Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
360
 

Aşk

Aşk
 

Elif Şafak...Yaşamı da, yazdıkları da ilginç. Sevdiklerimden...


Elif Şafak'ın romanı... İlk sayfada şöyle yazıyor :

AŞK'ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtitacı yoktur.

Başlı başına bir dünyadır aşk.

Ya ortasındasındır,merkezinde,

ya da dışındasındır,hasretinde...

İlk anda, alışılageldiği üzere, insan aşkından söz edildiğini, kitabın tümünün de bu minval üzerine olduğunu sanıyor insan.Oysa sözü edilen Yaradanla Yaratılan arasındaki aşk...Kitabın henüz başlarındayım. Kaplumbağa hızı ile ilerlemekteyim:))).İlginç bir yöntemim var kitap okurken .Önce son sayfalarını, daha sonra aradaki sayfalardan denk gele birkaçını , sonrasında da ilk sayfadan başlayarak okumak... Bu yazıyı yazmaya niyetlenince, aradan ilgimi çeken bir paragrafı aktarmak istedim... Bir önceki yazımla bağlantılı olacağını düşündüğüm için...

Şems diyor ki, katile: Şüphe fena bir şey değil ki.Şüphedeysen,hayattasın demektir" "İnsan bir gecede iman sahibi olmaz Süleyman.Kişi kendini inançlı zanneder ama sonra beklenmedik bir iş gelir başına tereddüt eder,yalpalar.Tekrar toparlanır,imanı kuvvetlenir,ardından yine yuvarlanır şüphe çukuruna...Bu böyle devam eder.Belli bir safhaya ulaşıncaya dek bir o yana bir bu yana sallanırız.Kâh mümin,kâh münkir,Kâh ,mütereddit.Kâh Cennetlik,kâh Cehennemlik.Ancak böyle ilerleyebiliriz..Her adımda Hakk'a biraz daha yaklaşırız.. ŞÜPHE DUYMADAN, İMAN OLMAZ..."

Kafamızdaki sorulara cevap bulamadığımız, ya da birilerine öykünüp "O, niye daha zengin, daha güzel, daha şanslı veya sağlıklı,niye ben böyleyim dediğimiz, isyanın, inkârın eşiğine gelmiş hatta ötelere geçmişizdir yaşamımız boyunca. Hele kendimizle veya yaşadığımız dünya ile ilgili haksızlıkları gördükçe... Bir insan düşünün ki, şehirler satın alacak, devlet bütçesi kadar mala mülke sahip. Biri de var ki, bir tek zeytin bulamıyor, çocuğuna süt,ilaç alamıyor. İnsan ol da, gel isyan etme... Karşındaki insanın haksızlığı gün gibi aşikâr ama sen sesini çıkaramıyorsun, elin mahkûm çünkü o patronun, ülkenin egemenlerinden, hatta eşin, baban... Bu nasıl adalet,adaletin bu mu dünya türkülerini söylemeyen var mıdır... Kısacık yaşamımız içinde, geniş düşünecek, olayları bir derviş gözüyle yorumlayacak ne zaman var, ne olanak. İnsanlar deli gibi ,sabahtan akşama evini geçindirme, hatta "günü kurtarma"derdinde. koşuşturup duruyor... Bu nedenle herkesin; değil birbirini , kendini tanımaya fırsatı yok...Ancak bizim gibi ununu elemiş,yolu yakın etmiş,gerideki yılların muhasebesini, gelir-gider hesaplarını yapmaya fırsat bulabilenler, bu konuda şanslı...Tabii bu yaşa ulaşabilmek de ayrı bir şans...

İlk insandan bugüne kaç milyon yıl geçti, kaç insan bu gezegene konuk oldu çok net bilinmiyor. Tarihi verilere baktığımızda, hiçbir dönemde, hiçbir toplum -masallardakiler hariç- :)) yaşamını güllük gülistanlık geçirmemiş.Gelir düzeyinin çok adil olduğu söylenen o, şehir kadar, küçücük ülkelerde bile, uyuşturucu kullanımı ne kadar yaygın, okuyoruz... Şunu demeye getiriyorum.Bize sunulan hayat ;adaletsiz, zorlu, sonuna kadar nefes nefese kaldığımız ama aynı anda da, küçük heyecanlarla birlikte başarı zevki de tattıran, zorlu mu zorlu bir sınavdan başka birşey değil. Oysa,Evrenin yaşı, büyüklüğü karşısında ne kadar küçüğüz, adeta bir toz zerresi, o bile değil belki, büyüklükler karşılaştırılınca. Milyon yıllar içinde, bizim en fazla, o da çok nadir ,yaşayabileceğimiz süre yüzyıldan fazla değil...Geniş düşünmekten maksadım bu... Genç olmak demek hırslı,heyecanlı,istekli olmak demek... Bunu çocuklarımda ve diğer gençlerde daha iyi gözlemliyebiliyorum, bu yaşımda. Otuz yıl önce, aynı sözleri söyleyen birine, ateş saçan gözler ve sözlerle itiraz ederdim kuşkusuz... "Hayata dair gözlemlerimi paylaşmak "dileğimi dile getirmiştim,sayfamdaki kimliğimle ilgili bilgide. İşte hayata dair gözlemlerimden seçmeler sundum size ,katılırsınız katılmazsınız.... Kimilerinin yaptığı gibi, imalı göndermelerde, bulunursunuz, belki de, hepsi başım gözüm üstüne... Onlar için de, şu duygumu dile getirmek isterim. Hani halk arasında, son dönemlerde yaygın bir söz var ya" Bi umurumda, bi umurumda":))))))

Bu sabah, kahvaltıda, aklıma geldi bunlar... Evin arka balkonu avakado ağaçlarına bakıyor, hava da oldukça serinledi,keyfim yerinde bu sabah ...Onların rüzgarda salınışı, bir dervişi anımsattı bana... Ha, bu arada oruç için, Bakara suresindeki ; benim gibi dayanamayanlar için verilen ruhsattan yararlandığımı belirtmek isterim.Onun yerine, başka bir seçenek sunuyor Yaradan,ben de onu uyguluyorum... Ekrandaki "hoca"lara göre ancak umudu kalmayan hastalar ve çok yaşlılar için geçerli bu ruhsat. Ben, inanç dünyama getirdiği anlamdan dolayı, her zaman kendisini minnetle andığım, Yaşar Nuri Hoca'mın tefsiri ve konuşmalarına uygun olarak bu emri, gücüm ölçüsünde yerine getirmeye çalışıyorum... "Bana ne, senin ne yaptığından "diyesiniz diye yazmıyorum bunları... Bir de bizim gibi; hem Atatürk sevdalısı ve onun kıyafet devrimine uygun modern giyinen, hem de inançlı,yapabildiği kadar ibadet görevlerini yerine getiren bir kesim de var, sanıldığından çok fazla...Bu, nedense göz ardı ediliyor ülkemizde.Kalın, sabit kalem çizgileri ile ayrılmak isteniyor görüşler. Ya ordasın, ya burda, ortası olmaz, zinharrrrr....

Mevlâna'nın Mesnevi'sinden bir bölüm var,kitabın 35.sayfasında :

...Biz dile söze bakmayız.Gönle, hale bakarız,

...Edep bilenler başkadır,

Canı ruhu yanmış aşıklar başka.

aşk şeriatı bütün dinlerden ayrıdır.

Aşıkların şeriatı da Allah'tır, mezhebi de.

Mevlâna Celaleddin Rumi

Mesnevi,cilt 2 ,sayfa 133

-Gönül gözü açık olanlardan olmanız dileğiyle,sevgiyle kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elif Şafak…hiç okumadım. Bazan ön yargılarım oluyor, sebepsiz…Elif Hanım da onlardan birisi. Yine de zaman zaman karşıma çıkıyor bir röportaj, bir haber…Önyargılarım haksız mı diye kendime soruyorum… Çelişkili duygular. AŞK romanının İngilizce yazıldığı ve bir çeviri olduğu için okumak istemedim…Türk Yazarlarının tercümelerine okumak istemiyorum. Bir romanın en değerli hali orijinalidir;birebir yazar ve okur . Elbette ki çevirmelerin hakkı çok büyüktür, iki ki varlar ve dünya edebiyatının eserlerini bize tanıtıyorlar, ama AŞK veya İSKENDER, Türkçe yazılmalarını tercih ederdim. Elbette ki, Yazarımızın kendi hür iradesi söz konusu, fakat benim bir okur olarak düşüncelerim bu yönde. Bilmiyorum bana katılır mısınız…Sevgilerimle.

Gül AYAN 
 22.08.2011 13:24
Cevap :
Selam Gül Hanım, Elif Şafak'ın oldukça ilginç yaşamı ve röportajlarındaki samimi ifadeler onu okumamda etkin oldu. Tercümesi: K.Yiğit Us(yazarla birlikte)ifadesi var ilk sayfada. Tasavvuf inancına göre; Allah aşkına, insan aşkından ulaşılır biliyorsunuz.Okuduğum yere kadar edindiğim fikre göre,tüm evreni ve insanları Yaratıcı'dan bir parça olarak gören,dış görünüşten ve zahiri ibadetlerden çok,öze önem veren,Şems-Mevlâna görüşleri anlatılıyor.Bir de evli,kendisini aldattığını bildiği halde evine,çocuklarına sorumluluklarına sımsıkı bağlı kırk yaşında bir kadının hiç aklında yokken, zincirlerini kırıp aşık olması, romanın konusu. Kitaplar ve de onların yazarları insan ilişkileri gibi. Sizi çeken bir unsur yoksa,veya size ters gelen bir şeyler varsa, irtibatınızı kesiyorsunuz...Benim de öyle okusam mı diye tereddütle baktığım veya yarım bıraktığım çok kitap olmuştur...Sevgiler gönderiyorum, Antalya'dan:)))  23.08.2011 10:05
 

Sorgulanabilecek temel olgular; 1) Aşk 2) "Şüphe duymadan iman olmaz" önermesi ki bunu Şems'in söylemesi kesin doğru olduğu anlamına gelmiyor. 3)Yaşamın bize "sunulması. Ezber bozmak, kalıpları kırmak gelişim ve doğruyu bulmak için önemlidir Nur Hanım. Bilmem bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Hani "gözdeki perde" var ya, biraz el yordamıyla ve ağır ağır olsa da işte onu açmak gerek. Saygıyla.

Güz Özlemi 
 22.08.2011 12:04
Cevap :
Teşekkür ederim aydınlatıcı düşünceleriniz ve yorumlarınız için. Sağlıcakla kalın...  23.08.2011 9:45
 

Merhabalar...Sevgili NUR Öğretmenim..! :-) Sn. Elif ŞAFAK çok güzel ifade etmiş kitabının başlangıcında AŞKI...Hz. MEVLANA ise AŞK ŞERİATI BÜTÜN DİNLERDEN AYRIDIR.. çok güzel bağlamış...! Sevgiler, selamlar ve saygılar sunarım size ve ANTALYA'ya.... :-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 15.08.2011 19:49
Cevap :
Teşekkürler Necip Bey,Tasavvuf Edebiyatı'nda Allah aşkının, insanı sevmekten geçtiğini öğrenmiştik.Sanırım kitap da bu konuyu işliyor(Henüz başlarda olduğum için)...Benden de selam, sevgi, saygılar Adana'ya...  15.08.2011 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 305
Toplam yorum
: 747
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1333
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster