Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
746
 

Asteğmen Kubilay'ı anarken…

Asteğmen Kubilay'ı anarken…
 

Yıl 1930’dur.

Cumhuriyet rejimine karşı ilk irticai kalkışma olan Dersim isyanı yeni bastırılmış, emperyalist güçler tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yeni yeni gedikler açma peşindedirler.

Derken, 23 Aralık sabaha karşı Derviş Mehmet adındaki bir kişinin önderliğindeki silahlı irtica güçleri Menemen’de şeriat ilan etmeye kalkışmaktadırlar.

Askeri müfrezenin başında olaya müdahale eden yedek subay Asteğmen Kubilay ve Hasan ve Şevki adındaki iki mahalle bekçisi ayaklanan bu grup tarafından vahşice öldürülür.

Ancak ayaklanma, yetişen askeri birlikler tarafından şiddetle bastırılır. Derviş Mehmet vurularak öldürülür. Kaçanlar yakalanır ve haklarında hemen kovuşturma başlatılır.

Ardından toplanan bakanlar kurulu, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan edilmesine karar verir.

Acilen oluşturulan sıkıyönetim mahkemesi, 105 sanığı 15 Ocak 1931”de yargılamaya başlar. Duruşmalar, 25 Ocak’ta tümü ile sona erer… Ve sonuç olarak 105 sanıktan;

37’si için ölüm cezası,

20’sine bir yıl

14’üne üç yıl,

6’sına 15 yıl,

1’ine 12, 5 yıl hapis cezası verilir… 27 sanık beraat eder.

Sıkıyönetim, 28 Şubat 1931”de Manisa ve Balıkesir”den, 8 Mart 1931'de de Menemen’den kaldırılır...

Askerliğini yedek subay olarak yapan Kubilay sadece 24 yaşında ve bir Cumhuriyet öğretmeni…

Onu katleden irtica elebaşısı Derviş Mehmet ise, Nakşibendî tarikatına bağlı bir Cumhuriyet düşmanı…

Birisi, Cumhuriyet devrimlerini savunmayı asli görevi olarak benimsemiş Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genç bir subayı…

Ötekisi Cumhuriyet rejimini yıkmayı ve yerine emperyalizmin işbirlikçisi padişahı geri getirmeyi kafasına koymuş olan karanlık güçlerin bir piyonu…

Piyon Türk ordusunun genç subayını katlediyor.

Cumhuriyetin ordusu isyanı bastırıyor.

Cumhuriyet’in hukuku bu kişilere gereken cezayı derhal veriyor; mesele kapanıyor.

Hayır kapanmıyor!..

Erteleniyor.

Bugünün Türkiye’sinde Derviş Mehmet’in akrabaları en üst kademelerde siyaset yapmaktadırlar.

Bugün Türk siyasetini yönlendiren birçok kişi, Derviş Mehmet ile aynı tarikatının üyesidirler…

İrtica halen emperyalist güçlerin en önemli silahlarından birisi olarak piyasadaki işlevini keyifle sürdürmektedir.

Ve irtica tehdidi, devletin en üst “güvenlik kurulu” tarafından bir tehdit olmaktan resmen çıkartılmış bulunmaktadır.

Bugünün Kubilayları mı?..

Onlar o günlerde olduğundan daha çokturlar; ama farklı konumdadırlar…

Kimileri faili meçhul cinayetlerin kurbanı olarak toprağın altındadır.

Kimileri zindanlarda “Malta sürgünleri”ni yaşamaktadır…

Peki irtica nerededir?.. Hangi boyuttadır?..

İrtica, makyaja tabi tutulmuştur.

Yumuşatılmıştır… Ilımlı bir hale sokulmuştur…

İrtica milli eğitime sızmış, medyayı abluka altına almış, halkın tümünün kafasını ortaçağ karanlığına doğru devşirmek için dış desteği de arkasına alarak, bayrağını bu memleketin orta yerine dikmiştir…

İrtica bugün sanık sandalyesinde değil, avukat kürsüsündedir…

İşte bizler, Cumhuriyet ordusunun dış destekli irtica tarafından katledilen 24 yaşındaki genç asteğmenini bu koşullarda anıyoruz.

Ve onun hayatı pahasına koruduğu Cumhuriyet değerlerini ve tam bağımsızlık meşalesini elimizde tutmaya çalışıyoruz.

Geldiğimiz yer ve bulunduğumuz konum hazindir…

Acıklıdır. Utanç vericidir.

Seni anarken söyleyebileceğimiz söz sadece şu kadardır:

- Toprağın bol olsun Cumhuriyetimizin genç bekçisi, aziz kahraman!..

Başka ne diyebiliriz ki?..

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ:

http://www.soruyusormak.com/

http://www.dnm-ler.com/

http://www.kitlecizgisi.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Faruk Haksal, bilirsiniz, bir iddianın olduğu yerde, karşı bir iddia da olmalı ve tarafları (okuduktan) dinledikten sonra da kişi yapacağı araştırma sonucunda kanaat sahibi olmalıdır. Ancak, bizde devlet (siyasetçiler) okullarda ne okutuyorsa doğru olan odur. Geliştirilen tüm karşı görüşler "yanlıştır" ve bunları üretenler, ya "kötü niyetli", ya "satılmış," ya da "hain"dir. Ancak ne hikmetse devlet kimi anıların yayınlanmasını yasaklamakta veya açıklayanları hapisle cezalandırarak engel olmaktadır. Özetle karşı görüşleri de okumalı ve hiç olmaz ise bu olayda a)Neden Asteğmen Kubilay'ın, kurulmuş 3-5 esrarkeşin üzerine gerçek mermilerle değil de (eğitim mermisi ile) gönderildiği ile b)Sonradan Menemen halkının olaya katılmadığının açıklanma nedeni belirtilmelidir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 23.12.2010 12:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 910
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 453
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster