Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
1754
 

Aşkın masumiyeti nasıl lekelenir?

Aşkın masumiyeti nasıl lekelenir?
 

Barış & Cemre (Kuzey Güney Dizisi)


Bir önceki yazımda; dizilerdeki kadın karakterlerin içlerinin nasıl boşaltıldığına ve karaktersiz hale getirildiklerinden bahsetmiştim. Konu kadın karakterlerimizden açılmışken; bu konuda beni rahatsız eden başka bir mevzuya da değinmek istiyorum. Dizilerde işlenen cinselliğin bile ataerkil bir bakış açısıyla yazılıyor olması; beni son zamanlarda daha da rahatsız etmeye başladı. Başroldeki erkek karakterler bu konuda istedikleri gibi hareket edebilirken, kadınlar için bu durum asla söz konusu değildir. Cinsel ilişki dizilerde bile bir erkeğin "elinin kiri" olarak tanımlanırken; bir kadının bunu yaşaması asla kabul edilmemektedir. Bir kadın isterse hiç kimseyle beraber olmaz ve ilk beraberliğini evleneceği erkeğe saklar. Buna saygı duyulması gerekmektedir. Ancak aksi bir seçenek, o kadına çirkin sıfatlar yakıştırmak için bir neden olmamalıdır. Bu sorun bizim toplumumuzda fazlasıyla yaşanmaktadır. Daha doğrusu toplumumuzun bir gerçeğidir ve bu konudaki genel algılar da bu yöndedir. Hatta bu uğurda cinayetler işlenmektedir. Toplumumuz; öz kızını ya da kardeşini evlilik dışı bir birliktelik yaşadı diye gözünü kırpmadan öldüren ve bu sayede namusunu temizlediğini düşünnen birçok insanla doluyken, kadın senaristlerimizin bu düşünce yapısının doğruluğunu ve meşruluğunu destekleyecek türden sahnelere imza attığını görmek gerçekten çok acıdır.  

Dikkatinizi çekiyorum benim takıldığım konu bu meselenin işlenmesinde değil, nasıl işlendiği yönündedir. Bunun en bariz örneklerinden birini, en son Kuzey Güney dizisinde yaşadık. Cemre; Kuzey'e aşık olduğu halde, sevmediği bir adamla (Barış) evlendi. Üstelik tamamen kendi rızası ve isteğiyle… Ancak gerdek gecesi için öyle sahneler çekilmişti ki; sanırsınız Cemre kızımız Barış'a başlık parası karşılığında satılmış. En nihayetinde evli çiftimiz; Cemre'nin ağlaması ve bunu istemediğini göstermesiyle birlikte olmadılar. Ertesi gün Cemre ve Kuzey arasındaki diyalog ise bu durumun ne kadar önemli olduğunu vurgular nitelikteydi. Kuzey; artık beraber olamayacaklarını çünkü Cemre'nin artık evli bir kadın olduğunu söylerken; Cemre de: "Sadece kâğıt üstünde evliyim. Gerçek anlamda karı - koca olmadık!" diyerek Kuzey'e beklenen açıklamayı yaptı. Kuzey'in de gözleri ışıldadı tabii ki… Neden? Çünkü aşkları kirlenmemişti, o aşkın değeri, kıymeti azalmamıştı.

Elbette ki cinsellik son derece özel bir meseledir ve bir kadın kendi tercihini kullanarak sevmediği (ya da sevdiği) bir adamla birlikte olmama hakkını sonuna kadar kullanabilir. Bunda asla bir sorun yoktur. Ancak bir TV dizisinde, bir aşkın saflığı, değeri, kıymeti, masumiyeti başroldeki kadının bekareti üzerinden bu kadar göze sokularak vurgulanıyorsa ve bunu yazanların kendisi de modern ve eğitimli kadınlardan oluşuyorsa ve hatta bu kadınlar "kadına şiddete son" pankartlarıyla, şiddet mağduru kadınlara destek vermek için yürüyüşlere katılıyorsa; gerisini (ve söz konusu olan çelişkiyi) varın siz düşünün. Kuzey Güney'de Cemre üzerinden bu konuda verilmeye çalışılan mesaj hiç de şık değildi bana göre… Cemre; evlenmiş olduğu kocası ile birlikte olmuş olsaydı, Kuzey'e duyduğu aşkın değeri ve saflığı ya da Kuzey'in ona olan aşkının derecesi ve değeri azalmış mı olacaktı yani?

Dizi üzerinden gidecek olursak Cemre'nin böyle bir tercihte bulunması ve Kuzey'in bu konudaki ataerkil düşünce biçimine sahip olması; senaryoda yine yerini bulabilirdi. Ancak ben senaristlerin bu konuyu veriş şekillerinden bu durumu idealize edip içselleştirdikleri hissine kapıldım. Hem de fazlasıyla… Yani: "Biz böyle bir toplumda yaşıyoruz; bu da bizim gerçeğimiz. Bunu inkâr edemeyiz!" diyebilirler ve bunda da haklıdırlar. Ancak bu konu için özel olarak hazırlanmış dramatik fragman ve iki bölüm boyunca bu konuya özellikle vurgu yapmak amacıyla çekilen ve bize sunulan sahneler; objektiflikten çok uzaktaydı.

Bu konular bizim için hassas konulardır ve bir diziyi sadece farkındalığı olan ve namus kavramını televizyondan öğrenmeye ihtiyacı olmayan kişilerden oluşan homojen bir izleyici kitlesi seyretmemektedir. Artık günümüzde aşkın değeri ya da ne kadar temiz olduğu; asla kadın cinselliği üzerinden tanımlanabilecek türden bir şey olmamalıdır. Çünkü olduğu zaman ki sonuçlarının bedelini toplum olarak hep birlikte ödüyoruz. O nedenle senaristlerimiz böyle konulara vurgu yaparken ve bazı şeylerin altını blod kalemlerle çizerken; 1 değil 100 kere düşünüp hareket etmeliler diye düşünüyorum.              

Katharsis
 
Dikkat! Yasal Uyarıdır:  Bu blogda yayımlanan tüm içeriğe ilişkin haklar blog kullanıcısına (üyesine) ait olup, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun koruması altındadır. Bu blogdan ancak kullanıcının adı ve blog adresi kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Aksi takdirde her türlü hukuki ve cezai sorumluluk alıntıyı yapana ve yayımlayana ait olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6084
Kayıt tarihi
: 13.08.12
 
 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum, yaklaşık 10 senedir psikolog olarak çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster