Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
464
 

Askeri adalet sistemine ne oldu?

Askeri adalet sistemine ne oldu?
 

Askeri Adalet Sistemi neden çalıştırılmıyor?


Yeni gündem maddesi, kışla aramaları. Kozmik bürolarda yapılan incelemeler. Aramayı yapanlar Cumhuriyet Savcıları, Cumhuriyet'in hakimleri.

Mekan, askeri kışlalar, karargahlar ve ulusal sırların korunduğu kozmik bürolar.

Cumhuriyet Savcısı, adı üstünde, Cumhuriyet'in adalet sistemini her türlü etkiden uzak, bağımsız yargı sistemi içinde çalıştırarak görev yapan devlet memuru. Şüphesiz Cumhuriyet Savcısının görev alanı, Cumhuriyet'in egemen olduğu sahanın tamamı.

Yapılan işlem, ihbar yada şüphe üzerine arama, tarama.

Her şey hukuka uygun görünüyor. Ama rahatsız edici olan, Millet'in gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri'ni rencide edici tarz. Adeta Silahlı Kuvvetler, devlete karşı isyan ediyormuş da sayın savcılar bunu soruşturuyormuş gibi bir hava. Hele basındaki yer alış biçimi bir facia. Bu ülkeyi yıllardır kana bulayanlara, onların inlerine girmeyen görevliler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harem-i ismetine dalış yapıyor.

Suç işlendiğine dair soruşturmalar elbet yapılmalı. Savcılarımız, yargıçlarımız Cumhuriyet'ten güç alarak adlarına yakışır şekilde incelemeler yapmalı. Adaletin terazisi mutlaka çalışmalı. Çünkü ''adalet mülkün temeli.''

Bu işlem, Silahlı Kuvvetlerimizi rencide etmeyecek tarzda yapılamaz mı? Elbette yapılabilir. Askeri savcılar, askeri hakimler ne güne duruyor! Onlar Cumhuriyet'in savcıları değil mi? Yoksa onlara güvenilmiyor mu? Eğer öyleyse ''ört ki ölem.''

Yoksa bu ülkede sadece birkaç savcı ve hakim dışında Cumhuriyet'in adalet terazisini işletecek savcı, hakim kalmadı mı? Öyleyse de vay ki vay halimize!

Olayın bir başka cephesi ise daha da önemli. Sayın savcıların arama yaptığı kışlalar, kozmik bürolar, devletin mülkü. Orada görevli askerlerin özel mülkü, bürosu değil. Ve her asker ya da askeri birlik silsile yoluyla en üst komutanlıklara bağlı. Sorumluluk silsileyi takiben Genelkurmay Başkanı'na kadar gider. Böyle bir durumda, hiç kimse ''işlem kurumlara karşı değil, kurumlar içinde yanlış yapanlaradır'' deme lüksüne sahip olamaz. Devletin mekanlarında bulunabilecek her türlü suç unsuru, sıralı tüm kademelerin sorumluluğu altındadır. Tıpkı, şehit mehmetçikten sadece askerler değil, Cumhurbaşkanı ve Başbakan sorumlu olduğu gibi.

Bu nedenle niyet öyle olmasa bile(?) hedef, Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur.

Eğer bu arama tarama faaliyeti tarzı, çeşitli kimseler tarafından iddia edildiği, basında yer aldığı gibi bilerek ve isteyerek seçilmiş ve yapılmış ise o zaman Cumhuriyet, adalet mekanizması ve Cumhuriyet'in en önemli koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı bir eylem söz konusu demektir.

Biz, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne güvendiğimiz kadar Cumhuriyet'in savcılarına ve yargıçlarına da güveniyoruz. Ümit ediyoruz ki adaletin terazisi sadece adaleti tesis için çalışsın; kurumlarımıza zarar vermesin. Ülkemizi bölmek, fesat çıkarmak, zayıflatmak için her şeyi istismar edenlerin ekmeğine yağ sürülmesin.

Kahramanları olmayan milletler esir olmaya mahkum olurlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Genelkurmay Başkanlığı'nın son açıklamasında aramaların kurallara göre yapıldığına dair cümleler vardı...Arama doğal da, bu aramaların medyaya yansıması ve politikacıların bu aramalar üzerine yaptıklar akıl dışı yorumlar ve hatta ürettikleri komplo teorileri doğal değil...Aramaların, askeri savcılar tarafından yapılmasına gelince; askeri savcılar, Ergenekon davasında sanıyorum iyi örnekler veremediler...Selamlar.

cdenizkent 
 29.12.2009 13:57
Cevap :
Cumhuriyet'in savcıları Cumhuriyet'i korumakla görevli elbet. Görevlerini de siyasetin emir ve kriterlerine göre değil, yasaların hükümlerine göre yapmak durumundalar. Askeri savcıların iyi sınav veremedikleri kısmen doğru olabilir. TSK üzerindeki psikolojik baskı ve yıpratma onları da etkilemiş olabilir. Tıpkı özel yetkili olanlar hariç diğer savcı ve hakimlerimiz gibi. Ama işlerini iyi yapacaklarından eminim. Saygılar...  30.12.2009 10:09
 

Değerli Adnan Tokdemir, İzninizle, "Askeri savcılar ne güne duruyor!" ifadenize katılamıyorum. Sizler, içerisinde olduğunuz için elbette bizlerden daha iyi bilirsiniz ki, askerlerimizin çok büyük çoğunluğunun vatan sevgilerinden hiç bir şüphemiz olmadığı halde, kurumsal niteliğinden dolayı, emir-komuta zinciri, akla bazı sorular getirecektir. Bu nedenle, (askeri suçlar hariç) olaylara sivil yargıçların bakması, her iki kesim için de isabetli olacaktır. Ve bilirsiniz, insanlar ve kurumlar kendilerini tekrar ederler. Dünümüze baktığımızda, darbe olma ihtimalinin, en azından düşünülmesinin; olmama ihtimaline karşı yüksek olması mümkündür. Özetle; Türkiye, dünün köylü toplumu değildir. Bugün nüfusumuzun sadece yüzde sekizi tarladan, doksan ikisi şehirdeki marketten ihtiyacını görmektedir. Bunun anlamı, halkımızın çeşitli baskılarla değil, (gerçek) demokrasi ile yönetilme zaruretinin ortaya çıkmasıdır. Bu hazmedildiği gün, ülke birçok sıkıntısını geride bırakacaktır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 29.12.2009 11:34
Cevap :
Değerli dostumuz, devletler sistem üzerinde yürürlerse payidar olurlar. Demokrasi, bizdeki adıyla Cumhuriyet en iyi yönetim sistemi elbette. Önemli olan sistemin her iktidar döneminde aynı hassasiyetle korunması ve uygulanması. Devletin ve Milletin bekası buna bağlı diye düşünüyorum. Bizde demokrasi kültürü, seçilenlerin sistem içinde, demokrasinin kuralları içinde hareket etme zorunluluk ve görevini içlerine sindirdiklerinde gerçekleşip olgunlaşacak kanısındayım. Yani sadece idare edilenlerin değil idare edenlerin de demokrasi kurallarına uyması şart. Üstelik idare edenler bu işle görevli memurlar, vekaleten üstlenenler. Vekil asil olana hükümran olursa bu demokrasi olur mu? İşte o zaman devletin kurumları daha iyi çalışacak ve güven ortamı oluşacaktır düşüncesindeyim. Tüm kurumları güvenle çalışan sistemde palyatif tedbirler ve özel görevliler olmaz zaten. Saygılarımla...  31.12.2009 13:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 1425
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

Artvin Şavşat doğumlu, İstiklal Savaşı Gazisi oğluyum. Emekli subayım. Binicilik Engel Atlama mil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster