Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '11

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
938
 

Askoroz Deresi III. bölüm

Askoroz Deresi III. bölüm
 

Yiğitler Köyün'den Taşköprü Köyü'nun görünüşü


3.- Kanka Başkanların ihaneti 

Çocukluk anılarımda sırtımda taşıdığım yılanı, eko sistemin bir parçası olarak, yine kendi yaşam ortamına salıverdiğimi bir önceki bölümde anlatmıştım. Şimdi de Rize Merkez ilçeye bağlı- Salarha Bölgesi’nin koynunda büyüttüğü kendi çocuklarının ihanetine nasıl maruz kaldığını, bölge ve Rize halkına şikâyet edeceğim. Esas hakem olan halkın yapacağı değerlendirme, her konuda olduğu gibi kendi yöneticisini seçme konusunda da, kesin kararı yine yöre halkı verecektir. Buradaki tepkim bireylere ve kişiliklerine karşı değil, doğal yaşam alanlarını çöplüğe dönüştüren veya dönüşmesine izin veren anlayışa karşıdır. Verdiği maddi zarar ve insan kaybıyla Çernobil Kazası’ndan en çok zarar görüp ders almayan yerel yönetimlere karşıdır. Yanı başındaki Fırtına deresi platformundan ders çıkaramayıp ayni sorunları tekrar yaşayan mahalli yönetimlere karşıdır. İnsanı ve insan değerlerini ön plâna çıkarmayan, katılımcı demokrasiyi hayata geçirmekten korkup, halkla paylaşmayan tekelci anlayışa karşıdır. 

Dünyamızda canlıların varlıklarını sorunsuz sürdürebilmesi, bizim de içinde yer aldığımız doğal sistemin kendi düzeni içinde işleyişine bağlıdır. Doğal çevre denildiğinde, canlı ve cansızların bir arada bulunduğu, kendine özgü coğrafi ve iklim şartları olan bir ortam akla gelmektedir. Yani kayalık, toprak, su, orman, dere, tepe, çalı, çırpı, dal, yaprak, odun, ağaç, rüzgâr, kar, tipi, boran, don, ısı, sıcak, soğuk, hava, gaz, çeşitli madenler, hava basıncı, yağmur, nem, böcekler, hayvanlar, rakım gibi canlı ve cansız tüm fiziki şartların hepsi doğal çevrenin temel dinamikleridir. Bu ortamdan bazı elemanlar çıkarılır veya dengeleri bozacak yeni elemanlar eklenirse, ekolojik çevre olma özelliğini kısmen veya tamamen kaybeder ve sonuçta Eko Sistem çöker. Başka bir anlatımla, doğanın saat mükemmelliğinde işleyen düzenini bozacak olursak, bize hemen karşılığını vermekte gecikmez. Bu genel tespitten sonra konuyu Çaykent Beldesi’ne indirgeyerek, Askoroz Vadisi’nin nasıl ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu gözler önüne sermeye çalışacağım. 

Çöplükler çeşitli gazları, bakterileri, zehirli atıkları üretmeye, barındırmaya ve çevreye yaymaya elverişli yerlerdir. Ayrıca yüzyıllar boyu çürüyüp ayrışamayan katı atıkların da sığınağıdır çoplükler. Çaykent Beldesi sınırları içinde bulunan Yolveren Çöplüğü de taşıdığı benzer nitelikler nedeniyle, çevreyi sağlık yönünden tehdit eden, önemli bir mikrop yuvasıdır. Barındırdığı katı atıklar ve taşıdığı kimyasalların üreteceği radyasyon ve zehirli sıvılar, Askoroz Deresi’ni kirletecek ciddi tehlikenin bir başka boyutudur. Dere yatağının sıvıları geçirgen çakıllı yapısı, zehirli suların dereye karışma rizikosunu da artırmaktadır. 

Biraz önce ifade edildiği gibi, varlığı ortada olan bu ciddi tehlike karşısında sistem önce kendini, sonra da hiçbir ayırım gözetmeksizin, içinde barındırdığı bütün canlıları yok edecektir. Ülkemizin büyük kentlerinde bulunan çöp toplama alanlarında yaşanan ölümcül benzer sorunları, somut örnekleriyle hepimiz biliyoruz. Bu nedenle Çaykent Beldesi mücavir sınırları içinde yer alan Yolveren çöp toplama alanı da, çevre halkını ve aynı çevrede yaşayan Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kazancıyı doğrudan tehdit ediyor demektir. Oysa meskûn yerlerde yaşam alanlarının ve çevrenin düzeninden birinci derecede sorumlu olan merci, belediyeler ve başındaki seçilmiş kişilerdir. Sayın Mehmet Kazancı nerde? 

Sorumlu konumundaki Çaykent Beldesi’ne internet üzerinden yazdığım bir yazı ile çöplük hakkında bilgi istedim. Aradan haftalar geçti, henüz bir yanıt yok. Çok samimi ilişkilerimiz olmasa da, Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kazancı ile eskiye dayalı bir tanışıklığımız ve eğitim uğraşından kaynaklanan ortak bir ilgi alanımız vardı. Bu ortak payda, hiç olmazsa telefonla bilgi verir iyimserliğine kaptırmıştı beni. Ama yanılmışım. 

Konuyu biraz daha irdelediğimde, çöp biriktirme alanını kendisinin kullanmadığını, aksine Rize Belediyesi’ne tahsis ettiğini öğrendim. Meğer Rize Belediye Başkanı olan Sayın Halil Bakırcı da çöplüğün ve Askoroz Deresi’nin karşı sahilinde yer alan Güzelköy kökenli imiş. Ayni yörenin çocuğu olan iki kanka Başkan, doğa katliamını birlikte yapmışlar. Yoksa bir Belediye başkanı olarak insan çevresine bu ihaneti tek başına yapamazdı. Sonuçta kabahati göğüsleyebilmek için hem daha güçlü olmak, hem de suçu paylaşma adın bir ortaklığın olması gerekirdi. İhanette güzel bir dayanışma örneği sergilenmiş görünüyor. 

İnsanı değerleri içine sindirdiğine inandığım, öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin erbabı kişilerin, güzelim cennet yöresine ihanet edebileceğini tasavvur bile etmek istemiyorum. Aklım ve mantığım da almıyor doğrusu. Kentleşme olgusunu henüz tamamlayamamış, turistik bir beldenin rol model eğitim rehberi olması gereken Sayın Başkanı’nın verdiği zarar, kendi hizmet çevresinin sınırlarını çoktan aşarak tüm bölgeyi etkilemiştir. Başka bir geçiş güzergâhı olmadığı için bu yolu kullanmak zorunda kalan bölge halkı ve ziyaretçiler, emsalsiz güzellikler arasında çirkin görünümü seyretmek ve pis kokuları almak mecburiyetiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Sayın Kazancı, yöre halkının böyle bir eziyete müstahak olduğunu asla düşünmüyorum. Ne dersiniz? 

Rize Merkez Belediye Başkanı Sayın Halil Bakırcıya da bir çift sözüm var. Gazetelere yansıyan sansasyonel demeci beni çok fazla ilgilendirmiyor. Çocukluk ve gençlik anılarımı kirleten çöplüğü tez elden oradan kaldırmasını rica ediyorum. Aksi halde, yöre insanı kendisine ihanet edenleri asla af etmez. Yaklaşan mahalli seçimlerde siz de boyunuzun ölçüsünü alırsınız. Her ne kadar Rize’den uzak İstanbul’da yaşasam da, yazacağım bir yazı sizin sahip çıkamadığınız yerleri korumaya yetecektir. Güzel Rize'mize Başkan seçilmenizi çirkin bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Hakkınızda aldığım başka duyumlar da var. Doğruladıktan sonra, vakti saati gelince onları da ifşa edeceğim. Şayet çevrenin takdirini ve güvenini yeniden kazanmak istiyorsanız, Salarha Bölgesi’nin dışında yapacağınız ortak bir yatırımla bütçenize sürekli gelir getirecek ve istihdam yaratacak bir çöp fabrikası kurmanızı öneririm. 

İkinci sözüm de bölgenin evlâdı olan her iki Belediye Başkanı’na. Bir özel sektör projesi olan Askoroz Deresi’nin bir tünelle Güneysu Deresi’ne bağlanmasına göz yummak gafletinde bulunmanız, yaşadığınız yerlere ihanetin en büyüğüdür. Bölgenin geleceğini ipotek altına soktuğunuzun farkında değil misiniz? Üstelik önünüzde Fırtına Deresi Vadisi’nde yaşananlarla ilgili somut örnekler varken, tepkisiz kalmayı halka nasıl açıklayacaksınız? Beldenizde yaşayan insanların ortak çıkarlarını koruma ve onları uyarma yükümlülüğünüz yok mu? Sizleri yetiştiren çevrenize ödemeniz gereken vefa borcu böyle mi olmalıydı. Kuruyan vadide üreyecek sivrisinekler soksun sizleri, he mi ? 

Çocukluğumda yaşadığım güzellikleri Rize’ye her gelişimde yeniden yaşamak istiyorum. İğrenç çöp kokuları yerine, fabrikada fırınlanan çaydan çevreye yayılan mis gibi kuru çay kokularını, mandalina ve portakal çiçeği kokularını yeniden solumak istiyorum. Bu çöplük yalnız çevreyi değil, benim gibi Rize’ye uzun aralıklarla gelip güzelliklerle dolu anıları olan kişilerin hatıralarını da kirletiyor. 

Gönül isterdi ki, doğal çevresine sahip çıkma adına benim hassasiyetimi, keşke orada sürekli yaşayan birileri gösterseydi. Doğal çevresine ihanet eden kim olursa olsun, hesabını o yörede yaşayanlar sormalı. Kamu hizmetinin yürütülmesinde kusurlu kim olursa olsun, cezasını mutlaka çekmelidir. Doğal çevre, toplumu oluşturan bireylerin ortak değeridir. Sayın Mehmet Kazancı’nın şunu bilmesini istiyorum. Koruma altına alınan doğduğum ve büyüdüğüm Askoroz Deresi Vadisi doğal çevresini sahiplenmeye ve savunmaya devam edeceğim. O değerler sizin olduğu kadar benim de değerlerimdir. Tertemiz anılarımı birilerinin kirletmesine izin vermeyeceğim. Sayın Mehmet Kazancı her ne kadar eski tanıdığım olsa da, üstlendiği kamu görevi nedeniyle, doğal çevreye karşı duyarsız kalmasına hoşgörü ile yaklaşmam söz konusu olamaz. Kamu çıkarlarını korumak, her çeşit siyasi görüş, siyasi parti hesaplarının dışında ve üstündedir. 

Devam edecek..... 

İstanbul, 23. 02. 2010  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yörenize komşu Dağsu mahallesinde doğup büyüyen ve bölgenin yani ve o güzelim Taşlıdere Vadisi'nin ( Askoros ismini sevmiyorum) günün birinde nasıl kirleneceğini ta 70'lerde söyleyip yazan bir hemşehriniz olarak kaygılarınıza katılıyor ve mücadelenizi destekliyorum Mustafa Semih Arıcı Yazar

mustafa semih arıcı 
 01.03.2011 22:25
Cevap :
Sayın Arıcı, soyadınız bana isimlerini şu anda hatırlayamadığım pek çok kişiyi çağrıştırıyor. Hatta bunların dışında Avcı, Baş, ve daha birçok soyadını da anımsıyorum. Öncelikle yazıma yorum yazacak değerde ilgi çekici bulmanızdan ve yöremizle ilgili düşüncelerime mutlak derecede paylaşarak desteklemenizden çok mutlu olduğumu belirtmeliyim. Özel yer isimlerini beğenmesek de beğenmesek de, etimolojik kökenine uygun orinjinal halini kullanmak gereği vardır. Askoroz Deresi türküsünün sözlerini değiştirme şansımızın olmadığı gibi. Ben de yazı dizisine başlarken girizgâh kurgumu Cem Karaca'nın Rize'nin tanıtılmasına vesile olan Askoroz Deresi türküsüne odakladım. Bu değerlendirmeme hak vereceğinizi ümit ediyor, yazılarınıza yansıyacağına inandığım isabetli öngörülerinizden yararlanmak ümit ve beklentisiyle Milliyet Bloğa ve sayfama hoş geldiniz diyor, selam ve sevgilerimi yolluyorum.  02.03.2011 23:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1127
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Rize merkez ilçeye bağlı Yiğitler Köyünde doğdum. Lise bitinceye kadar ilk gençlik yıllarımı geçird..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster