Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3574
 

Aşkın bozulan kimyası!

Aşkın bozulan kimyası!
 

Fotoğraf:www.baktabul.com


Aşk ve sevda deyince...

" Aşkın temel kuramı nedir? " diye bir soru sorulsa, gelebilecek çok sayıda ve çeşitli yanıtlar arasında sanırım en doğrusu "...tam bir adanmışlığın düşünülmesi ve yaşanması..." olacaktır. Kanımca hiçbir insan ilişkisi yapıcı bir sevda ilişkisindeki gibi yoğun, yapıcı, güçlendirici ve geliştirici olamaz.

Yapıcı olmayıp yıkıcı olan türünde ise, tam tersi söz konusu. Burada da " adanmışlık " hususunda bir yanılsama aramak gerek sanırım.

Büyük söz ve sözcük oyunları ustası Özdemir Asaf'ın dizeleriyle söylersek;

" Seni bulmadan önce aramak isterim -Seni sevmeden önce tanımak isterim -Seni bir günde bitirmek değil -Sana hergün yeniden başlamak isterim..."

Ya da yine aynı şairden ifadelerle,

" Bir yanım ben - Bir yanım sen -Senden yanayım. "

O bahsi geçen adanmışlık hali bilmem ki daha güzel nasıl anlatılır?

Aslında " aşk "da bunalımda!


Günümüzde aşkın olanaksız gibi görünmesinde, karşı cins ile ilgili gizlerin ortadan kalkması, yüz yüze ilişkinin yanısıra, çok çeşitli ve farklı yeni yöntemlerle de olsa rahat yakınlık kurulabilmesi, cinselliğin çabuk, erken ve tüketircesine yaşanması da sanırım önemli faktörler arasında.

İki kişi arasındaki derin bir kültür ilişkisi, insan olmanın temel koşulu ve eski günlerin hatırlı sözcüğü " aşk "da, kanımca bu tekno-kaotik çağımızda insanlar gibi bunalımda!

Sırf teknolojiye indergenen bilim, sırf piyasa ilişkilerine indirgenen insandan-insana doğal alış-verişler ve aşırı maddeci yaşam biçimi aşkın da kimyasını değiştirdi!

Şimdilerde çoğunlukla cep-tel aşkları (tele-aşk), internet aşkları (net-aşk) ve işyeri aşkları (büro-aşk) var! Gerisinde 'SMS'ler, 'massenger'lar ve 'facebook'larla beslenen...

Her üçünde de sıkıştırılmış zamanlara karşı bir mücadele, dar zamanlarda kısa paslaşmalar var! Oysa aşk engelleri hep aşsa da geniş ve derin zamanlar ister. "...Geceleri göz kırpmadan sevgilinin düşünüldüğü, hayal edildiği..." ve onun da bunu hak ettiği günler korkarım artık geride kaldı. Bu durumda da daha çok şiir, şarkı, türkü olur ve insanların içi sızlar, burkulurdu (Çoğunlukla da 30-35 yaş üzeri olanlarımızda). Oysa, dar zamanlarda kısa paslaşmaların egemen olduğu günümüz ilişkilerinde ise aşık olmadan önce karşı tarafa en azından bir mesaj atarak "Eğer müsaitseniz size aşık olabilir miyim?" diye sormak gerekiyor!

Yeni "aşk türleri"ni görüp duyunca, aslında beni ısıtmayan sevgiye sevgi, aşka da aşk demeye pek dilim varmıyor. O nedenle, aslında soyut bir kavram olan, ama psikolojik ve biyolojik etkilerinin çok somut olduğu da aşikar olan "sevgi ve aşk"ın, eylemle de ısıtması gerekiyor. Goethe'nin o güzel ifadesiyle "... insanoğlunun içinde yaşayabileceği tek iklim" dir sevgi ve aşk. Ciddi bir adanmışlık eylemiyle! Oysa ki günümüzdeki hayatın karmaşası gereği; o toz, duman arasında gezegenimiz iklimleri arasında giderek kaybolması bir yana, o mevsimi yaşayabilen her iki cins için de ayrı ayrı zorlukları, sürprizleri ve uyum güçlükleri olan bir " iklim" olduğunu anlıyoruz artık Goethe'nin hoşca tanımladığı bu "iklim"in.

"...Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında
Biz kırıldık daha da kırılırız
Doğudan Batıya bütün dünyada
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza..."


demiş büyük söz üstadı Cemal Süreya günümüzden yaklaşık 30-35 yıl kadar önce, bu bozulan kimyayı o günlerden sezinlercesine... bugün bu acıyı çekenler henüz yeni doğarlarken!

Diğer yandan...

"…Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur…" şeklinde çok anlamlı bir söz etmiş zamanında Antoine Bret.

Amerikan psikolojisi ve varoluşcu psikoterapist ekolün baş temsilcilerinden Rollo May'ın 433 sayfalık, iradenin üstünlüğü ve belirleyeciliğne hem genetik hem de psikolojik olarak öncelik veren " Aşk ve irade"sini masa üstünde açık bırakıp bu eserin başlığına tam tezat Antoine Bret'in sözünün büyüsüne daldım, L. Aragon'un satırları ile yine büyülendim (P.Eluard'ın "Elsa'nın Gözleri" ni de anımsayarak).

Her sevda başlangıcında önceleri her şey o denli derin ve tatlı hayallerle süslüyken tanışma, dokunma korkusuyla "Büyü neden kaçıyor?" derken de bunlar düştü aklıma...

Ama insanın bir yazgısı da "yüce değerlerin peşinde koşmak" değil mi? Biz insanlar hep "olağanüstü bir şeyler olacakmış gibi yaşar " sona yaklaşırken de acı gerçeği basit bir kabullenişle algılarız! Bu bağlamda da derinliği, biçimi, başlangıçları ve sonumlanmaları ne olursa olsun insanoğlu aşkdan da kopamayacak!
 

İ.Ersin KABAOĞLU,

9. Ağustos.2008, Ankara

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

insanoğlu aşktan kopamayacak. Belki sadece aşkın yaşanış biçimi değişecek. Çocuklarımız bizim gib dolu dolu ve derin yaşayamacaklar belki aşkı ya da onların aşkı yorumlayış biçimleri farklı olacak ama aşk her daim var olacak. Yine kaleminize sağlık demek geldi içimden...:)

Özlem Akaydın 
 26.08.2008 8:09
Cevap :
Evet, haklısınız Özlem hanım. Gelecek nesiller için, teknolojinin ve ona dayalı üretim-tüketim-bölüşüm ilişkilerinin ve " imaj "ların hızla değişen yeni " form "larında umarım ki " öz " hep aynı kalır! Sadece aşk da değil diğer alanlarda da...Olabildiğince. İçten teşekkürlerimle.  26.08.2008 8:43
 

Özdemir Asaf çok beğendiğim şair ve yazarların başında gelir. Sizin verdiğiniz ve benim de çok beğendiğim örnekler yanında "Kim o deme boşuna... Benim ben! Öyle bir ben ki gelen kapına. Baştan başa sen! dizeleri aşk bu işte dedirtiyor. Ve tabii ki aşkı tek cümlede toplayan o ünlü saptama... "kavuşamazsın aşk olur" Bu kadar basit..:) Elinize sağlık Ersin Bey. Adem ve Havva'lar var oldukça bu konu bitmez..:)

Ayrıntıda gezinmek 
 11.08.2008 0:01
Cevap :
Evet Aynur, Ö. Asaf deyince herşey bambaşka hele ki "aşk"! Son bloğuna yaz dığım yorumlar biraz irileşip ardından bloğa dönüşüyor. İyi mi oluyor, kötü mü tam bilemiyorum ama son ikidir böyle oluyor. Hadi kal sağlıcakla, sevgiyle ve " aşk "la!  11.08.2008 11:37
 

aşk çocukluktan tutun teee belli zaman yaşlarda bile yaşanan yada yaşayanların bir duygusu...tek inandığım şey ise aşkın geçici ama sevginin kalıcı olmasıdır.. yazınızdaki tüm anlatımınıza tamamen katılıyorum...saygılarımla..

fugen 
 10.08.2008 20:54
Cevap :
Sayfama tekrar hoş geldiniz. Hoş ve anlamlı bir esinti getirdiniz. "Aşk " ve " sevgi" arasındaki yaygın temel farklıllığa yaptığınız temel vurgu da önemli. Burada da Ö. Asaf'a dönersek " sevgi olur biter, aşk olmaz biter..." Bence de sevgi aşkın sağlıklı bir şekilde olgunlaşmış hali olsa gerek. İçten teşekkür ve saygılarımla...  11.08.2008 11:53
 

Abidin misali... aşkı simgelere, yazıya, çiziye dökmek oldukça zor. Aşk her bünyede farklı şiddetlerde yaşanıyor. Ne yazık ki bazı bünyeler aşkı hiç tadamıyor bile... aşk sanıyorum bir insanın kültür altyapısıyla oldukç ilintili. Güzel yazını her zamanki gibi aşkla okumya çalıştım. Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 10.08.2008 20:08
Cevap :
Kaleminden her zaman sevgi, aşk, sadakat, yurtseverlik ve özlem damlayan ve öylesi de okuyan altın satırların yürekli çocuğu. Ne dersen doğru dersin; çünkü sen hep içten ve yürekten dersin, haydi kal sevgiyle ve sağlıcakla!  11.08.2008 12:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 3309
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2367
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster