Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1342
 

Askerlik arkadaşım Erdoğan Büyükkasap

Askerlik arkadaşım Erdoğan Büyükkasap
 

Erdoğan Büyükkasap ve Aydın Tiryaki (Kasım 1993 Burdur)


Akşam saat dokuzbuçuk olup koğuşta ışıklar kapatıldığında, benim için uyku saati olmayan bu zamanda yapmaya çalıştığım, dışarıdaki bir lambadan sızan azıcık ışıkta yalnızca kalemi ve kağıdı görerek günlüğümü yazmaktı.

21 Ekim 1993 Perşembe akşamı yazdıklarımın son paragrafında sözetmişim önce: “(…) Hep söylediğim gibi, askerliğin en iyi tarafları arkadaşlar: (…) ve Tosyalı arkadaş, adını anımsayamadım. İşte sekizinci günün günlüğü…”

Erdoğan ile askerliğin ilk günlerinde tanışmış ancak adını bir türlü öğrenememiştim. Ancak askerliğin sonraki günlerinde 3 kişilik çok sıkı bir arkadaş grubu oluşturmuştuk.

1993 yılında 2 ay süreli yurtiçi bedelli askerlik çıkınca ve yaş sınırı olunca Burdur’da hemen hemen hepsi 30 yaşın üzerinde olan arkadaşlarla askerlik yapmıştık. Ben ve birçok arkadaş gibi Erdoğan da doktora nedeniyle askerliğini ertelettiği için oradaydı.

2 ay süreyle Burdur’daki tugayda, Burdur’un mecburiyet caddesi dediğimiz tek ana caddesi üzerinde, zaman zaman haftasonları resmen organize edilen Antalya gezilerinde o sıkıntı günleri paylaşma ve çok çok konuşma şansımız olmuştu. Oldukça farklı dünya görüşlerinde olmamız çok iyi 3 arkadaş olmamıza engel olmamıştı.

24 Ekim 1993’de yazmışım: “Erdoğan Tosyalı… Şu anda Erzurum’da üniversitede öğretim üyesi. İnebolu’ya çok gidip gelmiş zamanında. Kestane işiyle uğraşırlarmış. İnebolu’dan toptan kestane alırlarmış.”

27 Kasım 1993 Cumartesi günlüğümde yazmışım: “Bizim bataryadan 3 kişi pastanede süt içerken inzibatlara kimliklerini kaptırmışlar”. Böyle konuşuyorlarmış askerler, bizimle dalga geçerek. Yalan da sayılmazdı, salep içerken yakalanmıştık.

O Cumartesi, daha önceki haftalarda hep gittiğimiz bir pastanede salep içerken inzibatlar gelmiş ve üçümüzün izin kartlarını almışlardı. Meğerse o pastanenin askerlere giriş izni o hafta içinde iptal edilmiş. Biz de kapıdaki yazının olup olmadığına bakmadan girivermişiz oraya. Cezamız bundan sonraki haftasonlarında çarşı izninin iptaliydi. Üçümüzün ayrı ayrı ifadelerimizi almışlardı ve sonunda suçsuz bulunup izin kağıtlarımız verilmişti. Yalnızca bir gün dışarı çıkamamıştık. Askerlik günlerimizin en neşeli anılarından biriydi.

Kimi haftasonları Antalya gezilerinde bir balıkçıya gider, kiremitte palamut yerdik. Bir keresinde Antalya’nın bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlarından birine yakalandığımızda birer şapka almıştık. O şapka geçenlerde elime geçince askerlik günlerim ve arkadaşlarım aklıma gelmişti.

Askerliğimiz bittikten sonra asker arkadaşlarımla bağımız koptu. Erdoğan ile birkaç kez haberleştik. Bulamadığı birkaç makaleyi ODTÜ Kütüphanesindeki dergilerden fotokopisini çekip göndermiştim.

1994 yılında bölümden ayrılırken masamdakileri kutulara doldurup eve getirmiş, öylece raflara bırakmıştım. İki yıl önce evde düzenlemeler yaparken raflardaki herşeyi elden geçirmiştim. O sırada gördüğüm kapalı bir zarfın üzerinde “Erdoğan Büyükkasap” ve Erzurum adresi yazıyordu. Bir makale fotokopisini zarfın içine koymuşum, adresi yazmışım ama göndermeyi unutmuşum. Bir an aklımdan geçti. 15 yıl sonra göndersem, ne ilginç olur diye. Keşke gönderseydim.

Daha sonraki yıllarda Erdoğan ile hiç haberleşemedik. Bir keşke daha: Geçen yıl bir toplantı için Erzincan Üniversitesi Rektörü olarak ODTÜ’ye geleceğini duyduğumda görüşmek için çaba gösterseydim keşke…

2 ay süreyle asker arkadaşım olan Erdoğan Büyükkasap’ı iyi bir insan olarak tanımıştım. 18 Mart 2010 günü ölüm haberini Internet’ten aldığımda 30’lu yaşlarımdan ve askerlik günlerimden bir parça anının kopup gittiğini gördüm.

Askerlik arkadaşım Erdoğan Büyükkasap’ı saygı ve sevgi ile sonsuzluğa gönderiyorum.

Ankara, 18-20 Mart 2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Babamı kaybettikten sonra daha çok önem verir oldum sevdiğim insanlara daha fazla bir arada olmaya onlara daha çok zaman ayırmaya.. ama genede bir bakıyorumki iş bahanesi, yorgunluk bahanesi,zamansızlık bahanesiyle gene bir çok kişiyle bir araya gelemiyoruz. Hayat kısa ve yarınımızın garantisi yok sevdiklerimize ve kendimize daha çok zaman ayıralım.

seval çetinkaya 
 05.04.2011 13:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1735
Toplam yorum
: 2342
Toplam mesaj
: 230
Ort. okunma sayısı
: 2383
Kayıt tarihi
: 22.09.06
 
 

27 Mart 1959'da İnebolu Yeşilöz Köyünde doğdum. Yeşilöz Köyü İlkokulu, Yeniyol İlkokulu, İnebolu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster