Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '17

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
118
 

AŞK

AŞK
 

AŞK İBADETTİR LAKİN KIBLESİNİ ŞAŞIRMAYANA…

İnsanoğlunun başını en çok ne belaya sokar deseler hiç düşünmeden aşk derdim.

Dünyada ki en ağır hastalık ve dünyadaki en zor sınav derdim.

Neye, kime olduğu hiç önemli değil, hissettiğin kadardır derdim, hislerin kadarsın derdim.

İnsanoğlu sevmeyi öğrenmeye başladığından beri, kendini tamamlama ve tanıma evresinde ilk önce kendiyle duygularıyla cebelleşmeye başlamıştır. Salgıladığı mutluluk hormonlarının kaynağının sevgi olduğunu keşfettiğinden bu yana, yetinememe sebebi, arsızlığı ve elbette hesapsızlığı. İşte hep aşkın ezici gücünden kaynaklanan ve kaçılamayan teslimiyeti koşulsuz, sınırsız olan bir yolculukla eşdeğerdir sevmek.

Aşk, bütün duvarlarını yıkar hayatın, çırılçıplak bırakıverir insanı, neyin varsa ne kadarsa ifşa olmuşsundur çaresizce. Ayıp mıdır, günah mıdır, yasak mıdır, yanlış mıdır, hepsinin canı cehennemedir…

Toplumsal öğretilerin başında gelen değer yargıları, yıllardır ahlak adı altında üzerimize giyinmeye çalıştığımız edep hırkaları yitirir anlamını ve siz kendinizden soyunduğunuzda çoktan aşka giyinmiş olursunuz.

Aile kutsiyetinde inşa etmeye çalıştığınız birlikteliklerin, emeğin ve özenin, yüreğinize konan bir yabancıyla yerle yeksan olduğunu deney imleyiverirsiniz ansızın.

İster ilahi olana, isterseniz bir kula, Yaradan’a ve Yaratan’ın yarattığı her şeye tutulmanız an meselesidir.

Sizi en ağır vicdan mahkemelerinde yargılasa da hayat, yine de vazgeçmezsiniz uğruna ömür adamayı sandığınızdan. Yarınını düşünmeden sadece yaşanılan ana kilitlenip gözleri kör, kulağı sağır edebilen başka bir duygu var mıdır ki? Ecel gelmeden önce aşk gelir kapıya, o denli bir alıcıdır ki faizini de koyar üstüne ve benliğinize kadar ister de ister. Pazarlığa oturmaya değen servetinizi hiç düşünmeden uğruna feda edebileceğiniz yegâne duygudur.

İbadettir aşk, yücedir, esarettir, manadır, en önemlisi de beladır.

Bütün bunların ışığında neden yüreğimizi belaya sokmaya meyilliyizdir biz insanlar.

Neden tuzunu kurutmak için bir ömür harcayanlar vazgeçer kendinden gönüllü.

Ayması da bir o kadar sancılı olan bu döngüye niye yenilir ki insanlar.

Çaresizliklerinden belki de, sevmek ve sevilmek doyumsuzdur çünkü. Ölçeği ve ölçüsü yoktur. Sevdikçe sevildikçe mana kazanan hayatın anlamı şaşırtır insanoğlunu, eğer bunun adına sahiden de şaşırma denilirse.

Aldatmak mı aldanmak mı? .mutlu olmak mı mutsuz olmamak için yol ayırmak mı? Kadere teslim olmak mı kendi kaderini çizmek mi?

Kendine yalan söyleyebilen ve kendini kandırabilen tek canlı türüyüz sanırım.

Mutsuzluklarımızın üstünü örtebilmek için ilkel zamanlarda icat edilen kurallar listesini okumak ve kendi bilinçaltımıza yüklemeye çalıştığımız o saçma sapan öğretilerin yüzüne biz insanlar işte böyle doyumsuz ve arsız oluyoruz.

Sevginin içeriğini vicdan denilen duyguyla şekillendiriyoruz. Neden sanıyorsunuz ki yetinemediğimiz sevgilerin alıp başını gitmesini. Karşımıza üzerine aşk giyinip kuşanan hayata olan zaafımız sevmenin çokluğunda var olabilmenin anlamı ve pişmanlığında bile anlam bulduğumuz yaşanmışlıklar…

Aşk ibadettir gerisi secde edecek olana kalmış, kıblesi kendi olanlara hayırlı aşklar o zaman…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 139
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster