Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
409
 

Aşk şovmeni

Aşk şovmeni
 

İşte böyle bir şeydir aşk şovmenliği yapmak.


İşi gücü seyirciye oynamaktır aşk şovmeninin... İlle de alkış kıyamet olacak. Her hareketi ayrı ayrı onaylanıp, üstüne bol bol aferin çekilecek. Kamera karşısında rol kesen artist gibi, tribin bini bir para. Karşısındakini şaşırtamazsa, kahrından ölür Allah korusun!

En sıradan numaralardan, en akla gelmedik icraatlara, insanın düşünebileceği ne varsa, hepsini bilmek ve uygulamak ister; söz konusu aşksa eğer. Çoğunda da başarılı olur eylemlerinin... Şovmenlik yaşam biçimidir çünkü. Sonsuz flörtözlüğü, hem ruhunu besler hem bitmeyen bir enerji üreticisine çevirir kendisini.

Zekidir genelde... İyi konuşur, doğru davranır. Görgü kurallarını da, kişisel ve toplumsal duyarlılıkları da iyi bilip, güzel dengeler. Nabza şerbet vermekte, üstüne yoktur.

Biraz psikolog, biraz sosyolog, yanında acık da stand upçı takılır. Hazır cevaplık ve insan ruhundan anlamak, olmazsa olmazıdır onun...

Hangi çiçek ne zaman alınır, en iyi çikolata ve şarap markaları nerede bulunur, hediye ile kişilik nasıl eşleştirilir sorularının; uzman cevaplayıcısıdır o. Şovmenliği boşa hak etmemiştir yani. İlgi alanına giren her konuda, durmadan zirveye oynar. Hele entellektüel yanı da güçlüyse, çok zengin bir sevgili portföyünün sahibi olur. Kardeşimizi dikkatle izlemekte sayısız faydalar var!

Hem dert dinleyicisidir hem sıkıntı giderici... Hem motive eder hem iyi hissettirir insanı... Yani bi nevi, yaşam koçluğu yapar bunlar. Her daim yukarda tutar, tutmak zorunda kalır aurasını...

Sinema, tiyatro desen, bunda... Nerde hangi sergi var, herkesten iyi bilir. Moda desen, on numara bilgi sahibi... Operayla baleye bile gider arada vallahi!..

Hayatındaki insana ne zaman ne söyleyeceğini, insanın kendini nasıl iyi hissedeceğini, iltifatın dozunu, övgünün sırasını bir matematik mühendisinden çok daha iyi hesaplar bu zat-ı muhterem!..

Skor tabelası, yenemediği takıntısıdır. Neyi kimden daha iyi yaptığı, davranışlarının başkalarından ne kadar farklı olduğu hayat memat meselesidir onun için... Varsa yoksa tribünler!.. Yaşasın seyirciler!..

En acı olansa, bütün bunların, şovmenimizi her an biraz daha kendisinden uzaklaştırmasıdır. Her yaptığıyla başka birini oynar o talihsiz kişi... Onca ışıltısının ardında, belki de dünyanın kendine en yabancı insanı yatar. Yaşamını başkalarına göre düzenlemek, onun en temel bağımlılığıdır artık. Elbiselerinin markası, cebindeki paranın miktarı, tek güvencesi, en büyük övünç kaynağıdır kendince.

Yaşamının yapaylığını, yapmacıklığını fark etmesi, hiçkimselere güvenemez hale getirir ruhunu... Kaygan bir zeminde, ne pahasına olursa olsun ayakta durmaya çabalar.

Ve aslında, şovmenliği ne kadar alkışlatırsa alkışlatsın yaptıklarını, yapayalnız bir insandır o. Perdeler kapandığında, bir sonraki günü bekler sabırsızlıkla... Kendi gerçeğiyle yüzleşmemek için...

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1283
Toplam yorum
: 3545
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1669
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek O..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster