Aşk nedir?

Aşk nedir?
 

Aşk bence ana kaynağa gitmek yani Allaha ulaşmaktır ve Allaha ulaşırken o kanalda bir sürü blokajlar var. O blokajların değişik yollarla kaldırılması anlamına geliyor. Şöyle düşünün. İnsanın yaşamında da bir sürü hedefleri var. Hedeflerine ulaşabilmesi için hedefi ile arasında bir kanal oluşturuyor ama hedefine inanmıyor ya da çalışmıyor ya da korkuyor. “Hayır bunu başaramam” diyor. Üç tane blokaj. O blokajları kaldırdığı zaman hedefine ulaşabiliyor. İşte aşk öylesine müthiş bir kaynak ki; aslında herşey aşkla yaratılıyor. O yüzden asıl kaynakla bizim aramızdaki bir sürü blokaja rağmen asıl kaynaktan aşk yine de bize sızıyor. Hani çok açsındır, sokakta gidersin ve şuracıkta mutfakta pişen yemeğin kokusunu camdan duyarsın ve o kokuyu takip ederek yemeği bulursun. Ne yaparsın rüzgar vardır kokuyu dağıtır yanlış bir yere gidersin tekrar kokuyu araştırırsın. Aslında hayvanlarda izleri öyle takip etmiyorlar mı?

Merdivenleri çıkarsın alt kapı kapalıdır. O kapıyı açmak için yöntem bulursun çıkar bütün kapıları koklarsın o kapıyı bulduğunda içeri girebilmek için derdini anlatırsın. Yani bunların hepsi aradaki birer blokaj. Blokajları kaldırdıkça hedefine ulaşabilirsin. İşte aslında her şey aşka ulaşmak için. Her şey ama her şeyde aşka ulaşmamak için bir blokaj. Para da aşka ulaşmamak için bir blokaj bakıyorsun ki kişi kendisini işlere kaptırıyor işte ben bunları yapmam lazım şunları edebilmem lazım, aşka vakit yok bu bir blokaj ya da korkuyor diyor ki; “işte ben yine hayal kırıklıklarına uğrayacağım, şuna uğrayacağım, buna uğrayacağım.” Bu bir blokaj. “iyi insanlar çok az” Bu da aşk ile aramızdaki bir blokaj. Ego daha ince çalışıyor. Halbuki aşk asıl kaynağa gidebilmek ama onun çoşku olabilmesi için, hala sanaldayız ateş yanabilmesi için bir şeye ihtiyacımız var. Yani ateşi yaksın ama şöyle dua etmek doğrusu yani; “Tanrım bana bir insanın kalbinde gel ve senin geldiğine beni emin kıl ve benim aşkımı öyle bahşet” Leyla ile Mecnunun aşkı gibi biz bu türlü insanlar olmadığına inanıp tek başımıza aşık olup gitmeye çalışıyoruz ama giderken başka birisini de yanımızda sürüklediğimizde enerjimiz büyüyor. Yani Allah memnun oluyor. Çünkü birisini daha peşinden sürüklemiş oluyorsun. Bunu bu dünyada farkeden kaç kişi var ki? Buna “bana bir erkeğin ya da kadının kalbinde gel” diyen kaç kişi var?

Aslında bunu yaptığında Allaha giden yolu açıyorsun. Onu ateşliyorsun. Belki o kişiyi gördüğünde belki cinsellik hissetmiyorsun, onu olduğu gibi kabul ediyorsun çünkü onun kalbinde Allahın geldiğine inanıyorsun. O yüzden onun kalbinde Tanrının geldiğine inandıkları için peygamberler başlarına gelen herşeyi kabulleniyorlar. Çünkü diyorlar ki bana şunu yapan kişiyle de Tanrı geldi. Bu eziyeti yapan kişiyle de Tanrı geldi. Bununla da Tanrı geldi. Herşeyi olduğu gibi kabul etmeyi öğreniyorlar o yüzden bir insana aşık olmak herşeyi olduğu gibi kabul etmeye götürüyor. Ama aşkın önünü kesmek egonun işi. Nasıl kesiyor? Korkutuyor, yine eskisi gibi acılar çekeceksin, ibadet, iman etmiyor iken, çok büyük hocalar evliyalar bile doğru düzgün ibadet, iman etmiyorken biz böyle birisini nerede bulacağız?

Allahım imanlı bir sürü kulu var. Ama ego bize bunların olmadığını düşündürtüyor. Allah “Gerçekten iman etmiş kullarım gizlilerdedir.” diyor. “İsterseniz göndereyim.” diyor. O yüzden gerçek aşkı arayan kadınlar söyle bir duada bulunabilirler; “Allahım iman etmiş bir erkeğin kalbinde bana gel.” Erkekler de “İman etmiş bir kadının kalbinde bana gel.” diyebilirsiniz. Geleni de olduğu gibi kabul edeceksin. Çünkü Tanrı istediği kişi ile gelebilir.

Hz Musanın hikayesi gibi. Hz Musa kavminin isteği ile Allah'ı yemek sofrasına davet ediyor. Sofra hazırlanıyor Allah ona gelecek. Halkına, kavmine gelecek diyor ve bekliyorlar. Yaşlı bir kadın geliyor. Sofrada kimseye yedirtmiyorlar. İlk önce Tanrı gelsin diye kenarda bekletiyorlar sonra bir erkek geliyor daha sonra da bir çocuk geliyor ama Tanrı bir türlü gelmiyor. Hz Musa Tur dağına çıktığı zaman orada da dua ediyor diyor ki; “sen yalan söylemezsin niye beni kavmime karşı küçük düşürdün? Denizleri yardık, onları bunları yaptık. Gökten helva yağdı. Bıldırcın yağdı birsürü mucizeler oldu neden gelmedin? Tanrı; “Ya Musa ben geldim” diyor. “siz insanlar ancak bir insanın kalbinde geldiğim zaman bana dayanabilirdiniz. Bir çocuk olarak geldim, bir yaşlı kadının kalbinde geldim. Bir erkeğin kalbinde geldim ama siz bana yemek yedirtmediniz.” diyor.

Aslında Tanrı hep bizimle beraber ki, işte o aşkı bir fişeklemek gerekiyor çünkü sanaldayız biz yani buradayız. Burada nasıl fişeklenecek. Birine aşık olduğun zaman aslında Allaha aşık olacaksın. O bedene dokunduğunda, ele dokunduğunda beden ve el yok ki aslında burada yani bu yaşadığımız sanal dünyada. Dokunmuş olduğu enerji Allaha ait bir nur. Enerji demek bana basit geliyor nur demek istiyorum. Bana dokunduğunda aslında ona dokunmuş oluyorum. O zaman bana dokunurken çok saygıyla, çok kibarlıkla dokunduğumda, çok incelikle dokunduüğumda hangi kadın aşkı hissetmez.

Çünkü düşünce sistemi çok farklı öyle öptüğünde, öyle davrandığında öyle yaşadığında hal ve hareketlerinde öyle davrandığında kim kabul etmez ki? Hisseder bunu işte o yüzden aşk, aslında her yerde Tanrı olduğuna göre Allahın kendi yansımasıyla buluşması yada Allahın yansımalarının buluşması aşk bence böyle birşey.

Aşk ile kalın

Alahattin Öztekin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşk sıcaklığındaki yazılarınızı çok özlemiştik...Doğru aşkı sorgulayan ve arayan biri olarak yazınız içimi ısıttı ve çok iyi geldi...Gönlünüzden aşk eksik olmasın... Selamlar....

gelincik xxxxx 
 15.03.2008 13:00
Cevap :
merhaba yorumunuz için çok teşekkür ediyorum sevgiler  15.03.2008 22:39
 

Öncelikle uzun zaman sonra aramıza yeniden hoşgeldiniz, sevindim sizi gördüğüme:) 1. "bana iman etmiş birinin kalbinde gel" dediğimizde de sınır koymuyor muyuz? Bize Tanrı'nın neyi nasıl öğreteceği belli olmaz. Belki tam beklentilerimizin zıttında birini severek öğreneceklerimiz vardır. 2. "Aşk belki cinsellikle gelmez" demişsiniz. ben buna kesinlikle katılmıyorum. Aşkın içinde her zaman cinsellik vardır, somutta yaşanmasa dahi, en azından arzusu vardır. Cinsellik olmayınca neden aşk daha ulvi ve Allah'a yakın oluyor? Üstelik dünyaya geliş biçimimiz cinsellikle olurken. Bir çok ruhsal öğretmen, eğer bundan bahsedersem, "daha basit, daha az ulvi ve daha az inançlı görünürüm" diye gerçek hislerini çarpıtıyorlar (kastım siz değilsiniz, genel bir gözlem). 3. İnsanların aşkı uzak tutmak konusunda kendi blokajlarını yarattıklarına tamamen katılıyorum. Ve haklısınız, korkusuzca sevemediğimiz zaman, her zaman kendi özümüze ve Tanrı'ya uzak kalıyoruz. Elinize sağlık, sevgilerimle.

Kwan Yin 
 11.03.2008 23:41
Cevap :
merhaba İyi yada kötüyü istemek bir sınır değil bir seçimdir. Her cinsellik hissettiğin erkek seni gerçek aşka götürmeyebilir bunu anlatmak istemiştim. Aşkın içinde herşey vardır ama herşeyi olduğu gibi kabul edebilmek de vardır. Beklentilerinin zıttını yaşamanın içinde ise gerçek aşk değil sizi gerçek aşka giden yolda hazırlama vardır. Gerçek aşk korkularından kurtulabilenlerindir. Eger hala yüzleşmen gereken şeyler varsa aşk bekler. Tanrıya uzak kalmak kavramında da Tanrı insana hiç uzak değildir "Size şahdamarınızdan yakınım" diyor. Özümüze ve Tanrı'ya uzak kaldığımızı düşündüğümüzde biz uzak kalmış oluyoruz. Yoksa Tanrı değil. Çünkü O "siz beni nasıl düşünüyorsanız ben size öyle gelirim" diyor. Anahtar bizde. Katkı ve soruların için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle  12.03.2008 16:10
 

Tekar hoş geldiniz...Bence de :"Sevgi ve ışığın bir arada bulunduğu tek ve ana kaynağa doğru yolculuğumuzda yaratıcının nurunun kalbimizdeki tezahürüdür aşk"...Sevgi ve ışıkla, Ayna

Ayna 
 11.03.2008 11:09
Cevap :
hoşbulduk Sevgili Ayna Aşkın birçok tarifi vardır. Herkesin farkettiği kadar aşk tarifi vardır. Senin tarifini de bu kapsamda çok beğendim. Dileğim benimde, seninde ve diger bu yazıyı okuyanlarında aşk konusunda farkındalıklarının daha da artmasıdır. Sevgilerimle  12.03.2008 16:19
 

uzun zaman sonra yazmanıza çok sevindim. bana göre uzun zaman tabi. yazılarınızdan çok şey öğreniyorum. sevgilerimle,

Arzu Pınar 
 09.03.2008 19:53
Cevap :
merhaba Arzu hanım yorumunuz için çok teşekkür ederim. Zaman bu dünyada bizim için geçerli bir kavram ve boyut dünya işlerine dalınca sizin de dediğiniz gibi zaman biraz geçmiş. Zamanın olmadığı anda yaşamak hemde zamanın oldugu dünyada yaşayarak bir dengeyi oluşturduğumuzda zaten herşey yoluna girecektir. yeni yazılar ve yeni kavramlarda buluşmak üzere diyorum sevgilerimle  09.03.2008 22:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 3156
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster