Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
5167
 

Aslanlar gibi yazıyor şiirini Urfalı çoban şair Ahmet Aslan

Aslanlar gibi yazıyor şiirini Urfalı çoban şair Ahmet Aslan
 

Ahmet Aslan çoban giysileriyle şiiri düşünüyor!


Oğuz TÜMBAŞ

“Karnımın zilleriyle uyandım / Toprağın uykusu ağırdı / Baktım, / Sofrasını açmış / Bekliyordu gökyüzü / Başımda yıldız salkımları, Ufukta karpuz dilimi bir ay”

Hadi bakalım çıkın işin içinden. Kim bu usta şair, bu dizeler nasıl bir duyguyla yazıldı? Kim tetikledi bu dizeleri? Ünlü bir şair mi ola?

İlkbahar Mart’la başlar ama Mart, Nisan ısınma turlarıyla geçer. Mayıs’a gelince baharın sıcaklığı, coşkunluğu, eylemliliği daha bir artar. Mayıs’ta şiirler de olgunlaşır, başkaldırır, dünyamıza yazar adını.

Temmuz’u bitireceğiz, ucuna geldik. Ben bu yazıyı ancak noktayı koydum. Yazmasam, yayınlamasam da içimde eksikliğini duyacaktım hep. Bu akşam noktayı koydum, tıkladım bilgisayarımın tuşlarına, bilgisunar (internet) dan ışınladım gözlerinizin beğenisine.

Ahmet Aslan’ı İzmir’de Mayıs başlarında tanıdım. Telefonla aradı. Urfa’dan yazar, şair, gazeteci dostum Misbah Hicri telefonumu vermiş, aramasını istemiş. Buluştuk Konak Meydanında Saat Kulesi’nin yakınlarında. Yüzlerce güvercin inip kalkarken, insanlar Kemeraltı’na, Vapur iskelesine koşarken… Arabalar altımızdan vızır vızır Güzelyalı, Göztepe, Narlıdere, Güzelbahçe, Urla, Çeşme, Karaburun, Seferihisar yönüne doğru akarken…

Öyle ya kim bu Ahmet Aslan… Adı soyadı aynı olan, ya da soyadı Aslan olan nice insanlar varken, bu Ahmet Aslan özel biri mi ola? Biraz öyle. Daha önce duymuştum, kulağıma çalınmıştı böyle bir ad. “Edebiyat dünyası, bir çarkın etrafında döndüğü için, şiirlerimi birilerinin kanalıyla insanlarla paylaşmak istedim. Bir gün Cezmi Ersöz’ün kitabını okuyordum. Yayınevini arayıp onunla tanışmak istediğimi söyledim. Telefona çıkan kadın bana cep telefonunu verdi. Her şey ondan sonra başladı" (Milliyet, Birsen Altuntaş 7.6.2005) Bu sözleri okumuştum öncelikle Ahmet Aslan’dan.

Onun şiirlerini ilk kez okuduğunda çoban olduğuna inanmamış Cezmi Ersöz. "Kepenekli, koyunlarıyla ve çoban köpeğiyle bir fotoğrafını yolladı. Arkasından şiirler geldi. Bayağı sıkı bir şair. Şoke oldum, imge dünyası, metaforları çok zengin, yani ortada dolaşan bir çok şair bozuntusundan çok daha yukarılarda bir insan. Bir çok yayınevini dolaşıp kitabını bastırmak istedim. Sonunda kitabı Kora Yayınları’ndan çıkardık." Böylece ilk kitabı Bütün Kuşları Alkışlamaya Gidiyorum raflarda yerini almış. Ahmet Aslan da bir gün aklına gelip memleketi Urfa’ya oradan doğduğu Harran’a gitmiş. Koltuğunun altına da kitaplarını alıp çalmış kapısını Harran Belediye Başkanı’nın. Ancak Belediye Başkanından ''Kitap okumayı sevmem'' diye yanıt alınca, küplere binmiş; kırgın, üzgün, kederler içinde düşmüş yaya yollara. ''Bizi yönetenler böyleyse Ankara'ya kadar yürüyeceğim'' diyerek… Cebinde ise sadece 25 YTL parası varmış.

Ahmet Aslan konuştuğumuz süre içinde öyle ilginç şeyler anlattı ki, şaşırdım. Cesareti, ısrarı, kimi yerde şansı ona çok yardımcı olmuş. Parası yok Ahmet Aslan’ın. Ancak şiire öylesine tutkun, öylesine sevdalı ki, en büyük kazancım şiir diyor. Bundan da çok mutlu. “Çok şiir okuyorum. Nâzım’dan vazgeçemiyorum, neredeyse bütün şiirlerini ezberledim. Ahmet Arif’in dizeleri hep dilimde. Onun dışında Cemal Süreya, Can Yücel, Sunay Akın’ı çok severim. Yabancılardan da Eluard, Lorca, Pablo Neruda. Eğer Neruda şiiri okusaydı Bush, bugünkü Bush olmazdı."

Ahmet Aslan’ı tanımak, konuşmak gerek. Söyledikleri derli toplu, olgun… Ahmet Aslan şimdi bir romana çalışıyor. Adını yaşadığı, yardım gördüğü, destek bulduğu bir otobüs firmasından seçmiş. Sanırım Nilüfer’i de katacak başlığına, öyle söylüyor. Çıkınca göreceğiz. Bir yolculuk romanı. Şimdi basılmayı bekliyor. O romanının basılmasını beklerken, bir şiirini paylaşalım mı ne dersiniz Ahmet Aslan’ın.

Yağmur
Köpüklü bulutları
Sürüp mavi sakalına
Traş oluyor gözyüzü
Denizin aynasında

Gölyazı’sız
Kalemsiz ellerden
Şairler geçip gitti sessiz
Işığın gözünü oyarken karanlık
Neydi toprağın bilgeliğinde
Yitip giden renk
Başka bir gökyüzü müydü bildiğimiz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi ki tanıştırdın bu güzel dizelerin sahibini bizimle... Yüreği ılık çırpıntılarla atan her insan biraz şairdir. Onun yaptığı iş önemli değildir. Çünkü şiir yürek işidir. Sizin de yüreğinize sağlık, böyle bir dostu taşınız sayfanıza, tanıştırdınız bizimle. Saygılar abi...

Rıfat Mertoğlu 
 25.07.2008 17:05
 

Karanlığın, ışığın gözünü oyması, insanın gecesinin insanın gündüzünden daha uzun olduğu bir mevsime, tarihin kış mevsime rastlıyor. Toprak yine aynı bilge toprak. Aşık Veysellerin dostu toprak öylesine cömert ki Ahmet Arslanların ektiği çoban yıldızları filizlenip sürgün verdiğinde, karanlık dağılacak, gökyüzü yine özlenen maviliğine geri dönecek. Benden selam söyleyin, çoban kardeşim Ahmet Arslan'a, yüreğindeki ışık daim olsun. Size de teşekkürler...gönül dolusu... Çirkinliğin içinde hasret kaldığımız güzellikleri bizimle paylaştığınız için.

zelinartug 
 25.07.2008 10:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1323
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster