Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
989
 

Askerlik ve susuzluk...

Askerlik ve susuzluk...
 

Televizyon ekranında henüz yirmilerini süren askerlere bakıyorum. Çatlak dudaklarından haykıran susuzluk beni birden 13 yıl geriye götürüyor. Şırnak dağlarında çektiğimiz tüm zorluklar içinde susuzluk belki de en kahredici olanıydı. Peki, nedir nasıl bir şeydir G. Doğu da susuzluk?

Dağ başlarına bir pet su 50 YTL gibi bir maliyetle ulaşmaktadır. Çünkü 3000 rakıma varan yüksekliklere komandoların ihtiyacı olan su sadece helikopterlerle taşınabilmektedir. Bu ise gerek yüksek maliyet gerekse çatışmalar nedeniyle her daim mümkün olamamaktadır. İşbu nedenle su ihtiyacı ciddi bir sorun olarak açlığı bile umursamayacağınız bir noktaya varabilmektedir.

Bu dağlarda bulunan küçük bir su birikintisi muhtemelen bir kasa hazine bulmaktan daha fazla mutluluk verebilmektedir. Ayrıca helikopterlerle gelen suyu da petin kapağını bardak yaparak içmek durumundasınızdır. Yani kapağa su doldurup ağzınıza atar ve ağız boşluğunda çalkalayarak mukozanın her yanına değmesini sağlamaya çalışırsınız. Gelen peti birden kafaya dikip bitirebilirsiniz de tabi; ancak en fazla bir kaç dakika sonra korkunç sıcak nedeniyle yeniden ağzınız kuruyacak ve yine su içmek isteyeceksinizdir. Bu durumda suyunu dikkatli ve kapak kapak kullanan arkadaşlarınızdan su istemek zorunda kalırsınız ki bu durumda reddedilmeniz yüksek olduğu kadar haksız ve adice bir eyleme de tevessül etmiş olursunuz. Petinizdeki suyu dikkatli şekilde kullanmanın bir diğer yolu kapak üstüne bir delik açarak gerçekleşir. Peti ağzınıza doğru kaldırıp petin gövdesinden sıkar ve iğneyle açtığınız küçük delikten su akmasını sağlarsınız. Tabi fazla sıkmamalı ve suyun özellikle az akmasını sağlamalısınız. Aksi halde su çabuk tükenecektir. Bu, o yüksek rakımlı dağlarda başınıza gelebilecek en kötü şeylerden biridir.

Susuzluğun çok kötü yanları vardır. Susuz kalan vücut normal fonksiyonlarını yerine getiremez. Konuşmak bunlardan biridir. Kuruyan ağız içi ve dil öyle bir hale gelir ki diliniz ağzınız içinde kuru bir ağaç kabuğu gibi kalır. Bu ise konuşamamak demektir. Susuz kalan insanlar bu durumun kendilerinde oluşturduğu sonuçları birbiriyle konuşamaz bile. Sadece çaresiz gözlerle birbirlerine bakarlar. Çünkü kuruyan ağız konuşmayı engellemektedir. Konuşmak kıvrılamayan bir dille mümkün olmayan bir eylemdir çünkü...

Susuz kalan kişi dağ başında bulduğu hazine değerindeki bir su birikintisinden su içip içmemek konusunda korkunç bir ikilem içine düşer. Çünkü su teröristler tarafından zehirlenmiş olabilir. Ancak su kaynaklarının o denli kısıtlı olduğu bir bölgede böyle bir şey yapmak teröristlerin kendilerine de vurduğu bir darbe olacağından zehirlenmemiş olması da mümkündür. Fakat bu, çaresizliğin kör ediciliği içinde gerçekleşen bir akıl yürütmedir ve gerçekliği sizin suyu içme isteğinizle doğru orantılı olarak daha makul gelmektedir. Eğer susuzluk dayanılmaz bir hal aldıysa, bu akıl yürütmeye olan inancınız yüzde yüz bir hal alır ve ne olursa olsun deyip suyu içersiniz. Aynı şekilde su kaynakları etrafında mayın tehlikesi de oldukça yüksektir.

Susuzluk bir yağmur yağmışsa ortadan kalkacak diye bir şey yoktur. Yağmurlu bir günde etraftan içi boş gövdeye sahip otlardan koparılıp yanınızda taşırsınız. Tim durduğunda bu ot gövdesi pipet gibi kullanılıp kaya oyuklarındaki sulardan içilmeye çalışılır. Bu suların içindeki inanılmaz yoğunlukta böcek çok da fazla önemli değildir yeter ki suyun otun gövdesinden akmasını önleyecek kadar büyük olmasın...

Susuz kalma durumu yağmurlu günlerde olduğu gibi metrelerce karlarla kaplı kış günlerinde de yaşanmaktadır. Böyle günlerde kar denilen şeyin kaç çeşit farklı formu olduğunu da öğrenme şansı bulursunuz. Lapa lapa yağanından tutun bir toz fırtınasına benzeyen, yüzünüze vurduğunda kum gibi acıtan kar tanelerinin arasında susuzluk yine had safhadadır. Ağzınıza attığınız kar kesinlikle susuzluğunuzu gidermez. Çaresizce karın eridiği ve küçük akıntılar şeklinde aktığı çöküntü alanlarına bakarsınız. Ama dağda karın erimesini sağlayacak sıcaklık olmadığından böyle bir su akıntısı bulma şansınız da neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu durumda bir yerde durmanız, ateş yakmanız ve bir teneke içinde(eğer varsa) karı eritmeniz gerekir. İşte o zaman koskoca bir teneke karın eridiği zaman küçücük bir su birikintisine tekabül etmesi gerçeği karşısında moralinizi dengede tutmaya çalışırsınız. Kaldı ki bu da sıra dışı bir durumdur ve ateş yakmak her zaman mümkün olamamaktadır. Bunun güvenlikle ilgili nedenleri bir yana o kadar yüksek rakımlarda yakacak bir şey bulmak pek mümkün değildir.

Eğer güvenli bir su kaynağı bulunmuşsa askerlerin bir kısmı güvenlik önlemlerini alır. Diğerleri su içmenin orgazm gibi en çok zevk verdiği sanılan fiziksel aktivitelerin bile kıskaçlıktan kavrulacağı bir yönelişle suya doğrulur ve okuyanların muhtemelen inanmayacağı kadar su içilir. Bu, bir kaç saatlik süre içinde bazen bir buçuk lt lik petlerden dört adet içmeyi mümkün kılar. Oysa normal koşullarda beş lt lik su içimi su zehirlenmesi denilen bir rahatsızlığa ve hatta ölüme bile yol açabilmektedir. Fakat bu durum 50 dereceye varan sıcaklarda gerçekleşmektedir ve içilen suyun inanılmaz şekilde vücudun tüm gözeneklerinden dışarı taştığı görülür. İnanılmaz ve daha önce hiç şahit olmadığınız bir fiziksel tecrübedir bu.

Susuzluk sadece suyunuzun olmasıyla giderilebilen bir hadise değildir. Aynı zamanda korkunç sıcaklıklarda elinizdeki suyun ısınması da ayrı bir sorundur. Elli dereceye varan sıcaklıklarda çantanızdaki lipton poşetini atsanız rahatlıkla demlenecek kadar ısınan suyu içebilir hale de getirmeniz gerekir. Bunun için insan denen canlının çaresiz kaldığı her yerde ortaya çıkan zekâsı devreye girer. Çözüm için üç adet kayaya ihtiyacınız vardır. Bu üç kaya sizin buzdolabınızın gövdesini oluşturmaktadır. Kayaların uzun olması tercih sebebidir. Çünkü bu kayalar bir hava akımı yaratmak için kullanılacaklardır. Uzun olmaları onları arada boşluk olacak şekilde yan yana koyup üçüncü taşı da üstlerine örttüğünüzde size uzun bir tünel sağlamak için daha iyi sonuç vermelerini sağlar. Bu şekilde üç adet taş kullanılarak yapılan mini tüneliniz rüzgârın bir yandan girip diğer yandan çıkmasını sağlayacak şekilde konuşlandırılmalıdır. Bu yüzden havaya bir ot parçası atılıp rüzgârın hangi yönden estiği kontrol edilmeli ve tünelin ucunun rüzgârın estiği yöne bakması sağlanmalıdır. Bu işlem bittikten sonra ikinci aşamaya geçilir. Eski bir bez parçası alınır ve suyla dikkatlice ıslatılır. Burada dikkat edilmesi gereken suyun olabildiğince az kullanılmasıdır. Bu ıslak bez pete sarmalanır ve pet bu şekilde tünelin içine konulur. Esen hava akımı bezdeki nemi soğutur ve bu da petin içindeki suyu... Bu işlemden bir buzdolabı sonucu çıkması beklenmemelidir. İşlem sadece suyun ılıklaşması ve en azından biraz olsun sıcaklığın düşürülmesi içindir.

Susuzluk bazı insanlar için daha katlanılabilirken bazıları için çok daha katlanılmaz olabilmektedir. Bu durumda katlanabilen kişilerin diğerlerine suyunu vermesi inanılmaz bir sevgi ve kardeşlik duygusu oluşturur. Dağ başlarında suyunu paylaşmak canını paylaşmakla aynı şeydir çünkü.

Bazen yürüyüş esnasında aralarından geçtiğiniz keskin kayalara çarpma nedeniyle sırt çantanızdaki pet delinir ve tüm suyunuz siz farkında bile olmadan akar gider. Bir dinlenme anında kuruyan ağzınızı ıslatmak için elinizi pete uzattığınızda yaşadığınız hayal kırıklığı sevdiğiniz kızın sizi terk etmesinde yaşadığınızdan aşağı değildir. Arkadaşlarınızın zaten az olan sularından istemek ile istememek arasında yaşadığınız çelişki korkunçtur. Çünkü siz ihtiyacı olan herkesle suyunuzu paylaşsanız da başkalarının kısıtlı suyundan istemeyecek kadar gururlusunuzdur. Bunu dikkatsizliğiniz nedeniyle kendinize kızmak ve o insanlara acımak gibi duyguların verdiği baskıyla erteleyebildiğiniz kadar ertelersiniz.

Petinizin patlaması sonucu suyunuzu kaybetmenizin en çok yaşandığı anlar helikopterlerden atladığınız zamanlardır. Sivri kayalar nedeniyle helikopterler değişen yüksekliklerde dururlar ve siz o yükseklikten önce yiyecek, içecek, cephane gibi malzemelerinizin olduğu çantayı aşağıya atmak suretiyle inersiniz. Çantanın peşinden ayağınızı kırmayacak şekilde dikkatli bir atlayışla çantanızın yanına düştüğünüzde eğer petin sivri kayalarda delindiğini görürseniz durum hiç de hoş bir duyguya yol açmaz. Ancak operasyonun henüz başı olduğundan ve herkeste yeterince su olduğundan diğerlerinden alınan sularla ihtiyacınız giderilir. Aynı şey başkasına olduğunda siz de aynı şekilde davranırsınız.

Helikopterler dönüp diğer komandolarla bilmem kaç bin rakımlı dağlarda artık günler mi, haftalar mı, aylar mı süreceği bilinmez bir operasyona başladığınızda susuzluk hayati sorunlardan biri oluverir. Geceleri donan gündüzleri yanan yüksekliklerde labirent gibi kayaların arasında yeni bir kedi fare oyunu başlamıştır ve bu oyunda sizin kazanmanızı ne susuzluk ne açlık ne de başka eksiklikler engellememelidir.

Çaresizlik, kendisinden kurtulmanın imkansız olduğu anlarda hep kutsanmıştır. Ve bu yüzden işte sırf bu yüzden Komando gücü bittiğinde güç bulabilen askerdir. Komando yemininde haykırdığımız gibi;

"her zaman ve her yerde, hazır daima hazır..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

İletişim Egitimi aldım. Üniversiteden sonra ABD de politik bilimler ve kriminoloji dersleri aldığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster