Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '10

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
710
 

Asmalı mı?

Asmalı mı?
 

Demek Asmalımescit’de Orhan Abi’nin kahvede bir demlik çay içeceksin öyle mi? Eğer bir fırsatını bulursam ben de gelirim belki. Gel gör ki o sokağı görünce de bir tuhaf oluyorum artık. Vaktiyle , Galatasaray’dan sonrasının bomboş olduğu, Asmalı’ya gitmeye tırstığımız dönemler, Refik'e gidip içeridik. Yakup’la Refik’i karıştırırdım ben o zaman. Refik tenha olanmış, Yakup kalabalık olan. Biz tenhaya giderdik.

Aşk gönüllere dolmuş, göz başkasını görmez , gençlik başımda duman ruh halleri vakitleri. Yakup'u bulmak daha kolaydı, onu bulunca da Refik’i bulmak. Usturuplu 3 duble rakıyı içip çakırkeyif halde taksime yürürken , ıssız sokaklarda tinercilere sigara ikram edip hayatımızı kurtarırdık. Ara sokalarda , alkolün verdiği rahatlıkla inşaat kumlarının üstünde öpüşürdük. Duvarlara asılmış , overlokçu-remayözcü ilanlarının Türkçelerine gülerdik. O Türkçeleri kullananların bugün adam olduğunu, gülen bizlerin de anca o yazılara gülmekle kaldığını hayal ederim bazen.

Asmalımescit’e geçen sene gidebildim. Gidebildim...Karşıya gitmediğimden değil, Taksime çıkmadığımdan değil. Tünele yürümediğimden değil... Galatasaraydan sonraki ıssızlık gittiyse Asmalımescit kimbilir ne olmuştur mantığıyla girmemiştim. Geçen sene bir arkadaş İrlandalı sokak çalgıcılarının çaldığı dapdaracık bir mekana götürdü beni. Mekan da harikaydı. Biralar sıcak, içki ruhsatı muhtemelen yok, su bardakları, bira bardaklarının yerini almış mecburen. Beynimle, gözlerimle, kulaklarımla, eski Asmalımescit hatırasının ırzına geçip yeni Asmalımescit’in bekaretini bozdum.

O gün anladım ki, insan böyle böyle büyüyor. Eskiyi bilip mecburen yeniye ayak uydurarak. Yaşayanların artık yaşamadığı, olanların artık olmadığı, gidenlerin artık dönmediği bir hayatın içinde , her geçen gün biraz daha canı acıyarak büyüyor insan.

Memnunum halimden ben.
Bana koyan artık hiç birşeyin hayal kırıklığı yaşatmaması.
Evet, anlamadın sen.
Hayal kırıklığı ihtimali , yaşanacak daha çok şey olduğunun da ihtimali aynı zamanda.
Hayatında ilk kez başına gelse bile, hiç birşey, eskiden olduğu gibi şaşırtmıyor / şaşırtmaz ya hani insanı. Hayal kırıklığı ukdesi de , onun gibi işte.

Şimdi o hatırayı beynimin duvarına Asmalı mı, yoksa hiç olmamış gibi devam mı etmeli hayata?

İşte arkadaşım. İki arada bi derede kalmış Ben’in , büyüme şekillerinden biri de bu.

Çay? Birazdan demleyeceğim. Kadim dostum , kakaolu kek yapacak. Bir taraftan , tam karşılığı olmayan cümleleri, cümlelere ana avrat düz giderek, en akışkan şekilde söylemeye çalışırken, bir taraftan kekimi yiyip çayımı yudumlayacağım.

Tahta takunyalı yaşam formlarına benden selam et. Kırmızı ışıklı mekanlardan, tanımadığın bilmediğin otlardan uzak dur. Kendine , bünyene dikkat et.

Arkadaşın
Z!

herdaimdinlenebilite:

Sezen Aksu / Rumeli Havası

Sertab Erener / Bahçede

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"yaşayanların artık yaşamadığı"..v.s. demişsin..e ateş almaya mı geldin bilmem kaç ay sonra..nankördür insanoğlu..bıraktığın gibi kalmaz..

mis-tress 
 06.03.2010 0:32
Cevap :
kalmaz hakikaten:)  06.03.2010 13:15
 

hayat böyle birşey işte... tam da sizin anlattıgınız gibi.Ne yaşarsak yaşayalım hiç birşey olmamış gibi devam ediyoruz yaşamaya... uzun zaman olmuştu... iyi ki geldiniz<) sağlıkla kalın.. sevgiler.

sema öztürk 
 06.03.2010 0:00
Cevap :
teşekkür ederim :) debelenme içinde toparlanamıyor insan:)  06.03.2010 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 473
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 1161
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

İstanbul'da yaşanan tüm aşkların, tüm ayrılıkların, tüm özlemlerin, tüm nefretlerin, tüm eğlenceleri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster