Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1167
 

Aşkın Matematiği

Aşkın Matematiği
 

internet


Kardeşinizle hiç anlaşamadığınız oldu mu?
Tartışma, atışma, anlaşmazlık, geçimsizlik, kavga ...
Nasıl adlandırırsanız adlandırın...
Mutlaka anlaşamadığınız pek çok konu olmuştur şimdiye kadar....

Şimdi bir düşünün...
Aynı kandan, aynı karından gelen 2 kişi...
Aynı sütle beslenmiş, aynı kucakta kendini güvende hissetmiş 2 kişi...
Aynı terbiyeyi almış, aynı sofrada yemiş,
pek çok sevinci ve hüznü birlikte yaşamış 2 kişi...

Bu 2 kardeşin bile üzerinde anlaşamadığı ne çok konu olabiliyor.
Peki ya adına aşk dediğimiz duyguları hissettiğimiz kişiyle,
yani o elin oğlu/elin kızıyla anlaşamayacağımız ne çok şey olacaktır kim bilir...
Öyle değil mi ?

"Kümeler" denilen bir kavram vardır bilirsiniz.
İlkokuldan başlayarak, eğitim sistemimizin her aşamasında verilir öğrenciye...
Unutmadınız değil mi?
A kesişim B ....
C kapsar D ....

Hayat boyu değişik kümelerin elemanı oluruz.
Kimisi uzun ömürlüdür bu kümelerin:
Ailemiz kümesi, akrabalar kümesi, okul arkadaşları kümesi,
Kimisi bir anlıktır :
Aynı dolmuşta bizimle birlikte yolculuk yapanlar kümesi gibi...

Çoğunlukla dahil olduğumuz kümeler, bazen başka kümelerle kesişirler.
Hiç tanımadığın birisiyle aynı anda aynı mağazadan alışveriş yapıyor olmak gibi...
Ama genellikle de kümeler pek kesişmezler...
Mesela Burkina Faso Fırıncılar Odası üyeleri kümesi ile,
sizin dahil olduğunuz kümelerin kesişeceğini pek zannetmiyorum...

Gelelim sadede...
Bize en uygun insan kimbilir nerede !!!!!
Bir legonun parçaları gibi birbirimizi tamamlayacağımız,
Mutluluktan neredeyse gına gelecek bir beraberlik yaşayacağımız o insan ...
Kimbilir nerede?
Hangi kümenin elemanı O....

Belki bir Japon kuaför, belki de Finli bir pazarlamacı.
Dünya giderek büyük bir köy halini alsa da....
Mesafeler giderek kısalsa da....
Hadi o kadar geniş tutmayalım biz yine,
belki aynı ülkedeyiz ama farklı şehirlerde ve ömrümüz boyunca onunla karşılaşmayacağız.

Hadi biz yine şartları zorlayarak O kişi aynı şehirde olalım diyelim,
mesela bir caddede karşıdan karşıya geçerken rastlaştınız,
ama onun bir anlık bir hareketi,
ne bileyim mesela kendini tutamayıp yüzünüze doğru hapşırması size çok itici geldi
ve başınızı çevirip gittiniz,
ya da bir kitapçıda dolaşırken gördünüz,
ama içinizden hoş çocuk/güzel kız diye geçirmekle kalıp yolunuza devam ettiniz.

Bu dünyada bize en uygun olan insanla tanışmamız olasılığı o kadar küçük ki,
dikkate bile almaya değmez, sıfır deyip geçebiliriz...
Peki ya 2. en uygun, 3. en uygun 100. en uygun?
Dikkate değer bir karşılaşma olasılığı var mı sizce?
Peki ya karşılaşılsa bile yakınlaşma olasılığı?

Dünya üzerinde o kadar küçük kümelerin elemanıyız ki biz.
ve O' da bir başka küçük kümenin,
asla A kesişim B olamayacak iki ayrık kümenin elemanlarıyız biz.

Peki o zaman bu işin içinden nasıl çıkacağız?
Yapabileceğimiz tek şey,
dahil olduğumuz kümelerin içinden en iyisi diyebileceğimiz kişiyi bulmak.
"ama o kişinin de asla, ama asla dünyadaki en uygun insan olmadığını bilerek tabiki"

Bu bilinçle aşka bakarsak eğer,
İlk kıvılcımların görüldüğü andan başlayarak,
evlilik ve aile olma süreci ile devam edegelen hayat diliminde,
mutlaka ama mutlaka çatışmalar olacaktır.
Çünkü aşık olduğumuz kişi EN UYGUN kişi değildir. (olasılık kuramı....)

100'de 100 uyum mümkün olamayacağına göre,
bu çatışmaları, bu farklılıkları en aza indirebilmemiz için ne yapmalıyız?

Birleştirmeye çalıştığımız legoların uymayan parçalarını törpülememiz gerekiyor elbette.
Bu törpüleme işi acı ve hüzün verdiği kadar mutluluk da verebilir...
Törpücünün maharetine kalmış biraz da,
yaptığı işten zevk almasına, ne kadar önemsediğine, sevgisinin büyüklüğüne....
Yumuşacık bir elle, sevgi dolu bir elle,
incitmeden, kırmadan, dökmeden, acıtmadan...
Nereyi, ne kadar törpüleyeceğini bilerek...

Bazen hoyrat bir el olur,
bazen kendi uyumsuzluklarını görmez de karşısındakini bir kalıba sokmaya çalışır...
Neredeyse kendisinin birebir kopyasını yaratmaya çalışır...
İşte o zaman sorunlar ortaya çıkar...
Büyüdükçe büyür ve bir noktadan sonra artık çekilmez olur...
Oysa ne çok sevmişlerdi birbirlerini bir zamanlar...
Ne çok yakışıyorlardı birbirlerine...

Ayrılıklar dünyanın sonu değil...
Çünkü zaten EN UYGUN kişi değildiki O...
ve dışarda EN UYGUN olmayan, ama YETERİNCE uygun olan bir sürü insan var...

Önemli olan, her iki tarafın da tek vücut, tek ruh, tek yürek olabilmek için
gerekli çabayı gösterebilmesi, bunu bilinçle, severek ve isteyerek yapmasıdır...
uymayan parçaları acıtmadan, anlayışla, sevgiyle törpülemesidir...
işte aşk budur...
çaba gerektirir...
çünkü sevgi emektir...
böyle bir emek verilmemiş sevginin de değeri yoktur.

Ünlü heykeltraş Michelangelo'ya sormuşlar:
- Üstad, o güzelim heykelleri nasıl yaratıyorsun, bu nasıl bir sanattır böyle? demişler...

Üstad cevap vermiş:
- Yahu benim yaptığım birşey yok ki...
onlar zaten o taşın içindeydiler, o taşa hapsolmuşlardı,
ben sadece onların dışarıya çıkabilmelerine yardımcı oluyorum ....

hepimizin içindeki iyilikleri, güzellikleri, sevgi dolu kalbi ortaya çıkarabilecek,
gerçekten işinin ehli usta törpücüler bulması,
ve hepimizin de usta birer törpücü olabilmesi dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dünya içinde çok küçük bir kümenin elemanlarıyız, doğru. Ama eleman sayımızın ne kadar olacağını bilemiyoruz. İnsanı karmaşık yapan asıl bilinmeyen denklem oluşu. Logaritmalara değinmiyorum. Şaka bir yana değişik bir anlatımla ele almışınız. Herşeyde olduğu gibi sevgide emek ister. Sevgiliyi değerli kılanda verilen emek sonrası elde edilmesidir.

Bosnalı 
 18.03.2010 12:47
Cevap :
Haklısınız çok karışık işler bu işler. Bir sürü bilinmeyen var. Üstelik işin sadece matematik boyutunu konuştuk ki, bir de kimyası var bunun... Herşey, hala bir türlü tanımlayamadığımız, aniden farklı hissetmemize yol açan, içimizdeki, kalbimizdeki kimyasal faaliyetlerle başlamıyor mu ? Galiba bu bilinmezi bir türlü çözemeyeceğiz. Belki de böylesi daha iyi, çünkü emek vermek gerekiyor... İşleyen demir ışıldar... Yorumunuz için çok teşekkür ederim...  19.03.2010 15:05
 

Sanırım bu zaten üzerinde çenemin çokça düştüğü bir konu olduğundan farkında olmadan uzatmışım baya:)İnsan ilişkilerinde en kafa yorulan mevzulardan biri tabi bu.Ve etrafımızda da ne çok insan var,doğru insanı bulamamaktan, bir türlü anlaşılmadığından yakınan..Yazıların gerçekten düşünce birliği yaratıyor zihnimde.Okuyunca kendi fikirlerimin yansımalarını görüyorum sanki.Daha fazla sıkmadan bitirmeliyim biliyorum,peki son söz o zaman:))Birbirimizi olduğumuz gibi kabullenelim, değiştirmeye uğraşmayalım elbet.Ana hatlarımızla benliğimiz bozulmasın.Ama sevdiğimizi, yeterince uygun olanı yani, bizi tamamlayanı bulduğumuzda onu mutlu edebilmek, sevgimizi pekiştirebilmek ve heyecanımızın devamını sağlayabilmek için ufak öğrenmelerden ve minik gelişimlerden de korkmayalım...Birbirimiz için değerli ve önemli olduğumuzu hissettirelim.Baksana zaten ne zor şeymiş doğruyu bulmak:))sevgiler...

esmerkız 
 13.03.2010 13:01
 

Benim gibi matematikte iyi olmayanlar bile bak nasıl anlar her şeyi o zaman:)Sen kardeş deyince, küçüklüğümüzde pek hırlaştığımız erkek kardeşimin bir sözü geldi aklıma "Şu enişteme davrandığının kırkta birini bana davransan, seni kırk yıl tepemde gezdiririm!:))şimdi gerçek konumuza dönüyorum; öyle haklısın ki yazdıklarında.Ne zor şeydir gerçekten sana uygun olanını, sevgine layık olanını, seni en az senin kadar sevebilecek,değer verebilecek, aşka ve hayata seninle aynı pencerelerden bakabilecek, sevmese de istemese de sadece seni mutlu edebilmek için ,seni mutlu edecek şeyleri öğrenip yapabilmek için uğraş verecek birini bulmak...Neredeyse imkansız!Ve senin olasılık hesapların da bunu doğruluyor:)"En uygun olmasa da, yeterince uygununu bulabilmek,çaba göstererek birbirimizin çıkıntı taraflarını, hoyratlaşmadan, kırmadan, acıtmadan törpüleyebilmek."Sevgiye, aşka ve insan tarafımıza gerekli değeri verebilmek,emek harcayarak,fazlaca yıpratmadan ve yıpranmadan onu sonsuza taşıyabilmek...

esmerkız 
 13.03.2010 12:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 7726
Kayıt tarihi
: 12.02.10
 
 

Bir kamu kuruluşunda çalışıyorum. Ankara'da yaşıyorum. Sinema, kitap, tarih, felsefe, şiir, müzik ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster