Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
542
 

Aşk ve kumar...

Aşk ve kumar...
 

https://www.youtube.com/watch?v=Ajp0Uaw4rqo 

Sana aşık olmaktan kendimi ala koyamıyorum.” Yıllar öncesinin parçasını yine bu yolda dinliyordu Mesut.  UB40 topluluğu o tarihler çok meşhurdu. Arkalı önlü kaseti  Ada ile birlikte Ankara’ya varıncaya kadar yol boyunca dinlemişlerdi. Ama artık kaset devri bitmişti. Şimdi bu parça Joy Fm’de eski günleri hatırlatır biçimde çalıyordu.

Ada’nın şirkete ilk geldiği günü bugünkü gibi net hatırlıyordu. Almanya’da doğup, büyümüş olan Ada, Mesut’un Şube müdürü  olduğu şirkete ilk geldiğinde gözlerini ondan alamamıştı. Annesi Alman, babası Türk olan Ada,  merkezi Almanya’da olan şirketin İstanbul şubesine tayin edilmişti. Mesut, kendisine, adının anlamını bildiğimiz Ada  mı diye sormuş? Ada’nın cevabı ise Almanca’da Ada’nın karşılığının mesut , mutlu olduğunu söylemişti.  Tıpkı kendi adı gibi….

Ankara’ya şimdi tek başına gidiyordu. Halbuki yıllar önce oraya giderken aracını tek eliyle kullanıyordu. Çünkü sağ elinin parmakları Ada’nın parmaklarıyla kenetlenmiş haldeydi.  Nasıl olduğunu ikisi de anlamamışlardı. Birden aşk ateşinin içine düşmüşler, birbirlerine tutkuyla bağlanmışlardı. Aklında en çok kalan sahne ise  geceleri İkisinin de bitkin hale düşene kadar çılgınca seviştikleri anlardı. Bu ilişkileri bir yıl kadar sürmüş, bir yıl sonra Ada, annesinin rahatsızlığı nedeniyle tekrar Almanya’ya dönmek zorunda kalmıştı.

Adapazarı’ndan Bilecik sapağının yanından geçerken  oradaki virajın ölüm virajı olduğunu aklına getirdi. Ayrı ayrı zamanlarda iki arkadaşı o virajda yaşamını kaybetmişti. Söylentilere göre o yol yapılırken bir evliyanın mezarına zarar verilmişti. Ne zaman oradan geçse hızını düşürürdü. Bir gün aynı yerde önündeki aracın tamponu önüne düşmüş, direksiyona zor hakim olmuştu.

Aslında Ada şirkette çalışmaya başladıktan iki yıl sonra aralarında ilişki başlamıştı. O ana kadar nedense birbirlerine açılamamış, ama birlikte olmaya başladıktan sonra bu açığı hızla kapatmışlardı.

Ada Almanya’ya gittikten sonra önceleri sık sık mektuplaşmışlar, telefonla görüşmüşler, ama aradaki zaman uzayınca, önce telefonlar, sonra mektuplar azalmış ve sonunda ilişki kendiliğinden bitmişti. Mesut aradan geçen yirmi yılı düşündü. Ada’dan ayrıldıktan sonra kendisi bir okul arkadaşıyla evlenmiş, Ada’nın da bir Alman ile evlendiğini duymuştu.

Mesut  20 yıl önce şirketin müdürler toplantısı için, Ankara’ya giderken Ada’yı da mesleki bir eğitime katılmak üzere oraya götürmüştü. Kendisi 2 gün sonra dönerken, Ada 10 gün sonra gelmişti ve o 8 gün ona o kadar uzun gelmişti ki….

20 yılda birbirlerini unutmuş gibi olsalar da  Mesut bazı sayıları  hiç unutmamıştı.  İlk birlikte oldukları tarih 16 Nisan’dı..yani 16. 4, kendi doğum günü ayın 21 i, Ada’nın doğum günü ise ayın 17 siydi. İlk birlikte oldukları tarihte Mesut 41, Ada 32 yaşındaydı.  Bir gün bunları düşünürken bu rakamları sıraya koydu. 4-16-17-21-32-41. Ve o sayılarla 20 yıl boyunca her hafta sayısal loto oynadı. Sadece bir kolon oynuyor ve bir seferde 4 haftalık kupon yatırıyordu.  Rakamları ezberlediği için sayısal loto sonuçlarına baktığında bazen 3, bazen 4 tutturup, aldığı ikramiyelerle yine aynı sayıları oynuyordu.

25 Nisan sabahı bir iş için Tekirdağ-Çorlu’ya gitmişti. Birden aklına o hafta loto oynamadığı aklına geldi. 4 haftalık oynadığı kupon, geçen hafta bitmişti. Hemen en yakın bayiye gidip, aynı sayıları bir kupona yazıp, kuponu yatırdı. Ertesi günü gazeteyi açtığında gözlerine inanamadı. 6 tutturan iki kişiden birisi kendisiydi.  Yandaki fotoğrafta görüldüğü gibi 753 bin lira kazanmıştı. Yani eski para ile 753 milyar. Bir  de küsuratı vardı.

İşte şimdi Mesut Ankara’ya bu parayı tahsil etmeye gidiyordu.

&&&&&&

Ada, Facebook hesabında tanıdık bir ismin kendisini eklemesini istiyordu Bu isim yirmi yıl önceki büyük aşkıydı. Facebook, yıllardır görmediğiniz kişileri sizin ayağınıza getiriyordu. Aynı şekilde siz kaybettiğiniz kişilere bu site aracılığıyla ulaşabiliyordunuz. Kendisini aramak Mesut’un nereden aklına gelmişti?

Ada Almanya’da Walter adında bir Alman ile evlenmişti. Ama yaklaşık 8 yıldır da Türkiye’de yaşıyorlardı. Türkiye’de bir tekstil firması kurmuşlardı ve Almanya’ya tekstil ürünleri ihraç ediyorlardı. Ama şu Çin pazarı yok mu? Maliyetler yüzünden işleri  pek iyi gitmiyordu. Piyasaya da oldukça borçlanmışlardı. Bankalardan ise kredi alamıyorlardı. Ada’da şirkette fiilen çalışıyor, oldukça da sıkıntılı günler yaşıyorlardı.  Bu dalgın düşünceler içerisinde Mesut’un arkadaş ekleme  talebini kabul etti. Aradan 5 dakika geçmeden Mesut telefon numarasını kendisine gönderdi ve beni lütfen arar mısın? diye de bir mesaj gönderdi.

“Merhaba Mesut, nasılsın?”

“İyiyim Ada, sen nasılsın?”

“İyi…”

“Bu kadar yıl sonra seni aramamı garipsemiş olabilirsin ama seni son bir defa görmek istiyorum.”

“Görmek mi? Birden nereden aklına geldim?”

“Yok. Sakın yanlış anlama. Senin evli olduğunu biliyorum. Ben de evliyim zaten. Geçmiş yılların hatırına bir yerde oturup bir kahve içelim. Sadece o kadar.”

“Peki tamam, nerede buluşalım?”

“Taksim’de eski adı Marmara Etap olan otel. Bilmiyorum galiba şimdi adı değişmiş olabilir. Onun cafe kısmında saat 14.00. Senin için uygun mu?”

“Tamam, görüşürüz.”

“Bye”

&&&&&&

Yıllar boyunca insanların değişmediği tek yönleri bakışları oluyor herhalde. Bir de gözleri. Ada’nın yüzündeki belirgin kırışıklıklar ile Mesut’un dökülmüş saçları geçmiş yıllardaki izleri taşıyordu sanki.

“Seni iyi gördüm Mesut.”

“Fena sayılmam, sen biraz yorgun görünüyorsun.”

Her ikisi de geçmiş olan 20 yılda neler yaptıklarını konuştular. Ama birbirlerinden kopma nedenlerini hiç gündeme getirmediler.  İki saat ne çabuk geçmişti. Ada kocasının kendisini buradan saat 16.00 da alacağını söylediğinden Mesut hesabı ödeyip, kalkmak istedi. Ada, “Seni Walter’le tanıştırayım, geçmişte çalıştığımız şirketten amirim olduğunu söylerim”

Yok gerek yok. Ben kalkayım. Aslında seni buraya bunu vermek için çağırmıştım.”

“Bu ne?”

“Bir zarf işte”

“İçinde ne var.”

“Senin hakkın olan bir şey. Lütfen bana başka bir şey sorma.”

“Açayım o zaman.”

“Yok ben gittikten sonra açarsın. Haydi hoşça kal.”

“Peki teşekkürler. Kendine iyi bak.”

Mesut gittikten sonra Ada zarfı açar ve  gözlerine inanamaz.

Zarfın içinde bir not ile birlikte 376.817,45 TL.lık bir çek vardır.  

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hoş bir hikaye, gerçek de olabilir, kurgu da ama hoştu Erol bey, keyifle okudum, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 04.06.2015 23:59
Cevap :
Her öyküde yaşamdan izler olabilir Yurdagül hanım. Zaten öyküler de yaşanmış veya yaşanabilecek olayları kurgulamak değil midir? Teşekkürler. Saygılar, selamlar...  05.06.2015 21:08
 

Erol Bey,buram buram aşk,sevgi kokan öykünü zevkle okudum.Bu aşkta özveri,dürüstlük var.Yaşanmış bir olay izlenimi veriyor.İyi de kurgulanmış.Öyküden çıkarılan ders de önemli;ama günümüzde böyle insanlar da var mı,diye sorası geliyor insanın;ne var ki bu bir öykü.Selam ve sevgilerimle.

Hüseyin Başdoğan 
 04.06.2015 20:59
Cevap :
Seçimler öncesinde dürüstlüğü mumla aradığımız bir ortamda, bu öykü bir örnek olsun istedim Hüseyin bey. Son yıllarda kul hakkının nasıl yendiğine hepimiz tanık olduk. Aşk konusuna gelince, fedakarlık yoksa o aşk tam anlamıyla yaşanmış sayılmaz. Teşekkürler. Saygılar, selamlar...  05.06.2015 21:06
 

güzel öykü...:))...var var o paranın hepsini de verecek kişler var bu alemde..."payımı istiyorum nerdesiniz mileeet"...eyvallah...

nedim üstün 
 01.06.2015 16:16
Cevap :
Var mıdır dersin üstadım? :)) Umarım en yakın zamanda payını da verirler. Ama bu pay nasıl olur bilinmez...:) Saygılar, selamlar...  01.06.2015 17:06
 

Mesut iyidir...Kara gün dostudur...Iyilik melekleri de cok Mes'uddurlar. ..Erol Bey,harikaydı...Şaka bir yana,cok ders vericiydi...Tebrikler...sevgiyle selamlar:)

Mesut Selek 
 01.06.2015 15:10
Cevap :
Siz benim adımla bir dizi de oynarsanız, ben de öykü içinde sizin adınızı kullanırım Mesut hocam. :)) Sizin aile her zaman mutlu, mesut ve bahtiyar'dır. Teşekkürler. Saygılar, sevgiler...  01.06.2015 17:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 7878
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3115
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster