Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '15

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
316
 

Aşkın ; şayet, bir sabun ise, " köpürt beni " Pakize...

Aşkın ; şayet, bir sabun ise, " köpürt beni " Pakize...
 

Eeeee, yarın sevgililer günü. Yazımızın başında söyleyelim: “ Sevgililer günü”nü, “ticari alış-veriş gibi” görenler var. Sevgiliye hediye, yok gavur icadıymış, yok özentiymiş.  O zaman da demezler mi ki adama, bindiğin araba da gavur icadı, in aşağı! Değil mi?  Neyse.

         Kendisini tanıdığımda, elinde sazı, dağ bayır geziyordu. 60 yaşında olmasına rağmen dinçti. Taaa  o zamandan beri  dilinden düşürmediği  “ Güzelliğin on para etmez, bendeki bu aşk olmasa” diyordu.  Görmeyen gözlerle dağlar aşarak yolunu buluyordu.  Sormuştum. “Nasıl bulursun yolunu,  patikalardan yürüsen olmaz mı? “ demiştim, Aşık Veysel’e.

          Gülmüş ve:  “ '' Dağdaki otların kokusundan, böceklerin vızıltısından, esen rüzgârlardan, çağlayan sulardan, meleyen kuzuların dilinden ve dağların 'Heyhey' lerin’den '' diye cevaplamıştı.

          Bu gün, tüm dünyada sevginin ve aşkın günü olarak bilinen 14 Şubat“Sevgililer Günü.”  Acaba diyorum,  o, ”sevgililerin, “bir günü “ olduğunu biliyor muydu?” Sormadığım için kendisine, bilemiyorum. Sormağa da gerek yoktu zaten. Dağlar, taşlar, dağda açan laleler,  sümbüller, meleyen kuzular, bir tutam kınalı saç, onun sevgilisiydi zaten. Vereceği cevap da, aşağı yukarı bu olacaktı.

          Sazı sırtında, kuşağı belinde, mendili boynunda, yüreği elinde , fötr  şapkası başında, değneklerle yolunu bulurdu.   Mısraları, ona buna yazdırır, kalbinin sesini de tellere dolayarak seslendirirdi…

          Akan suların başında, derin kanyonların diplerinde yankılanan sesi ile, şiirini ancak kendisi duyardı. Bir de kurtlar, kuşlar ve kuzular… Gelincikler aşk kokulu mısralarla  daha da kıpkırmızı olurlardı. Papatyalar, ak  öpücükleri ile başlarını sallayarak, ağıt yakarlardı. 

          İşte, o zamandan bu yana aşk rezil de oldu, vezir de. Mahkeme kapılarını gidip dinleyin. O aşk evlilikleri yapanların birbirine atacakları kurşun kalmamış, birbirlerini tırmalıyorlar, göreceksiniz.

 

           ŞİMDİKİLERİN AŞKI  TARİFİ:  Birileri, ballı ballı konuşacak:  '' 7 ayrı ilden, 7 çeşit arı getirseler, 7 çeşit arı, 7 ayrı çiçekten bal yapsa, senin kadar ''Tatlı'' olamaz. İyi ki varsın! “ Bu sözler yürek paralayan sözler. Hem de birinci sınıf. Öyle de, buna, birileri ‘’ Ossaat'' , üçüncü sınıflık cevap verecek tabi:  ''Get lân işine Allahsız garı! Sen adam mı gandırıyon be! Dinime, imanıma, Allahıma, "Arıların memleketi mi olurmuş?"  Oggası gaça lân bunun? Dırnağımgadar  arıya mı galdık lân!”

Hele tüccar kafalısı, aşkı tarif etmez mi, balından yenmez: ''Aşk, haftada 5 lira ile geçinemez!'' der. Eee, peki,  “KDV 'si n'olacak?”  Kolayı var. ''Fiş miş istemez, tenzilât yap'' mı denilecek.

          Ört ki, ölem!

          AŞKA HÜRMET GEREK :  Şimdikiler aşkı tarif  ederken, “Aşk ballı bir pidedir. Yer, karnını doyurursun. İşte o kadar” diyor. Ne kadar yanlış. Bizse şöyle tarif ediyoruz müsaadenizle. “ Aşk’ın gündüzü yıl kadar uzun, gecesi de Ay kadar parlak  olmalıdır” diyoruz.  İyi mi? Beğenenler parmağını kaldırsın.

          Bir duvarda yazılıydı Sabuncu Rıza’nın aşkı: “ Aşk, eğer biz sabun ise, köpürt beni Pakize”  diyordu… İlahi Rıza Amca!  Şengül Hamamında mıyız!?

         Aşk dedin mi, içinde ''Tutku'' olmalı. Bir tutam da sadakat. Bir tutamlık sevgi otu, bir çimdik gözyaşı, bir okka özlem, bir çuval dolusu aşk”  olmalı içinde…

         AŞKLAR TÜRLÜ ÇEŞİT .  Dahası var: “Aşk’ta nefret var. Seks var. Özlem var. İtiş kakış var. Gözyaşı, hıçkırık, kıskançlık dırdır var. Otuz iki kısım tekmili birden. Seyri bedava üstelik. Katmerlisi var. Yahnilisi var. Bol acılısı var. Az pişmişi var. Olgunu var. Mübarek aşure kazanı gibi bereketli olanı” var.

Şimdiki aşklar çeşit çeşit.. Bunun ‘’İlk Aşk’ı’’ var.. Yıldırım’ı var.. ELT.si var.. Kargoya verileni var. Mikro dalgalı olanı var. Çöp  kutusundan çıkanı var.

                                                                                              &&&         

            Kadim dostlarımdan, şimdiki Ankara Merkez Valilerinden İsa Küçük’ün, beğendiği bir şiirim var. Böylesi bir günde, onun gönlünü hoş etmek isterim.

         “Sayın Cellek, Şimdi aşka biraz ara verip güzel şiirler okumak , uçurtmaya binip rüzgara çıkma vaktidir. İşte o Güzel Şiir: Sizin şiiriniz.”  Diyen İsa Küçük dostumuz aşağıdaki şiirimi bana yollayarak sürpriz yapmıştı. İşte o şiir. “ Sevgililer Gününde” yakışır doğrusu:

         Bak şinci / Ne deyom biliyo musuy? / Seni Kavşak Suyu başında Biyo, öpüveresim geliyo / Şinci diyecen ki / Kavşak Suyu, mavşak suyu mu kaldı a gadunum / Hani, lafın gelişi, / Öyle deyveryom / Gönlümden geçenleri biliyo musuy? / Hep ben söylüyom / Hep ben dinleyom

         Aladağ’dan aşağı /  Bi goyversek kendimizi deyom / Elele Hem de uçmaklı /Peşimizden de / Gümbür gümbür çam gozalakları  / Gozalaklardan evveli / Varır mıydık evimize? / Varırdık herhal! / Başımızda bu ateş / Olduktan kelli /

          Başında yemenin / Yanağında al beni n / Bi şıpıdık terlik / Bi şalvar / Uydurduk mu ayağına / Bartın gibi yerde / Geçinir giderdik. / Sonracığıma / Kalkardın yalınayak yataktan / Ekmeği hazırlardın, / Gün doğmadan şafaktan / Soframızı kurardın / Garşılıklı oturup, / Allah ne verdiyse. /

        Çıkardık, Aladağ’ın yücelerine / Denizi seyrederdik, el ele / “Seviyom seni” derdim / Tam da Aladağ’ın tepesinde / Güzelim gözlerinde, / Uçuşurdu bulutlar / Boğazın serinliği de / Değerdi göz bebeklerimize

          Dudakların aralık / Bakışların ıslak ıslak / Fısıldardın sen de / “Seni seviyom”diye  / Gızzz, / O an, bulutlar düze inerdi / Ahan da / Top tarlasına kadar  / Ve deniz, /Ayağımıza gelirdi / Nah buramıza kadar / Gızzz, / essahtan gelir miydi? / Gelirdi herhal! / Yakardık gandilleri,  akşam olunca / Akşamlar hiç bitmezdi  / Isıtırdık birbirimizi  / İşte böyle böyle / Bartın gibi yerde / Geçinir giderdik.

          Gozalakların ateşi nar nar / Soyunur dökünür o nazlı yar / İlkten başındaki oyalı yemenin, /Ardından şıpıdık terliklerin / Sonra da ebruli şalvarın / Abovvv!  / Sonra? Gerisini söyletme gayri / Guşluk vakti / Odun atardık ocağa / Gara gulplu gazanı / Güzelcene yakardık / Sonracığıma Maşrapalarla / Sular dökünürdük

         Gızzz / Gavşak Suyunun başında / Seni biyo, öpüveresim geliyo / Leeen, beri bak / Yamacıma gel hele / Eşek sıpası gibi / Ne  fingirdi yosuy  öyle? / Yüzümde sinema mı oynuyoru? / Hep ben gonuşuvedim gayri  / Bu olup bitenlere / Sen ne deyon gı!?


                                                   

 

AŞIK VEYSEL KÖYÜNDE , SAZI İLE

Gülden Işık, Erhantigli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 886
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster