Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
580
 

Aşk üzerine karalamalar (aşk acısı)

Aşk üzerine karalamalar (aşk acısı)
 

Herkes farklı çeker aşk acısını kimisi kendini odasına kapatıp günlerce çıkmazken kimi de kendini dışarı atar eve girmez. Kaçış yoktur ama ne yapsak bizimledir acımız… 

Beni soracak olursanız? Ben sevgilimden ayrıldığımda ya da büyük bir sorun olduğunda hem ruhsal hem fiziksel olarak etkilenirim. Önce vücudumun tüm sigortaları atar sonra soğuk soğuk terlerim dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun benim tüylerim dikendir. Başıma müthiş bir ağrı girer vücudum öyle bir bırakır ki kendini sabah kalktığımda mutlaka hastayımdır. Çoğu zaman acıdan kaçmayı denemişimdir dışarıya çıkıp delice eğlenmek onu unutturacak şeyler yapmak… Bazen başarırım ama başarma sürem 1 saati aşmaz… Böyle zamanlarda boğazımda büyük bir düğüm oluşur ağlamanın kenarında olurum, ağlayınca rahatlayacağım gibi gelir ama ağlayamam ağlasam da değişen bir şey olmaz acı beni terk etmez. 

Üniversiteye ilk başladığımda bir sevgilim vardı ama onunla el ele bile gezmezdik… Birinci sınıfın sonuna doğru el ele gezmeye başladım benim için tarif edilmez bir mutluluktu… Bir gün etrafımda ele ele gezen dolaşan sevgililerin hiç ayrılmadıklarını fark ettirdi bir arkadaşım… Arkadaşım “bu üniversitenin çeyreği erkek kız beraber yaşıyorlar” dediğinde şaşırıp inanmamıştım başta sonra kendimde gördüm. Üçüncü sınıfta bir kızla çıkmaya başladım ve bir süre sonra onun evine taşındım. Kız için neler dememişlerdi ki… Benden öncesini bilmiyorum ama benimleyken en küçük hatasını görmedim beraber yaşadığımız sürece bir kere benim gözümden başka göze baktığını görmedim, hiç yalan söylemedi, tanıdığım en mert kızdı. Onunla insanın geçmişine göre değil de taşıdığı kalple değerlendirmek gerektiğini öğrendim. Seviyorduk birbirimizi ama ayrılmak zorunda kaldık o istedi önemli bir nedeni vardı… Bir hafta çıkmadım evden yüzüm soluk, vücudum bitkindi ondan kaçsam da arada karşılaşıyorduk ve ben kireç gibi oluyordum. Sonra arkadaşların zoruyla dışarıya çıkmaya başladım belki ona kızgınlığımdan belki onu kıskandırmak için biriyle çıkmaya başladım. Çok kısa sürede ele ele kol kola gezmeye başladık bir gün hiç unutmuyorum kantinde çıktığım kızla yan yana oturuyorduk o geldi ben görmemezlikten geldim arkamıza oturdu sandalyesini bizim sandalyemize vurdu kızgın bir ifadeyle galip bir mutluluk hissettim. Böyle sürüp gidiyor hikayeler… 

Her çıktığım kızla yeni şeyler öğrendim hayata bakışım değişti aşkı, sevgiyi, kızgınlığı, ihaneti her şeyi yaşadım aşka dair ya da öyle sanıyorum. Bazen bir hafta bazen bir ay bazen yıllarca aşk acısı çektim kendime göre değişik yollar buldum aşk acısı yaşamamak için… Bir gün dedim ki hayatında hep ikinci biri olacak belki çok samimi değil ama ondan ayrıldığında öteki olacak onla devam edeceğim, denedim olmadı. Aslında denediğim hiçbir şey başarılı olmadı, anladım kimse kimsenin yerini tutmuyor. 

Çok kızla çıktım bazen günlük ilişkiler yaşadım ama hepsinde mutluluk olduğu gibi acı vardı. Erkeklerin, kızların üç dört kişi ile aynı anda çıktığını gördüm evli insanların yaşadığı ilişkiler… Başta istisnalar kaideyi bozmaz dedim ama zamanla istisna olmadıklarını gördüm. Her kadın, her erkek aldatır gibi büyük laflar etmeyeceğim, ama gerçekten çok şey gördüm. 

Üniversiteyi bitirdiğimde ne kirli bir dünyada yaşıyoruz derdim, gördüklerimden sonra… Şimdi ise değişti görüşüm aldatan biziz aldatılanda arkamıza bakmadan hiç düşünmeden çekip giden biziz, bırakılanda… Bir taraf üzülüyor evet ama üzülen taraf da çoğu zaman üzen insanlar. Artık kirli bir dünyada yaşıyoruz demiyorum yanlışlarım doğrularım var hala ama kınamıyorum artık kimseyi… 

Ben sevgilisini bir kalemde silip hemen yeni biriyle başlayan, bir ilişki bitmeden daha öbürüne başlayan insanları çok kıskanırım. Çok denedim olmadı kimseyi çıkaramadım hayatımdan hep terkedildim kırmayı değil hep kırılmayı seçtim ruhsal olarak yıkıldım, fiziksel olarak bittim ama üzmemeye gayret ettim. Belki Allah’ın bir ödülü bana; bir noktadan tekrar tutturdu hayatı tekrar mutlu oldum. Mutluluklarım, acılarımdan kat be kat çok oldu. 

“Aşk acısı çekmeyen yoktur” klasik bir söz ama ben “aşk acısı çektirmeyende yoktur” diyorum o ya da bu şekilde. Ya düşünmek lazım en azından çektirmemeye çalışmak, olayları bir noktada tutmak ya da bir kere dünyaya geldik deyip hiçbir şeyi düşünmeden yaşamak. Ben bir kere dünyaya geldik deyip hiçbir şeyi düşünmemek istiyorum ama olmuyor insanız fıtratımız buna uygun değil. Keşke bir formülüm olsa ve size desem şunları yaparsanız hiç üzülmez acı çekmezsiniz diye yok ama ne yazık ki. Size sadece bir tavsiye de bulunabilirim: “Yarını düşünüp üzüleceğinize, günün tadını çıkarmaya çalışın; yarın düşünseniz de düşünmeseniz de gelecek ama bugün bir daha yaşanmayacak. Belki bir ütopya ama aşk acısız bir hayat dilerim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1135
Kayıt tarihi
: 11.02.08
 
 

Sınıf öğretmeni. 39 yaşında. İstanbul'da görev yapıyor içinden geldiği gibi yaşıyor ve yazıyor.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster