Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '18

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
58
 

Aşk Yolculuğu ve Ben Olmaya Dair

Ben’in olgunlaşması duyguların tanınmasından geçmekteydi. Ama aşk istendiği, arzu edildiği, hayali kurulduğu zaman kalpteki köşküne oturmazdı. Aşkın huyudur, bireyi hazırlıksız yakalamak. En zayıf anınızda, aşktan umudunu kestiğiniz zamanda ve duygularınızın, arzularınızın birbirine karıştığı vakit aşk harekete geçer. Aşk öyle göz kırpmayı sevmez. Aşk kendini tanıtmaz da. Kapıdan doğrudan içeri girer. İster tanı, ister tanıma; ister kabullen, ister kabullenme aşkın hiç umurunda değildir. Aşk gelir kalpte oturur, önce kalbi ele geçirir, sonra duygularını kontrolüne alır. Ardında akılla darbe indirir. İhtilal yapmak aşka göre değildir. Aşk arzusu var olan sistemi yıkmaktır. Kökten bir değişiklik ister. Aşk kendini kimse ile paylaşmak istemez. Ondandır aşk gözleri kör eder ki kişi ne yaptığını bilemezsin. Kişi aşkla kendinden kopar. Kişi deliye döner. Ne hissettiğini, ne düşündüğünü bilemez. Aşk tek derdi arzuladığını elde etmektir. Aşk arzuladığını elde ettikten sonrası için plan yapmaz. Aşk anlık dertler peşinde koşar…

Aşk benlikte derin bir keşif yolculuğuna adım atar ama kişi bunu bilmez. Aşkta buna kolay kolay izin vermez. Aşkın görünmeyen yüzü duyguları olgunlaştırmak ve duyguların tanınmasını sağlamak, akıl ve duygular arasında dengenin kurulmasını öğretmek, geçici arzuların gerçek yüzünü göstermektir. Ama herkes bu derinliği göremez. Aşkın benliğe kazandırdıklarını ancak Simurg yolcuları algılayabilir. Aşk herkesi yanıltmayı sever. Aşk kendi sırrını kimseye açmaz. Sessizce seyreder ve sırrı çözebilecek olanı bekler.

Sessiz gelen aşk, yumurtlayan tavuk gibi ortalığı ayağa kaldırır. Aşk zayıf karakterde kendi havasını atmasını sever. Alay eder. Uykusuz bırakır. Gündüzü ve geceyi alt üst eder. Aşkı heyecan dalgasıyla kişinin dünyaya bakışını ve yaşam biçimini parçalar. Atom etkisi yapar.

Aşk hiçbir zaman geldiği gibi durmaz. Zamanla sıradanlaşır. Heyecanı kaybolur. Etkisi azalır. Bütün bunlar gitme sinyalidir. Her benliğin yaşaması gerektiği için herkesi ziyaret eder. Bizi de herkesi ziyaret ettiği gibi ziyaret etmiştir. Ama geride bıraktıkları önemlidir. gelişi ve gidişi doğal bir süreçtir. Aşktan nereye ne kaldığı aşktan ne anladığımızdır. Üzücü olan ise aşkın gidişiyle geride normal hayata dönüşümüzdür.

Simurg adayı ve yolcusu aşktan aldığı ise farklıdır. Ben aşkı bir arzudan ibaret saymaz. Ben’e göre aşk kendini tanıması için bir araçtır, amaç değildir. Araç amaca dönüştüğünde benliğe zarar verir. Ruhu esi alır. Araç olan aşk duygularını tanınmasını sağlar. Heyecanı ve acıyı beraber yaşamayı öğrenir. Karşı cinsin etkilerini fark eder. Derinden hisseder. Karşı cinsin gücünü ve önemini keşif eder. Karşı cins Ben’in bir parçasıdır. Karşı cins olmadığında Ben yarım demektir. Bu eksiklik huzursuzluk verir. Eksiklik duygusu Ben’e acı verir. Acıyı dindirmek içinde aşkı bilmek gerekir. Aşkı bilmemek Ben’i yarım kalmışlık bir yaşamla karşı karşıya getirir. Aşkın eksikliği var oluşta gedik demektir. Bu gedik kapanmadığı sürece hayatın tadına varılamaz. Ben için hayatta boşluklara yer yoktur. Aşkta bu boşluklardan birini tamamlar. Yoksa bu boşluğu geçici arzular ve şehvet doldurmaya kalkar. Şehvet Kaf Dağına giden yolculukta Ben’i yolunda alıkoymaktan başka bir şey değildir. Arzular geçicidir ama sonu gelmezler. Yemek yeme ihtiyacının sonun gelmemesi gibidir. Her şey gerekli ama kontrol altında tutulmalıdır. Sınırsızlık ruha işkencedir. Ruh aslında var olmayanla yaşamak zorunda kaldım mı ruh bataklığa dönüşür. Özünü kaybeder. Özünü kaybeden ruh vahşileşir ve tatmin olmaz azgın bir boğaya gibi etrafa saldırır.

Aşk kendini bulmadır. Duyguları canlandırmadır. Ölü toprağa can veren yağmur gibidir aşk. Ben de hayatın yükü altında ezilen ve mekanik duyguları canlandırmak için aşka özlem duyar ve aşkı kendine bu anlayışla misafir eder.

Aşk tutku değildir. Ama arzularının esiri olanlar için aşk tutkudur. Tutku ise yıkım getirir. Etrafta aşk adına yapılan çirkinlikler bunun göstergesidir. Aşk naiftir, şiddet barındırmaz. Aşkı şiddetle görenler arzularına ve şehvetlerine düşkün olanlardır. Aşk masumiyete giden yoldur. Çünkü aşk karşı cinsi anlamanın yoludur. Hissetmektir. Özdeşim kurmaktır.

Aşk yolun sonu değildir, yolun başıdır. Aşk sevgiye giden sonsuzluk yolun kapısını açmak için vardır. Bilenler için sevgi sonsuzluğa giden yolda ruhu besleyen kaynak sudur. Aşk olmadan sevgi olmaz. Aşk sevginin anahtarıdır. Aşkı bilmeyen sevgiyi hiç bilmez. Aşk yokuş aşağıya Ben’i indirir, sevgi ise düz yoldur. Düzlüğü sizi yanıltmasın çukuru, bataklığı, çamuru çoktur. Her şey sevgiyi kirletmek için sıraya girer düzlükte.

Her şey hayata ve var oluşa anlam katmak için bizimle temasa geçer. Hiçbir şey nedensiz bizimle iletişime geçmez. Aşkta bütünün bir parçası olarak kendi yerini almak ve kendisine ait boşluğu doldurmak için bizimle temasa geçer. Yeter ki bütünün içindeki yerine doğru dürüst yerleştirebilelim.

Osman Tatlı

@yazarosmantatli

Emre Erden bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 329
Kayıt tarihi
: 02.08.14
 
 

2004 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster