Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
661
 

Aşk üzerine

Aşk üzerine
 

Siz hiç aşkınızı doya doya yaşadınız mı? Korkusuz, kuralsız, dünsüz, yarınsız. Sadece aşk olduğu için, sadece o olduğu için sevdiniz, sadece siz olduğunuz için sevildiniz mi? Değiştirmeye çalışmadan, değiştirilmeye maruz kalmadan. İçinde hüzün olmayan şiiriniz var mı? İçinde hasret ve ayrılık kokmayan bir şarkı tuttunuz ve onunla sarhoş oldunuz mu? Siz istediğiniz için değil de sadece o bundan büyük haz duyduğu için en sevdiğiniz şeyleri kendi listesinde baştacı yaptı mı? Onaylamasa bile vazgeçemediğiniz bir şeye alışmaya, onu sevmeye çalıştı mı? En çapkın arkadaşlarınızla sizi yolladı mı gece gezmelerine içinde ufacık bir şüphe olmaksızın? Peki ya siz?Bu güveni verebildiniz mi birbirinize?

Gecenin üçünde hasretle uyanıp fırladığınızda yatağınızdan, o bunu hissedip sizi aradı mı? Ya da aynı şeyi siz yaptınız mı? Sabahı bekleyemeyeceğinizi anlayıp o saatte birbirinize koştunuz mu? Hiç hesapsızca,sınırsızca sarhoş olup attığınız kahkahalarla dünyayı yerinden oynattınız mı?

Hazır günü gelmişken, siz oruç tutmasanız bile (bu sorum özellikle erkeklere), sırf o tutuyor diye kalkıp ona güzel bir sahur yemeği hazırladınız mı? İşlerinden kafasını kaldırıp iftarını açabilmek için su bile içemediyse siz de onunla beraber aç susuz beklediniz mi?

Bir oldunuz mu sevgilinizle? Paylaştınız mı herşeyi açıkça, saklamadan, kaygılanmadan? Kendinizi olduğunuz gibi gösterip sevilebildiniz mi bari? Yanlış bir şey yaptığında bunu ona nasıl söylerim diye zaman zaman kendinize kızdığınız ama mutlaka söylemeniz gerekliyse onu kırmamak, incitmemek için defalarca provalar yaptıığınız oldu mu? Sırf bu yüzden sabahlara kadar uykusuz kaldınız mı?

Herşeyiyle sizin oldu mu siz tapulamadan? Daha önce yaşadıklarını unuttunuz mu? Eski sevgilisini aklına getirdiğinizde sahiplenmenin verdiği delirten kıskançlık yerine başka şeyler hissettiniz mi? Ya da mini eteğini gördüğünüzde aklınıza tek gelen şey ona çok yakıştığını söylemek oldu mu?

Aşkınızı açamadığınız zamanlarda birbirinize şarkılar yolladınız mı radyodan? Mektuplar yazdınız mı uzun uzun?

Güvendiniz mi birbirinize canınızı bile emanet edecek kadar? En büyük sırlarınızı onunla paylaştınız mı ölene dek onunla kalacağını bilerek?

Sadece adını duyduğunuzda ya da bir an aklınıza geldiğinde kalbiniz çıktı mı yerinden? Elele öleceğiniz o günü hayal ettiniz mi? Peki ya elele yaşayacağınızı bir ömür boyu?

Ne olursa olsun birbirinizi terketmemeye yemin ettiniz mi? O oldunuz mu? Siz oldu mu? Yokluğunda daraldınız mı? Onsuz geçen bir anınız oldu mu? Gerektiğinde onu onsuz da yaşayabildiniz mi? Ya sahi, siz hiç gerçekten aşık oldunuz mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazının sonuna kadar tamam da.. aşk hiç bir zaman pişmanlık duymamaktır, ömür boyu el ele olamayacağını bilsen de.. terketmemeye yemin etmese de.. son iki satırda bencillik var, aşkta bencilliğe yer yoktur,çünki bazen onun için birlikteliğinizin devamının mümkün olamadığı,ona zarar vereceği durumlar olabilir.. mi dersiniz?

memom 
 11.10.2006 15:53
Cevap :
Ben de sizin son cümlenize kadar size katılıyorum :) Ne olursa olsun aşk pişmanlık duyulacak bir hadise değil.Şarkının da dediği gibi, yanlış zaman,yanlış insan bile olsa. Ve hatta bu kavramlara da karşıyım.İstediği kadar tehlike altında olunsun, ne olursa olsun aşk eğer ki karşılıklıysa cesaret gerektirir.Çünkü eğer o da aşıksa ona vereceğiniz en büyük zarar onu sizsiz bırakmaktır.Daha büyük ne olabilir ki?Ölüm bile vız gelir aşk acısı çeken birine.Eğer ki aşkınızı yaşamanızı engelleyen faktörler varsa zaten yeterince aşık değilsiniz demektir. Bu arada, aşkın zaten kendisi bencildir :)Sevgilerimle...  11.10.2006 17:29
 

Peki siz yaşadınızmı? Böylesine aşkı

Erkan 
 27.09.2006 9:20
 

değilmi ki en güzeli yaşamın yalansız olanı, tabiki başarabilelenlere...

Ali BAKMAZ 
 26.09.2006 9:54
Cevap :
Yalansız ama patavatsız değil bence.Yalan söylememek uğruna nice patavatsızlıklar yapıyoruz sevdiğimize karşı.Örneğin,bebeğini bekleyen sevdiğin kadını bir ittirsen yuvarlanacak yokuş aşağı diyelim;büyük bir kaygıyla sorduğunda kilo alıp almadığını ne yapacaksın?Doğruluk adına der misin top gibi oldun diye? Aşkta yalan olmadan olmaz.Ama yalanlar böyle yalanlar olmalı.Karşındakini depresyona sokacak doğrular aşkın büyüsünü bozabiliyor bazen.Bir kadın olarak söylüyorum bunu, zamanında top gibi yuvarlanmış bir kadın :) Sevgiler...  26.09.2006 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 698
Toplam mesaj
: 177
Ort. okunma sayısı
: 2448
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Dünyayı, yaşamayı ama adam gibi yaşamayı, arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi çocuğumu, müziğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster