Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
5502
 

Aşk ve seks ilişkisi

Seks ile aşkın ya da seks ile sevginin ilişkisi tartışılan bir konudur. Bazı kişiler bir ilişkide duygusal ilginin daha önemli olduğunu, seksüel ilginin ise ikincil olduğunu ve zamansal olarak da sonra gelmesi gerektiğini savunur. Bazı kişiler ise, seksüel ilginin, en azından, duygusal ilgiyle birlikte olması gerektiği, seksüel ilgi olmadan duygusal ilginin anlamsız olduğunu savunur.

Bu görüşün ikisi de, kendi bakış açılarına göre doğru olabilir. Çünkü bir kişiye aşık olduğunuzda, deneyimlerimizden biliriz ki, ona yönelik olarak, seks yapmaktan çok, daha tinsel boyutta bir vuslat arzumuz vardır. Bu doğru. Ancak, içinde cinsellik olmayan ya da cinsel arzu taşımayan, bir kadın erkek ilişkisi ya da aşk mümkün olamaz. Bu da doğru. 

Bu konunun böylesi bir ikilem içine girmesi, konuya hatalı bir yaklaşımdan çıkar. Bu hatalı yaklaşım, bedenselliği sadece seksüel, tinselliği ya da duygusallığı sadece aşkla ilgili bir niteliğe indirger. 

Bu yaklaşımda bir değişiklik yaptığımızda, elde edeceğimiz sonuçlar da değişir. Buna göre, cinsellik salt bedenselliğe ait değildir; cinsellik hem bedenselliğe hem de duygusallığa ya da tinselliğe aittir. Aynı şekilde aşk da hem bedenselliğe hem de duygusallığa aittir. 

Aşk, nasıl hem bedensel hem duygusaldır? 

Aşkın bedensel yanı: Aşkın ya da sevginin temelinde, karşı cinse yönelik olarak, örgensel olarak de desteklenmiş bir şekilde dogal bir yapıya sahibizdir.  Bu nedenle, karşı cinse yönelik aşkımızın ve sevgimizin altında bu dogal durumumuz vardır. Her kadın ya da erkek, bir erkeği ya da kadını arzulamak zorundadır. Aşkın temelinde bu zorunluluk vardır. 

Aşkın duygusal yanı: Kişinin, sınırsız sayıdaki karşı cins arasından yaptığı seçimin koşullarının verdiği tinselliktir. Bedensel arzunun ötesinde, tinsel ve kültürel olarak, belli tarzdaki kişilerle iletişime geçme, paylaşabilme, anlaşabilme durumudur. Çünkü insan salt beden değildir. Seksüel arzunun dışında pek çok arzusu vardır. Onların tatminini sağlanması durumu, bir ilişkinin duygusallığını oluşturur. 

Seks, nasıl hem bedensel hem duygusaldır? 

Seksin duygusal yanı: Seks nihayetinde bedensel bir eylemden ibaret görülebilir, çünkü orgazm için bedensel bir eylem, tensel birleşme, bir duhul durumunu oluşması lazım. Ancak seks salt cismani bir boyuttan ibaret olsaydı, herkes, seks yapmadan seksüel arzuları yaşayabilirdi. Seks de duygusal boyutuyla birlikte tamamlanacak bir süreçtir. Seksin de bir anlam boyutu vardır. Tahrik olmanın, belli bir kişiyi, belli bir tarzda arzulamanın altında yatan manadır, o kişiyle birlikte oluşan kavramsal dünyadır, duygusallıktır. Eğer sekste bu olmasaydı seks hiçbir şey olurdu. Ve seks için herhangi bir sürtünme yeterli olurdu.

O halde, ne duygusallık sekssiz, ne seks aşksız olur. Her ikisi de ancak bütünlüklü olarak yaşandığında kendini gerçekleştirmiş olur.

Peki neden insanlar bu kavramları birbirinden kopuk ve indirgeyerek algılar ve seks ile duygusallığı birbirinden koparır ve hep seks karşısında önceliği duyguya verir, en azından seks ile duygusallığın eş zamanlılığını dahi savunmaz?

Cinselliğin Toplumsallığı

Bu konuda karışıklık yaratan şey cinselliğin toplumsallığıdır. Seks, cinsellik ve kadın erkek ilişkileri bir toplumsallık içinde olup biter. Dolayısıyla, toplumun normlarına, değerlerine, geleneklerine, eğilimlerine, eş deyişle önyargılarına dayalıdır. Kadın erkek ilişkileri toplum yararına ehlileştirilmedikleri sürece, ki bu işlem için berkitilmiş yer, kutsal diye de yaldızlanmış olan evlilik kurumudur, bunlar canavardır. Aklınıza hemen zincire vurulmuş bir penis, demir parmaklıklarla hapsedilmiş bir vajina getirebilirsiniz. Kafanızda grafik-görsel olarak canlandırın. 

Böyle olunca, sapla saman karışıyor. "Bir ilişkide seks mi daha önemli, aşk mı daha önemli?" diye sanki bunlar birbirinden ayrıymış gibi hayali sorular soruluyor.

Oysa, eğer seks, aşktan sonraya bırakılmışsa, -sekse az önem verilmiş olduğu için- o ilişkiyi çöpe atın.  Eğer aşk seksten sonraya bırakılmışsa, -sekse fazla önem verilmiş olduğu için, bu ilişkiyi de çöpe atın. İkisi de defoludur. 

Tek gecelik ya da eşcinsel seks

Tek gecelik ilişkiler ya da hemcinsel ilişkilere gelince bunlar daha çok deneysel ve kültürel kökenli cinsel ilişkilerdir. Konunun aslını bağlamayacağını belirtelim. Bir insan tek gecelik ilişki yaşayabilir ve bundan diğer hiçbir ilişki şeklinden almadığı zevki alabilir, -çünkü aslında her ilişkinin ve kişinin tadı başkadır- bu tür bir ilişkiyi haz vermez ve bütünlüklü olmaz diye reddedilemez. 

Sağlık sorunu nedeniyle/sonucuyla eşcinsel diye yaftalanmışlar dışında, eşcinsel ilişki yaşayanlar da, bu ilişkilerinden zevk ve doyum elde edebilirler, bunlar da kültürel kökenli ilişki çeşididir ve problemle ilgisi yoktur. 

Son

Bütün yukardaki açıklamalar kategorik açıklamalardır. Hiçbir tekil duruma uymaz, uyamaz. Hiçbir tekil durum da bu türden açıklamalara uymak zorunda değildir, olamaz. Pratiği yaratan kavram değildir, kavramı yaratan pratiktir. Yani sözlüğe göre yaşayamayın, yaşadığınıza göre sözlüğü yazalım. Mesela büyük sözlük, evlilik sözlüğüdür diğer sözlükler toplumun normlarıdır. Bütün bunlarla da 'aktif bir seksüel ilişkiye girmek' gerekiyor, özgürleşebilmek için!

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanoğlunun (bazı iddiaların aksine) "natamam" olduğunun kanıtlarından biri de, sanrılarının gerçek olduğuna inanma eğilimi. Bana göre aşk, bildiğimiz sevginin bir çeşit hezeyana dönüşmüş hali. (Aşık Veysel'in dediği gibi; "Oğlan kızı sever, kavuşamazlar, aşk olur.") Bu sevgiyi farklı kılan, ebeveyn, evlat, arkadaş veya akraba sevgisinden ayıran yegâne etken cinsellik. Cinsel olarak çekici bulduğumuz, belki de genlerimizi geleceğe taşımamıza yardımcı olacak bir eşi "sevmemizden" daha doğal ne olabilir ki? Bir araya gelecek, bir yavru yapacak ve en azından onu yetiştirene kadar bir arada kalacağız, dolayısıyla böylesi hepimiz için daha kolay. (Burada bilinçli bir seçim ve planlama sürecinden bahsetmediğimi söylememe gerek yok sanırım.) Öte yandan, biyolojik anlamda "faydalı" olanın, kültürel kodlamalar vasıtasıyla toplum düzeninin bir parçası haline gelip, yeni nesillere aktarıldığını düşünebiliriz. Uzun lafın kısası, "Her işin başı cinsellik..." :-) Selâm ve saygılarımla.

uhudedipuhu 
 11.12.2010 17:01
Cevap :
Sanırım bu yazıda, cinselliği -aşkın, ihmal edilen yanı olarak, onun bedensel kökeni olan cinselliği işaret etmenin dışında- dar anlamıyla kullandım. Yani bildiğimiz to make each other. odaklandığım konu, aşk sevgi, manevi olarak yüceltilirken, düzüşme anlamında cinselliğin bedensel olarak tu kaka görülmesinin yanlışlığı idi. çünkü insanlar bunları böyle konumlandırdığı için ilişkilerini de buna göre yapılandırıyorlar. bu da işin doğasına -bence- aykırı olduğu için bu şekilde konumlanan ilişkiler sorunlar yaşıyor. Bu yanlış konumlandırmayı da iki türlü düşündüm, seksi, sevginin oluşmasından sonraya bırakma ile, seksi sevgi oluşmadan önceye alma. İkisi de bir ilişkiyi bence defolu kılar. Sevgi oluşurken seks olabilir, seks yaparken sevgi yaratılabilir. ama bizde bunlar aykırı düşüncedir, çünkü biz evlenene kadar partnerimizin şeyini bile hiç görmemiş oluruz, ama o kişiye ömrümüz boyunca yemin etmiş oluruz. bu ise çarpık toplumsal ilişkilere yol açar. Selamlar..  11.12.2010 17:17
 

mi kaçtı içinize. ??:DD İlahi bırakın insanlar neyi nasıl istiyorlarsa öyle yaşasınlar. yazdıklarınıza katılıyorum ama kaç kişi uyuyor ve uyguluyor bunları dersiniz?? Sevgilerle:))

Gül'ün içinden 
 09.12.2010 19:02
Cevap :
Valla yazdık bir kere, hiç kimse uygulamasa da kendim uygulamaya çalışırım artık.  10.12.2010 23:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 582
Toplam yorum
: 851
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 572
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman 'neden olaya böyle bakılmıyor' diye dü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster