Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '14

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
109
 

Aspir

Amasya ili Taşova İlçesi Ballıca köyünde geçen yıl kanola ekimi denendi, ancak başarılı olunamadı. Belki de ekim zamanını iyi ayarlayamadıkları için. 2014 yılında ise aspir ekimi yapıldı. Bahattin Koç adlı arkadaşın Amasya'da tanıdığı bir kişi aspir ekimini önermiş. Kilosunu da 1 liradan teslim alacağını vaadetmiş. Ancak sonradan bu fiyatı 50 kuruşa düşürmüş. Aspir ekiminden beklenen dönüm başına en azından 400 kilogram iken gerçi Eskişehir vilayetinde dönüm başına 800 kilogram bile veriyormuş, her nasılsa bizim arazide dönüm başına sadece 100 kilogram ürün alınabildi. Aspirleri biçen Adana-Yumurtalık ilçesinden operatör Kadir bu durumun iklim şartlarından kaynaklandığını, bu yörenin demek ki aspir bitkisine iyi gelmediğini tarafıma ifade etti. Bir gün köyümüz Demirağaç çayırlığında dinlenirken operatör Kadir biçer-döveri ile yanıbaşımdaki köy çeşmesinde durdu ve yarın için aspir biçeceğini söyleyince ertesi günü tarlaya yanına gittim. Geçen sene yine Adana ilinden bölgemize gelen biçer-döver operatörü ile tanışmıştım ve çalışma esnasında fotoğrafını çekmiştim. Espri olsun diye de kendisine "fotoğrafın altına insan azmanı" yazacağım demiştim. Gerçekten de geçen seneki biçer-döver operatörü adeta bir insan azmanı gibiydi. Güneşin, zaten esmer olan tenini fazla yakması ve gür sakallarının traşsız haliyle tam bir insan azmanı görüntüsü veriyordu.

Önce aspir biçimi nasıl oluyor, biçer döverin haznesine biçilen aspir bitkisinden elde edilen tohumlar nasıl aktarılıyor, ayrıca bu haznedeki aspir tohumları traktör römorklarına nasıl dolduruluyor, traktör sahipleri bu aspirleri nerelere taşıyor, onları fotoğraf makinemle izlemeye çalıştım. Bu çektiğim resimlerden buraya eklemek istiyorum şayet başarabilirsem. Ancak fotoğraf eklemek her nasılsa bu sayfaya mümkün olmuyor. Geçen sene fotoğraf da ekleyebiliyordum.

Daha önce ekilen ancak fiyasko ile sonuçlanan kanola bitkisi hakkında az çok bilgi sahibi yapılmıştı köylülerimiz, aspir bitkisi hakkında ise doğru dürüst hiç bir bilgi sahibi de yapılmamış. Ancak aspir araç yakıtı olarak kullanılabiliyormuş, sıvı yağ imalatında kullanılabiliyormuş, ilaç yapımında kullanılabiliyormuş dense de elde edilen aspir tohumlarının ne olarak kullanılacağı hakkında ekimi yapan kişiler de bilgi sahibi olmadıklarını bana ifade ettiler. Henüz tarlada iken bu bitkinin büyümesine ve çiçek açmasına sık sık tarla ziyaretlerimde şahit oldum. Hatta çiçekler içindeki aspir tohumlarını çıkarıp gözlemledik te. Sanki ayçiçeği bitkisinin içindeki yenilebilen kısmı andırıyordu. Her bir çiçekte de 7,8 veya daha fazla tohum görülüyordu. Neyse ki biçer-döverler biçmeye başlayıp bu tohumlar traktör römorklarına dökülmeye başlayınca bembeyaz, pirinç tanesi gibi bir bitki olduğu ortaya çıktı.

Bu sene içinde aspir tohumu eken 3 aile vardı. Bu ailelerden Bahattin Koç elde ettiği aspir tohumunu kilosu 50 kuruştan veremeyeceğini, hayvanlarına yem olarak vereceğini ifade etti. Cafer koç ise her ne kadar bekledikleri verimi alamamış olsalar da bu bitkiyi gelecek sene de ekmeye devam edeceğini tarafıma bildirdi. 3.aile Hakkı İyiliksever ise zaten kayın biraderinin oğlu Cafer Koç'un isteği üzerine bu bitkiyi ektiğini ve ne yapılacağına da Cafer Koç'un karar vereceğini ifade etti. Bu durum aklıma çiftçinin, eskilerin deyimi ile zürraa'nın (Arapça bir kelime) çaresizliğinin bir ifadesiydi. Çiftçi=bir çift öküzü olana denirmiş, Farsçası da rençber. Demek ki arapçada zürra derken zür=çift, ra= öküz veya boğa kelimesini eski Mısır'dan bugüne kadar taşıyabilmişiz. Ra= öküz veya boğa Güneş Tanrısı'nın sembolüdür. Ay Tanrısı Amon'un sembolü de ay yani hilaldir.Bu hilali de bugüne kadar müslümanlar olarak taşıyabilmişiz. Hani minarelerimizin tepesindeki alem yani hilal sembolü. Yöremiz de zaten Boğalı ormanı eteğindeki bir ovadır. Bu Boğalı adı da vahşi boğaların bir zamanlar bu ormanda gezindiğine işaret olabilir. Hani Toros kelimesi de toro= boğa adından gelmemiş mi idi? Medeniyetin geliştiği Çatalhöyükte yaşayan neolitik insanı karşısındaki Hasan Dağ'da volkan patlaması ile tooooorooooo...  diye bağırmamışlar mı? Neolitik Çağ insanları sanmışlar ki Hasan Dağın'da dolaşan vahşi boğalar bu alevleri ağızlarından çıkarıyorlar. Bu yörede gözlemlediğimiz madencilik faaliyetlerinin de Karadeniz yöresinden yani bizim yöremizden geliştiğini Arkeolog Prof.Dr.Önder Bilgi yazılarında işaret etmektedir. Demek oluyor ki Hasan Dağı eteklerinde yaşayan insanlar Karedeniz'deki Canik Dağları eteklerinde yaşayan insanlarla temas halinde idi. Zaten Karadeniz yöresinde çok yaygın bir söz vardır: "Bilip bilmeden Hasan Dağına oduna gidiyor" diye.

Bu aspir eken ailelerden biri Cafer Koç yıllar önce Amasya yöresinde yapılan bir seçimde örnek çiftçi ünvanını almıştır. Gerçekten de çiftçilik hususunda engin tecrübeye sahip ve işi bilinçli yapıyor. Zaten evinin alt katında gördüğüm hayvan ahırı da hayvancılıkta da tecrübeli olduğuna işarettir. Hatta evi önünde yetiştirdiği şam hurması dediğimiz o portakal büyüklüğündeki balçık hurmasını da yetiştirebilmiş ve başka aileler de örnek alıp bahçelerinde yetiştirmeye başlamışlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 851
Kayıt tarihi
: 15.10.12
 
 

Ben Ali Önder. 3 mart 1948 günü Amasya ili Taşova ilçesi Darma köyünde bugünkü adıyla Ballıca köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster