Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1974
 

Aşkın ömrü neden en fazla 3 yıl ?

Aşkın ömrü neden en fazla 3 yıl ?
 

showbizgalore.com


Şiirler, şarkılar yazdıran, resimler çizdiren, filmlere tiyatro oyunlarına konu olan Aşk.

* * *

Herkesin yaşadığı, yaşamaktan ve konuşmaktan hoşlandığı bir duygu. Ve herkesin fikir sahibi olduğu bir konu. Ama üzerinde hemfikir olunamayan da bir konu. Kimimize göre hastalıklı bir durum, kimimize göre delilik, birçok insana göre de yaşamın en güzel durumu.

* * *

Beyinde mi yoksa yürekte mi başlıyor?

* * *

2000 li yıllara gelmeden bilim adamları aşkın kimyasal bir süreç olduğunu ortaya attılar.

* * *

Genetik, Psikolojik deneyimler ve kokuların aşkın ilk aşaması olan etkilenme evresinin temelini oluşturduğunu , ardından çeşitli kimyasalların beyni uyarıp aşırı sevinç ve coşkuyu beraberinde getirdiğini söylediler.

Sonra tanıma, huzur, güven dönemine geçiliyor ve daha sonra?

Sonra bu süreçte biter…

* * *

Bu sürecin en fazla 3 yıl sürdüğü düşüncesine katılanlardanım ben de.

İyi de neden 3 yıl?

Bunun cevabını bilim adamları veriyor:

* * *

Londra Üniversitesi nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce aşık olduğu kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek, serebral kan akışları izlendi.

* * *

Araştırmaya göre aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor.

Aşık olanlarda oksitosin ve vazopressin maddeleri fazla salgılanıyor ve bu da karşıdaki kişiye olan bağlılığı artırıyor.

Aşıkken dopamin ve norepinefrin artıyor. Dopamin artışı mutluluk, heyecan, uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve nefes darlığına neden oluyor. Norepinefrin de heyecan ve enerji düzeyini artırırken, uyku ve iştahı kaçırıyor.

* * *

Aşk, insan beyninde muhakeme ve yargılama yapan bölümleri de etkisiz hale getiriyor. Ve aşık olunan kişinin olumsuzlukları beynin bu bölgelerinin çalışmaması nedeniyle görülemiyor. (Sanırım aşkın gözünün kör olması deyimi buradan kaynaklanıyor)

* * *

Aşık olduğumuzda yaşadığımız şeyler bunlar. AŞK kadar karmaşık ve heyecan verici aslında.

* * *

Şimdi sırada aşkın süresi var.

* * *

Aşkın süresini belirleyen ise, sinir hücreleri arasında hedeflere uygun bağlantıları etkileyen uyarı maddelerinden sinir büyüme faktörü (NGF) imiş.

Ellerin terlemesine ve heyecanın yükselmesine de sebep olan NGF değeri, tutkulu aşkın ilk zamanlarında yükseliyormuş. Araştırmada insanın yapısı gereği bu tutkuyu sürdüremediği ortaya çıkmış ve arzunun şiddetiyle doğru orantılı artan NGF değeri en fazla 3 yıl sonra azalıyormuş.

* * *

Söylemeden geçemeyeceğim bir sonuç da ; kadınlar aşklarını daha uzun süre yaşayıp, daha kolay unutuyorlarmış.

***

Taze aşkların heyecan dolu çekiciliğine kapılırsanız eğer, bu yazıyı hatırlayın ve birde bilerek yaşamayı deneyimleyin.

* * *

Aralık 2010 / Kurşun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tabii bu genellemeler bizi bazen saptırıyor doğru düşünmekten... Bu rakamlar ortalama rakamlardır! Benim yakınımda 35 yıllık aşklarını hâlâ yaşatan yaşlı çiftler var; ama özellikle Londra'da yaşarken 3 günde biten aşklar da gördüm... Zaten milyonlarca aşk tanımı olması, milyarlarca aşk şiiri yazılmış olması, on binlerce aşk romanı olması bu duygunun tanımsızlığını ve belirsizliğini işaret edior bence... Selamla, saygıyla...MS

Mehmet Sağlam 
 07.12.2010 1:29
Cevap :
İnsan varyasyonu çok fazla olan bir varlıktır.Bu nedenle aşk duygusu da çok çeşitli biçimlerde yaşanır.Üstelik Aşk kendi süresini kendi koşulları içinde kendisi belirliyor zaten.Bize de böyle hakkında yazmak, konuşmak kalıyor.Çok teşekkür ediyorum.Selamlar.  07.12.2010 9:02
 

Alain De Botton adlı İsviçreli bir yazarın "Aşk üzerine" adlı bir kitabını okumuştum ve hemen hemen aşk ile ilgili bilmediğim hiç bir şey kalmamıştı. Okurken inanılmaz keyif almıştım. İsviçre doğumlu bu yazar, bir aşk öyküsü ile beraber aşkın a,b,c'sini anlatmış, herkesin okuması gerek bu kitabı diye düşünüyorum. Sizin yazınızda güzel ve bilgilendirici idi, teşekkürler, saygılar.

A.Nilgün Aktaş 
 02.12.2010 17:09
Cevap :
Aynı yazarın " Felsefenin Tesellisi" isimli kitabını okumuştum ben de. Diğer kitapları konusunda fikrim yoktu.Paylaşımınız için teşekkür ederim.En kısa zamanda kitabı edineceğim.Tekrar teşekkürler. Selamlar.  02.12.2010 21:43
 

Benim anladığıma göre burada biçilen ömür aşka değil aşkın en tutkulu halinedir. Aşkın ömrü bize benzer. Hangimiz gençliğinde hayatı daha bir güzel yaşamaz ki? Bu yüzden de ben derim ki bu 3 yıl aşkın deli dolu gençlik zamanıdır. Daha bunun olgunluğu, yaşlılığı ve ölümsüzlüğü vardır...

Muharrem Soyek 
 02.12.2010 12:37
Cevap :
Hemfikir olunamayan bir kavram, aşkın halleri. Aşkın tutkulu hali, deyimi çok güzel olmuş. Belki de, ben aşkın tutkulu haline aşk derken siz sonrasına da aşk diyor olabilirsiniz. Aşkın gençlik hali :)) Ama aşkın gençlik halini birden fazla kez yaşamak mümkündür değil mi? Aşkın her halini yaşamalı insan.Katkınız yazıyı tamamladı. Çok teşekkür ediyorum.Selamlar.  02.12.2010 13:02
 

Bana göre, insan hayatta bir kere sever, o da muhtemelen "çocukluk aşkıdır"... Ve.....Unutamaz, sevdiği ölmüş bile olsa....Burada 3 yıllık süre nasıl izah edilir? Sevgilerimle...

Yurdagül Alkan 
 02.12.2010 10:22
Cevap :
Sanırım kavramlarda bir karışıklık var. Sevgiler, sevdalar elbette unutulmaz.Bana göre sevgi ve aşk farklı iki kavram.Sevgi emek sonucu ulaşılan, yaşanılan bir duygu iken (bence çok da değerlidir) aşk bir anda karşınıza çıkan çoşkulu, heyacanlı bir duygu durumudur.Aşk biter, bitince yaşanılanlara göre sevgiye yada nefrete dönüşebilir.Kalbimizin çarptığı, iştahımızın kesildiği, bizi uykusuz bırakan duygu kalmamıştır artık.Ama sevgiler her zaman vardır üstelik de çok çeşitlidir.Çok teşekkür ediyorum.Selamlarımla beraber sevgiler.  02.12.2010 11:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 572
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 963
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Kırklı yaşlarda başladığım yazma serüvenine elli li yaşlarda da devam etmeye çalışıyorum. Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster