Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
969
 

Aşka kapılıp gitmek

Aşka kapılıp gitmek
 

Narkissos



Aşk nasıl sürebilir? Dönüp dolaşıp bu soruya gelinmesi bir cahillik belirtisi olabilir. Aşkı uzun dönemli bir sevgi içinde mi yaşatabiliriz?

Bu hayatta neyin peşindeyiz? Sevgi, şefkat, tutarlılık, eşliğinde güven… Ana kucağı özlemi sanki.. Bu alanda anneler mi hayatı zorlaştıran..

Bu arayış aşka uygun mu? Sanki bir tuhaflık var…

Her birimiz farklı ilişkilerin toplamıyız. Ve bu ilişkilerin açtığı kanallardaki akıntılardan sıyrılabildikçe kendimiz olma olasılığımız var. Bu ise zaman alıyor..

İki insan birbiri için bilinebilir olabilir mi? Bu bilinebilirliğe Mitchell tamamıyla saydamlaşmak diyor. Bu içi dışı bir olmak gibi.. Mitchell saydamlaşmanın da riskli olduğunu kırılganlık artışını doğuracağını söylüyor.

Belki de aşık olan iki insanın zihinlerinden kendi aralarında bir kanal açılmalı; saydamlık için.. aldanamaz olmak için.. Sürekli sevinç ya da hiç… Sanırım ilişkilerdeki nitelik esas olan…

Mitchell, narsizmimizle ne kadar hesaplaşırsak aşk uzun dönemli bir sevgiye dönüşür, diyor. Narsistlik Narkissos’un başına gelene kadar uzanır. Sonunda nergise dönüşmüş olsada..

Bu hesaplaşma empatiden öte zorunlu olarak anlama ve anlatma çabasına karşılık geliyor. Anlamak ve anlaşılır olmak için konuşmak güzel kelimelerimizin olması; bu bizzat saydamlaşmak.. bilinemezliği bilmemeyi kapsamak..

Kendinden öte bir başkasının düşünce ve isteklerine özen gösterebilmek, biz ve bir için zorunlu hareket noktası. Sadece kendimiz için olduğumuz hiçbir ortamda barınamayız.
Mitchell “aşk srüebilir mi?” isimli son kitabındaki önemli tespitlerinden birisi de “yabanıl cinsel arzularımızın evcilleştirilmemesi.” Tutku ve yakınlığın sürdürülebilir olmasının koşulu yabanıl arzularımızdır.

Aşk sürebilir diyebilirmiyiz; iş yoğunluğu; zorunlu çalışma, şehrin hızı, zorunlu olmak gereken haller roller, annelik, babalık, yaşlanmak, hatta yaşadığımız ülkenin gidişatı…; mazeretler..
Aşka kapılıp gidecek cesaretiniz yoksa mazeret bulmak kolay, işiniz çıkabilir :))… aşka kapılıp gitmek gerekir. Her şeyin ötesinde, hayatın yaşamaya değer olduğu böyle kavranır.

Aşk sürebilir, asıl bozulması zordur, biz bozmak için her şeyi yaparız; neden peki?

Hayata derinlik, zenginlik, enerji veren odur; o aynı zamanda kırılgan ve tehlikededir.

Can Yücel ne demiş: Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıptır.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aşkın içinde en uzun içtenliklerini en iyi korumasını bilenler kalmıştır...

Kenan Soyalp 
 28.06.2010 20:14
Cevap :
:) evet doğrudur, herkesin kendi hayatı .. selamlar..  28.06.2010 21:12
 

aşk bir tür gerçeklikten kopma, herşeyi değiştirebilme gücüyle isyan etme, bir tür tanrısallığa yaklaşma ve bunları birlikte yapabileceği kişiyle ortaklaşa yaşanan bir büyülenme halidir. Biter çünkü herkesin süregiden hayatta farklı biçimde değişmesi sözkonusu. Herkesin büyüden çıkma süresi farklıdır:) Kimisi çabucak gerçeğe döner, kimisi için büyü daha uzun etki gösterir. Bunu belirleyen de bir zaman dilimini sonuna dek tamlığıyla paylaşmaktır. Aşkın/büyünün bittiği yerde iki insanın birlikte yaşanmış olan zamanda birbirine harcadıkları emeğin değeri ise sevgidir. Her büyü sevgiye dönüşmez bu yüzden de. bazıları da kara büyüdür:) selamlar.

Başak ALTIN 
 27.06.2010 16:01
Cevap :
:)) ... :)) ...:)) dilerim bütün aşklar sevgiye dönüşür kara büyü çok yorucu oluyor.. selamlar:)) sevgiler:)))  27.06.2010 19:59
 

Daha onceki blogunuzda ondan soz ettiniz ya, ben de hemen bir arastirma yapip ask ile ilgili kitabinin elestirilerini okudum. Hic onun etkisinde kalmamaya calisarak derim ki; ask, bizim diger kisi tarafindan yaratilmis olan duygularimizi sevmemizdir. Demek istiyorum ki, ben bir kisiyi seviyorsam, aslinda onun bende yarattigi duygularimi seviyorum. Bu arada, bu gunlerde yasadigim duygularimdan esinlenerek "ask bir aliskanliktir" da diyebilirim. O kisinin bizde yarattigi duygulara o kadar alisabiliriz ki, o duygularin yoklugunda sanki bir tiryakinin alkol , sigara veya uyusturucu eksikliginde hissettigi fiziksel rahatsizliklari, duygulari yasayabiliriz. Yalniz ben hala askin neden uzun sureli olamadigi sorusunun cevabini ariyorum. Aski kimse bir secenek yapmiyor galiba. Eger secenek yaparsak, devam etmemesi icin bir sorun olmayacagi dusuncesindeyim.

Lisa 
 26.06.2010 20:29
Cevap :
merhaba, evet o hislerinizde kaymalar olduğunda insanaşık hastalanıyor.. tutku azalması,çoğalması, bence alışkanlık içermiyor, bir tür delilik hali yok olma hali toplumsal olandan.. alışılamayacak kadar tek düze olmayan bir hiperlik..aşk tek seçenektir.... hiç olmayı hem aşağıda hem yukarda olmayı beceremediğimiz sürece aşkı bozarız. aşkın değerini bilmemekten onu kırarız kendimiz için en mükemmel olanı alıştırılmış olduğumuz kalıplar nedeniyle yıkarız, kaybederiz...  26.06.2010 20:55
 

Kişisel eksikliklerimizi diğer kişi üzerinden tamamlamaya çalıştığımız sürece aşk bitmeye mahkumdur diye düşünüyorum. Birey önce kendi içinde tam ve bütünlüğünü bulmalı ki karşı tarafla ilişkisini almak üzerine değil vermek üzerine kurabilsin. Her iki kişi de ilişki de talep eden değil veren kişi olmayı başarırsa belki aşk sürer ama o zaman da aşkın heyecanı olur mu onu bilemeyeceğim..:)) Selamlar saygılar..

Nazmiye Tan 
 26.06.2010 20:29
Cevap :
:)) evet göreve dönüşürse vermek kırılganlıklar oluşur. aşk hep tehlikededir:)) yanında olabilmek gerekir omzunu vermek.. herşeyi vermek kapılıp gitmek gerekir. böle bi derman..:))) "Vücud ikliminin sultanısın sen Efendim derdimin dermanısın sen Bu cism-ü natüvanın canısın sen Efendim derdimin dermanısın sen"  26.06.2010 21:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1247
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster