Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '16

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
806
 

Aşkın simgesi

Aşkın simgesi
 

alıntı


Dünyada aşkı anlatan ne kadar nesne varsa hemen hepsinin üzerinde bir kalp simgesi vardır. Parlak kırmızı bir kalp kesiti; sanki diğer yarımını arar gibidir…
 
Ancak Galdino Pranzarone'ye göre bu sembol "kadın kalçası"nı simgeliyor. ABD'deki Ronaoke Üniversitesi'nden sanat tarihi uzmanı G. Pranzarone anlaşılan pek ciddiye alınmışa benzemiyor. Aslında doğrudur; simge kalbin anatomosine çok da benzemez. Buna rağmen yaygın biçimde aşkın simgesi olarak kullanılmaktadır. Galiba bu çizim göğsümüzde atan bildik kalpten daha fazlasını simgeliyor; sanırım gönül kalbinin simgesi yapılmış durumdadır.
 
Pranzarone'ye göre, kökeni binlerce yıl öncesine kadar dayanan bu sembol, ilk çağlardan itibaren kadınların doğurganlığını vurgulayan dolgun kalçaları göstermek için kullanılıyordu. Doğurgan kadın, bereket tanrıçaları hep aynı sembollerle gösteriliyordu. Etine buduna dolgun bir kadın bedeni ve olabildiğince dolgun iki kalça...
 
Gerçek kalp 2 kulakçık ve 2 karıncıktan oluşur. Yani 4 ağızlı, dibi de biraz küt bir anfora şeklinde diyebilirim. Gerçekte rengi de parlak kırmızı değildir; kırmızı bile sayılmaz. Aşk sembolü olarak stilize edilmiş diyebiliriz demesine de, Pranzarone tarihi araştırmasından çıkardığı sonuca göre, semboldeki "kulakçıkların" etine buduna dolgun kadın kalçalarını veya anaç kadın göğüslerini tasvir ettiğini iddia ediyor. Bence bu iddia kullandığımız aşk sembolünü değersiz yapmaz; aksine daha da anlamlı kılmaktadır.
 
Pranzore Diyor ki: “Dünyada şu anda aşk ikonu olarak kullandığımız "kalp şekli" ilk kez İspanya'daki ilk çağ mağaralarında kadınların kıvrımlarının aktarıldığı duvar çizimlerinde görüldü. Antik çağlarda da güzellik tanrıçası Afrodit'in dolgun kalçalarını onurlandırmak adına " Afrodit'in güzel kalçaları" anlamına gelen Afrodit Kalipigos adında bir tapınak yapılmıştır. Bu tarihte kadın kalçalarına adanan ilk ve tek dini yapıydı. Ve tapınak bugünkü aşk sembolü kalbe benzeyen şekillerle süslendi.”
 
Bugünkü bildik aşk simgesi kalp çizimi 600 yıl önce kullanılmış. Bu sembol, kalbi simgelemek için ilk kez 15'inci yüzyılda antik çağlara özenen soylu kesim tarafından aşkın gücünü simgelemek için kullanıldı. Şekil ilk olarak zamanın oyun kartlarında görücüye çıktı. Daha sonra aşk mektuplarına çizildi ve ağaç gövdelerine kazındı.
 
Çok şükür Pranzore'nin bu ilginç iddiası dünyayı yeni bir aşk simgesi bulmaya yöneltmedi. Evlilik, doğum yıldönümleri ve Sevgililer Günü için hazırlanan onca hediye de çöpe atılmaktan kurtuldu. Aslında bu tarihi bilgi kullandığımız sembolün aşkı temsile ne kadar uygun olduğunu göstermektedir. Bence aşkın hem gönül duyumu hem cinsellik unsurlarını kendinde barındıran en güzel sembolü bulmuşuzdur. Çünkü ben bir erkeğim ve aşkta aradığım her şeyi bu sembol ile ima edebilirim. Gene de bazı kadınların erkek cinsine aşk sembolünde yer verilmeyişine itirazlarını haklı bulurum. Erkek cinsini de aşk sembolünde görmenin benim için mahzuru yok; memnun olurum. Diyorum ki mutlu aşkın sembolü olarak kullanacaksak hiç olmazsa iç içe iki kalp çizelim; birbirine geçmiş iki gönül kalbi…
 
 Mutlu aşk hep iki kalpli olmuştur. Tek kalpte olsa olsa aşk acısı bulunur…
 
Muharrem Soyek
Kaynak bilgi: Vatan Gazetesi, 16 Şubat 2006
***  
 
Ersin Kabaoglu, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kim kurtulabilir ki sevgilinin o muazzam ve gövdesel titreşimlerinden,gönül çeken gülüşleriyle öpüşlere susatan o kıvrımlı dudaklarındandan ve yürek bağlayıp düşkünlük yaratan mutluluk izleri o kalçalar tuzağından...Bilincin güzel duygularından derlenmiş hiç solmayacak bir demet çiçek güzelliğinde yazınız dostum.Elinize sağlık.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 02.04.2016 12:11
Cevap :
Çok güzel demişsiniz. Teşekkürler.  02.04.2016 18:18
 

Çok ilginç gerçekten ve doğruluk payı var...

Kerim Korkut 
 31.03.2016 18:37
Cevap :
Bence de doğru. bu da gösteriyor ki kavramlar ve algıların da bir zaman boyutu var. Bu yüzden bugünkü doğrumuzu sonsuza kadar eğip bükmeden çekebileceğimiz inancını terk etmeliyiz derim. Zaten evrende doğru diye bir şey de yokmuş; fiziki anlamıyla tabi. Işık bile uzayda ilerlerken bükülme yapıyormuş. Eh o zaman, bizden sonraki zamandakiler yolumuzu daha da doğrultur umuduyla, bize kalan zamanda elden-ayaktan ve akıldan-gönülden geldiğince doğru yürümek...  01.04.2016 9:35
 

...o zamanlardan şimdiye...zaman aşımı sembollerde de geçerli galiba...Bereket Tanrıçası aşka da acısına da bereket mi ki :)))

nedim üstün 
 31.03.2016 11:44
Cevap :
İkisine bereket gidiyor hayat; aslında konu aşk olunca acısı bile nimet.  31.03.2016 18:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 393
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1327
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster