Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '09

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
24686
 

Astsubaylığın tarihçesi

Astsubaylığın tarihçesi
 

18 ARALIK 2009

Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluşunu M.Ö. 209 tarihinden itibaren başlatıldığını hepimiz bilmekteyiz. Bu nedenle; Astsubaylığın tarihsel sürecine bakarken dönemler halinde incelemek şu an içinde bulunduğumuz durumu daha net ortaya çıkartacaktır. Bu dönemleri şu şekilde sıralayabiliriz.

1. M.Ö.209 yılından Osmanlı İmparatorluğunda I.nci Meşrutiyetin ilanına kadar olan dönem

2. I.nci Meşrutiyetin ilanından Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna kadar olan dönem

3. Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar olan dönem

Birinci ve ikinci tarihsel dönemlerde; bugünkü anlamda “ASTSUBAY” sınıfı bulunmamaktadır.

Bu zaman dilimlerinde, bizim bu günkü anlamı ile Astsubaylık olmasa da sadece bazı rütbelerin karşılığı şu anki duruma denk gelebilmektedir.

Ayrıca o tarihlerde kullanılan ve şu anki rütbelerin karşılığında olan isim benzerliklerini de bugünkü rütbe karşılıkları olarak da değerlendirmemek lazımdır.

Birinci dönemi kısaca bahsederek tarihsel sürecimize başlarsak; Büyük Hun İmparatoru Mete Han M.Ö. 209 yılında tahta geçmesi ile yeryüzünde ilk defa düzenli ordu kurmaya başlamasıyla tarihsel süreç başlamıştır.

Birinci meşrutiyetin ilanı ile zümrenin bazı temelleri atılmaya başlanmış, Cumhuriyetin ilanına kadar olan süreç de daha da belirginleşmeye başlamış Cumhuriyetin ilanından sonra çıkarılan kanunlar ile de bazı düzenlemeler yapılarak gelişme süreci devam etmiş, 1951 yılında çıkarılan kanunla da bu günkü anlamda “ASTSUBAY” lık bir ordumuzda bir görev yapan sınıf haline gelmiştir.

Yakın tarihimizde orduların teşkilatlanma ve düzenleme çalışmaları II. Mahmut döneminde başlamıştır. II. Mahmut zamanında yeniçeri ocağının dağıtılmasındaki başarısından hemen sonra 1826 yılında kurulan düzenli askerlere “Askeri Mansure-i Muhammediye” adı verilmiş, ilk önce de tertip adıyla 8 Alay meydana getirilmiştir. Daha sonra bu alayların merkezleri İstanbul ve Üsküdar olmak üzere “Hassa” ve “Mansure” olmak üzere ikiye bölünmüştür.Daha sonraları bu Hassa ve Mansure Ferikliği; Müşirliğe yükseltilmiştir.

O dönemde askeri hiyerarşi şu şekilde belirlenmiştir;1- Nefer 2- Onbaşı 3- Bölük Emini 4- Çavuş 5- Başçavuş 6- Mülazım 7- Yüzbaşı 8- Tabur katibi 9- Sol kolağası 10- Sağ kolağası 11- Alay emini 12- Binbaşı 13- Kaymakam 14- Miralay 15- Mirliva 16- Ferik 17- Müşir

Bu dönemde oluşturulan ordunun zabit (subay) ihtiyacının karşılanması maksadıyla 1834 yılında “Mekteb-i Harbiye” yani bu günkü Harp Okulu kurulmuş, 1845 yılında ise Mekteb-i Harbiyenin öğrenci kaynağını oluşturmak maksadıyla da Askeri İdadiler kurularak ordunun üst kademe yöneticilerinin yetiştirilmesi bir esasa bağlanmıştır.

1843 yılında yapılan askeri düzenlemeler ile de; Bu tarihte redif askerleri muvazzaf sayılmış bu asker beş padişah ordusuna bölünmüş bunlar; Hassa ordusu, Dersaadet ordusu, Rumeli ordusu, Anadolu ordusu, Arabistan ordusudur.

1843 yılında ki askeri düzenlemede eski rütbe ve hiyararşi sistemi korunmuş, emir komuta sistemi bozulmamış ancak tabur sancaktarları kaldırılarak her alaya askeri yazışmayı sağlamak için bir alay katibi eklenmiştir. Ayrıca bazı sınıflara da bazı rütbelerde eklenmiştir.

Bunlar; Piyade de, Mülazım-ı sani (Teğmen), Süvaride; Mülazım-ı evvel (Üsteğmen) ve Sani Vekilleri, Topcuda; Mülazım-ı sani (Teğmen) ile Salis (Asteğmen) rütbeleri konmuştur.

Ordunun orta kademe yönetici ihtiyacı; sürekli aynı görevi yapan ve bu nedenle bilgi ve becerisi gelişmiş erbaşların hizmete alınması ihtiyacı oluşması ile başlamıştır. Bu erbaşlara da Gedikli Erbaş denilmiştir.

Gedikli erbaşlar kıtalarda gösterdikleri başarı ve yeteneklerine göre üst rütbelere yükselmişlerdir. Bu gedikli erbaşlar aynı zamanda alaylı subaylar içinde bir kaynak oluşturmuşlardır. Tarihimizde hep duyduğumuz “Mektepli – Alaylı” tabiri bu neden ve dönemde başlamıştır.

Tarihsel süreçte net olarak gedikli sınıfının ne zaman ne şekilde kurulduğu tarih olarak net değildir. Ulaşılabilen ilk bilgi I.Meşrutiyetin ilanından sonra resmi olarak Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü paşa 5 Şubat 1890’da Ceride-i Bahriye gazetesinde yayınlanan Bahriyeli gedikli sınıfının da açılması emrini verdiğidir. Daha sonra Şura-ı Bahriyenin 3 Nisan 1890 tarih ve 21 sayılı nizamnamesi ile “Deniz Gedikli sınıfı” kurulmuş, ilk gediklilerde 15 Haziran 1890 yılında Selimiye gemisinde eğitime başlamışlar kısa bir süre sonra ise bu sınıf kapatılmıştır.

1909 yılında çıkarılan bir nizamname ile zabit eğitiminde olduğu gibi küçük zabit eğitiminin de bir esasa bağlanması için Osmanlı Devletinin yedi ordu bölgesinde ilkokul düzeyinde "Gedikli Küçük Zabitan İptadi Mektepleri" açmıştır.

Bunlar; 1 nci Ordu İstanbul, 2 nci Ordu Konya, 3 ncü Ordu Selanik, 4 ncü Ordu Sivas, 5 nci Ordu Halep, 6 ncı Ordu Bağdat ve 7 nci Ordu Yemen de Gedikli Küçük Zabitan İptadi Mektepleridir.

Bu okulların akabinde de bunların devamı niteliğinde olan ve ortaokul düzeyinde olan Küçük Zabitan Mektepleri açılmıştır. Bu okullardan mezun olan öğrenciler iki yıllık sınıfı ile ilgili eğitimi aldıktan sonra yani küçük zabit mekteplerindeki eğitiminden sonra ordu hizmetine başlıyorlardı.

İlk olarak 6.7.1329 (19 Temmuz 1913) tarihinde Sekeni Hümayunda Gedikli sınıfının sureti teşciliyle usulü terfi ve terakkileri hakkındaki kanunun ve bu kanunun bir yıllık uygulamasından sonra da 24.2.1330 (9 Mart 1915 ) tarihinde kabul edilen ve 7.3.1331 (20 Mart 1915) tarihinde yayınlanan "Bahriye efrat ve küçük zabit aniyle gedikli zabıtanı kanunu" ile gedikli sınıfı esaslara bağlanmıştır.

Bu kanun hükümlerine göre; deniz askerleri Güverte ve makine adlarıyla iki sınıfa ayrılmış rütbeleri ise; 1) Onbaşılar; kıdemli nefer 2) Çavuş üstçavuş ve gedikli namzetleri; küçük zabit 3) üçüncü, ikinci, birinci sınıf gediklileri; gedikli zabit unvanlarını haizdirler.

Aynı maddeye göre, yalnız birinci sınıf gedikliler mühendisin (asteğmen) üstü, mülazımın (teğmenin) astı idiler.

Küçük zabitlerin eğitimlerin sınıf eğitimlerinin devamını sağlamak için bazı sınıf eğitim okulları açılmıştır bunlar; 1909 yılında kurulan Selanik, Edirne, Beyrut, Erzincan, Bağdat, Gedikli Küçük Zabit Mektebi, 1910 yılında İstanbul Rami Kışlasında Kurulan Sahra ve Ağır Topçu, 1911 yılında İstanbul Bakırköy'de kurulan Süvari, 1912 yılında İstanbul Halıcıoğlu'nda kurulan Ulaştırma, 1912 yılında İstanbul Balmumcu'da kurulan Jandarma ve 1914 yılında İstanbul Haydarpaşa'da kurulan Sıhhıye Gedikli Küçük Zabitan Mektepleridir.

1915 yılında Bahriyeli gedikli sınıfı eğitimi Tir-i Müjgan gemisinde sınıf eğitimlerine başlamışlardır. Birinci Dünya Savaşında esnasında işgal edilen bölgelerde buluna bu okullar kapanmış, diğer okullar ise 1924 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.

Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde ise; 22.4.1924 tarih ve 508 sayılı kanun ile gedikli zabitlerin aylıkları yeni bir düzenleme yapılmış 22.4.1925 tarih ve 648 sayılı kanunla da bu düzenlemelere devam edilmiştir. Bu kanunun birinci maddesinde küçük zabit olarak adlandırılan rütbeler şöyle idi; 1) Çavuş, 2) Başçavuş muavini, 3) Başçavuş’dur.

3 Mart 1924 yılında kabul edilen Tevhid-İ Tedrisat Kanunu ile Türk Eğitim Sistemi yeniden düzenlenmesi nedeniyle Kara kuvvetlerine personel yetiştirmesi için değişik zamanlarda on adet Gedikli Erbaş Hazırlama Orta Okulu Açılmıştır.

Bunlar; İstanbul / Halıcıoğlu (1924 - 1934 / 1960 - 1961), Ankara (1929-1936) , Konya (1931 – 1938 / 1951 - 1964) , Merzifon (1941 - 1962) , Kayseri / Zincirdere (1942 - 1949) , Elazığ (1943 - 1944) , Mersin (1955 - 1963) , Afyon / Emirdağ (1959 - 1960) , Çorum (1959 - 1961) , Ankara Elektronik (1960 - 1964) Gedikli Erbaş Hazırlama Okullarıdır.

9 Nisan 1927 tarih ve 1001 sayılı Gedikli küçük zabit membalarına dair kanunda; Askeri liselerin Harbiye, Tıbbiye ve Baytariye okullarına gedikli küçük zabit ihzari mekteplerine (hazırlama okullarına) kaynak teşkil ettikleri belirtildikten sonra 5 nci maddesinde gedikli küçük zabit ihzari mekteplerine (hazırlama okullarına) kabul şartları açıklanmış ve ilk defa mesleğe kabul edilebilmenin tanımı yapılmıştır.Bu düzenleme ile gedikli sınıfının kaynağı yasal bir çerçeveye oturtulmuş ve çeşitli kaynaklardan gedikli küçük zabit olabilme imkanı tanınmıştır.

1.6.1929 tarih ve 1492 sayılı Deniz ve Havada Gedikli Küçük Zabit Maaş Kanununda gedikli küçük zabitlerin rütbeleri ise; 1. Gedikli Çavuş, 2. Gedikli Başçavuş Muavini, 3. Gedikli Başçavuş, 4. Başgedikli olarak sıralanarak rütbe bekleme süreleri ile azami yaş hadleri belirlenmiştir.

Ayrıca, 1330 (1915) tarihli Gedikli Zabıtan Kanunu ile düzenlenen 3 ncü, 2 nci, l nci sınıf gedikli zabitlerin (gedikli subayların) ise, bu kanunun geçici maddesine göre; isterlerse almakta oldukları aylıklarla başgedikliliğe geçirilecekleri, istemezlerse tasfiye neticesine kadar Gedikli Zabıtan Kanunu hükümlerine tabi olacakları da açıklanmıştır.

Böylece 1492 sayılı kanun ile gedikli zabitlerin rütbeleri yukarıda belirtilen şeklini almış, 1330 (1915) tarihli kanunda düzenlenen gedikli subay müessesesi kaldırılmıştır. Mevcut gedikli subaylarda emeklilik tarihine kadar isterlerse başgedikli olarak istemezlerse eski rütbeleri ile hizmet etme hakkı tanınmıştır.

11.6.1934 tarihinde kabul edilen ve 18.6.1934 tarihinde yayımlanan 2505 sayılı "Gedikli küçük zabit membalarına dair kanun" yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile; Gedikli küçük zabitlerinin gedikli küçük zabit okullarından yetiştirilecekleri, buralara nerelerden öğrenci alınacağı, hizmet süre ve miktarları açıklanmıştır.

Bundan sonra kabul edilen 10.6.1935 tarih ve 2771 sayılı Ordu Dahili Hizmet Kanununda (İç Hizmet Kanunu) bir kısım tanımlamalar yapılmış olup buna göre de; onbaşı, çavuş, üstçavuş, başçavuş, başgedikli bu rütbeleri haiz olan askerlerdir. Onbaşı dışında idarine erbaş denir. Bunlardan özel kanunları ile mükellefiyetlerinden fazla hizmet kabul edenlere ise “GEDİKLİ” denir şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca bu kanunda orduda kullanılan diğer rütbeler de belirtilmiştir.

2771 sayılı kanunun 2 nci maddesi aynen yazıldığı şekliyle şöyledir;

<ı>Madde 2 = Er: İhtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan rütbesiz askerdir. <ı>Onbaşı, çavuş, üstçavuş, başçavuş, başgedikli bu rütbeleri haiz olan askerlerdir. Onbaşıdan maadasına erbaş denir. Bunlardan hususi kanunla mükellefiyetlerinden fazla hizmet deruhde edenlere gedikli denilir.

<ı>Erat: Erden başgedikliye kadar olan askerlerdir.

<ı>Subay: Hususi kanunlara göre orduya intisab eden yarsubaydan Mareşala kadar askeri rütbeyi haiz olan askerlerdir.

<ı>Orduda rütbe sırası aşağıda yazılıdır:

<ı>Onbaşı

<ı>Çavuş

<ı>Üstçavuş Erbaşlar

<ı>Başçavuş

<ı>Başgedikli

<ı>Subaylar

<ı>Yarsubay

<ı>Asteğmen Asubaylar

<ı>Teğmen

<ı>Yüzbaşı

<ı>Binbaşı

<ı>Yarbay <ı>Üstsubaylar

<ı>Albay

<ı>Tuğgeneral Tuğamiral

<ı>Tümgeneral Tümamiral

<ı>Korgeneral Generaller Koramiral Amiraller

<ı>Orgeneral Oramiral

<ı>Mareşal Büyükamiral

<ı>Hususi kanuna göre kıdemi ihraz eden yüzbaşılara (Önyüzbaşı) ve bir tugaya kumanda eden albaylara da Tuğbay denilir.

<ı>Askeri memur: hususi kanuna göre subaylara muadil ve hususi bir silsile ve kıyafet taşıyan askerdir.

Bu kanun ilk defa ordunun iç hizmetini düzenlemek için çıkartılmış bir kanun olup bugünkü Personel kanunu ile İç Hizmet kanunların temeli teşkil etmiştir.

Bu kanun maddesinden anlaşılacağı gibi Astsubaylık kavramı bulunmamaktadır. Ancak Subaylarda; Asubay, Üstsubay diye bölümlere ayrılmıştır.

Bu “asubay” tabiri daha sonra 5802 sayılı Astsubaylık kanunun Altıncı Bölümünde bulunan geçici 1 nci maddesinde kaldırılmıştır.

Bu madde aynen şöyle yazılmıştır.

<ı>2 Temmuz 1951 gün ve 5802 sayılı Astsubay Kanunun Altıncı Bölümü;

<ı>Geçici madde 1 = Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce gedikli erbaş olarak yetiştirilmiş ve yetiştirilmekte olan askeri şahıslara da (Astsubay) denir. <ı>Muhtelif kanunlarda geçen (gedikli erbaş) adı (astsubay), (başgedikli) adı (kıdemli başçavuş) ve (assubay) adı (subay) olarak değiştirilmiştir.

* Yukarıda yazılanan (assubay) kanun maddesi aynen kanunda geçtiği şekilde yazılmıştır.

Bu maddeleri özellikle şu maksatla yazma gereği duyduk “ASTSUBAY” yazısının “Assubay” mı “Astsubay” mı tartışmalarına Türk Dili kurallarına uygunluğunu değil sadece kanunlarda nasıl yazıldıklarını bilmemiz için gerekli olduğuna ihtiyaç olduğu için yazılmıştır.

18.1.1940 tarihinde kabul edilen 3779 sayılı "Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhit ve Teadülüne dair kanun"da; Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara, deniz, hava kısımlarıyla gümrük ve orman muhafaza teşekküllerinde görevli bilumum gedikli erbaşların maaş tutarları açıklanırken rütbeleri: 1. Gedikli Çavuş, 2. Gedikli Üstçavuş, 3. Gedikli Başçavuş, 4. Başgedikli, olarak belirtilip terfii için bekleme sürelerinin dörder sene, hizmet müddetlerinin her sınıf ve meslekte gedikli erbaş olduktan sonra 12 sene olduğu, hizmet müddetlerinin arzu ve talep üzerine uzatılabileceği, her bir temdittin 4 seneden ibaret olduğu, bütün gedikli erbaşların diğer erat gibi Devlet tarafından iaşe edileceği ve giyimlerinin karşılanacağı, gedikli çavuşluğa nasıpları tarihinden itibaren yirmi yıl hizmet eden gedikli erbaşlardan arzu edenlerin 1883 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunu hükümlerine göre emekliye sevk edilecekleri, her rütbenin yaş hadleri de açıklanmıştır.

23.3.1950 tarih ve 5619 sayılı gedikli erbaş kanunu yürürlüğe girmesiyle öncelikle; gedikli erbaş olmak için aranan şartlar açıklanmış, şartları taşıyanların gedikli çavuş nasb edilecekleri belirtilmiş ve maaş tutarları açıklanmıştır. Kanunun 9 ncu maddesinde rütbeler şu şekilde sıralanmıştır: Gedikli çavuş, Gedikli üstçavuş, Gedikli Başçavuş, Başgedikli. Ayrıca yükselme ve bekleme süreleri, mecburi hizmet (on beş yıl) ve çekilme halleri, beslenme ve giydirme şekilleri, yollukları, tedavileri ve meslekten çıkarılmaları yeni hukuki düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ayrıca bu kanun ile gedikli erbaşlar hakkında daha önce yürürlükte bulunan birçok kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

Nihayet; 2.7.1951 tarih ve 5802 sayılı Astsubay Kanunu kabul edilmiştir. Bu kanunda Astsubaylığın tanımı, görevleri ve yükümlülükleri net olarak yapılmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce gedikli erbaş olarak yetiştirilmiş ve yetiştirilmekte olan askeri şahıslara da astsubay deneceği hüküm altıma alınmıştır. Bu kanundaki astsubay rütbeleri; Astsubay Çavuş, Astsubay üstçavuş, Astsubay Başçavuş, Astsubay Kıdemli Başçavuş olarak belirlenmiştir. Rütbelerin haricinde bu kanunla görevleri Astsubay rütbelerine haiz olanların seçilme, yetiştirilme, görev ve şartları ile hak ve yükümlülükleri belirlenen ilk kanun olmuştur.

Bu kanuna daha sonra 27.07.1967 kabul, 10.08.1967 yayım tarihli 926 sayılı T.S.K. Personel Kanunu dahil edilerek o güne kadar yapılan değişiklikler ve yeni yapılması gerekli olan değişikliklerle birlikte Madde 67’ de astsubaylığın tanımı, görevleri ve rütbeleri son halini yani bugünkü halini almıştır.

1964 yılında astsubay yetiştirme sisteminde yeni bir düzenleme yapılmış ve ortaokul düzeyindeki okullar kapatılarak lise düzeyinde eğitim veren hazırlama okulları açılmıştır.

Kara kuvvetleri için 1961 yılından itibaren astsubay hazırlama okulları kapatılarak 1962 yılında KONYA' da toplanmış 1966 yılında KONYA' daki astsubay hazırlama okulu ÇANKIRI'ya taşınmıştır. 1973 yılına kadar kadar eğitim 2 yıl olarak devam etmiş, sonra bu eğitim süresi 3 yıla çıkartılmıştır. Çankırı Astsubay Hazırlama Okulu açılmış ve ordunun teknik sınıflar dışındaki muharip ve yardımcı sınıf astsubay gereksiniminin önemli bir kısmını karşılamıştır. 1960 yılında Ankara'da açılan ve teknisyen astsubay gereksinimi karşılayan Elektronik Erbaş Hazırlama Okulu, 1964 yılından itibaren lise düzeyine yükseltilmiş ve adı Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu olarak değiştirilmiştir.

1987 yılında Balıkesir'de Teknik Astsubay Hazırlama Okulu açılmış 1988’de Ankara'daki Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu da Balıkesir'e taşınarak birleşmişlerdir. 1997’de Çankırı'da bulunan Astsubay Hazırlama Okulunun da Balıkesir'e taşınmasıyla Çok Programlı Astsubay Hazırlama Okulu kurulmuştur.

Ayrıca Bando sınıfı için; ilk olarak 23 Kasım 1831 tarihinde İstanbul'da "Musika-i Hümayün" adı altında kurulmuş. 1924’de Ankara'ya taşınmış, 1939’da Ankara Musiki Gedikli Erbaş Hazırlama Ortaokulu, 1949 yılında Askeri Muzika Meslek Okulu, 1964 yılında Askeri Mızıka Okulu adları almış 1985’de Silahlı Kuvvetler Mızıka Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulu adı ile Meslek Lisesi statüsüne kavuşmuştur. 4752 sayılı kanunu müteakip hazırlama okulu kalmış sınıf okulu yerine MYO kurularak devam edilmiştir.

Hava kuvvetlerinin de ise Seydiköy (Gaziemir)'de 1916 yılında 5 nci Ordu'ya bağlı 5 inci Tayyare Bölüğü olarak kurulmasıyla ilk teşkilatlanma başlanmış. Makinist okulu ise 1929’ da İzmir’den; önce İstanbul’a sonra Diyarbakır’a intikal etmiş 2 nci Dünya Savaşı’nın sona ermesini müteakip Gaziemir'e tekrar nakledilen ''Hava Makinist Okulu'' 1950 tarihinde “Hava Uçak Bakım Okulu” adını almıştır.

Jandarma ise 1880 yılında ilk kez Edirne ilinde bir jandarma alayı kurulmuştur. Jandarma işleriyle görevlendirmek üzere seraskerlik makamına bağlı olmak üzere bir ferik başkanlığında jandarma dairesi adı altında bir komutanlık kurulmuştur.

Şu an ise; 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu 11 Nisan 2002 tarihinde TBMM’de kabul edilmesi ile tüm kuvvetlere mahsus Astsubay Meslek Yüksek okulları 2003 – 2004 Eğitim ve Öğretim döneminden itibaren eğitimlerine başlamış halen de devam etmektedir.

<ı>*Bu çalışma yeni oluşum grubu adına Ayhan YILDIRIM’ a ait olup izinsiz kullanılamaz.

AÇIKLAMALAR :

HASSA : Hükümdara ait, onun şahsına bağlı

MANSURE : Üstün gelen, galip gelen

FERİK : Tümgeneral

MÜŞİR : Mareşal

MİRALAY : Albay

MİRLİVA : Tuğgeneral

REDİF ASKERİ : Terhis edilerek ihtiyata geçirilen askerler

DERSAADET : İstanbul’un eski adlarından biri

KAYNAKÇA

- Mahmut Şevket Paşa; Osmanlı Askeri Teşkilatı ve Kıyafetleri (1363-1876), I.Cilt, İstanbul, Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Yayınları, 1983

- Mahmut Şevket Paşa; Osmanlı Askeri Teşkilatı ve Kıyafetleri (1876-1908), II.Cilt, İstanbul, Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Yayınları, 1986 - 1330 (1911) tarihli Gedikli Zabıtan Kanunu

- 18 Ramazan 1342 (23 Nisan 1924) gün ve 508 Sayılı; Berri, Bahri Havai ve Jandarma Erkan, Ümera ve Zabitanı ile Memurin ve Mensubuni Askeriye maaş ve tahsisatına dair 22 Teşrinievvel 1339 ( 22 Ekim 1923) tarihli kanuna müzeyyel kanun ( Bu kanun 1492 saylı kanunla kaldırılmıştır.)

- 28 Ramazan 1343 (22 Nisan 1925) gün ve 648 Saylı; Küçük zabitan maşatı hakkında kanun. - 9 Nisan 1927 gün ve 1001 sayılı; Gedikli küçük zabit membalarına dair kanun (Bu kanun 2505 sayılı kanun ile kaldırılmıştır.)

- 1 Haziran 1929 gün ve 1492 sayılı; Deniz ve Hava Gedikli Küçük Zabit Maaş Kanunu.

- 11 Haziran 1934 gün ve 2505 sayılı; Gedikli Küçük Zabit Membalarına Dair Kanunu.

- 10 Haziran 1935 gün ve 2771 sayılı; Ordu Dahili Hizmet Kanunu (İç Hizmet Kanunu)

- 18 Kanunisani 1940 (31 Ocak 1940) gün ve 3779 sayılı; Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhid ve Teadülüne dair kanun. - 23 Mart 1950 gün ve 5619 sayılı; Gedikli Erbaş Kanunu

- 2 Temmuz 1951 gün ve 5802 sayılı; Astsubay Kanunu

- 27 Temmuz 1967 gün ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu

- T.S.K. ne ait internet sitelerindeki tarihçeler bölümleri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sn YILDIRIM sn İçerin yorumlarında da belirttiği gibi Astsb zümresi terkedilmiştir,kanun varmı var,varda sahiplenilmemiş bir zümre.İsterimki astsb günü olsun,isterimki kendimize has müziğimiz olsun,isterimki tanıtım filmimiz olsun,isterimki,YÜKSEK TAHSİLİ yasalarla hak ettiği yere getirilerek ödüllendirilsin,isterimki cefakar lığının karşılığını ücretinin iyileştirilmesiyle görsün,isterimki emekliliğinde maaş gününü düşünmeden bir yurddışı görsün,en önemlisi,emekliliğini yaşarken huzur dolu olsun gönlüm sarı sarı sırmaların hak ettiği makamı görmesi,yere gelmesi.Bütün Astsubay zümresinin 2010 yılını kutlar aileleri ile birlikte huzur dolu yarınlar dilerim.

Ayhan BAYIRLI 
 01.01.2010 23:14
 

Emeklerine sağlık.Bayağıda uğraşmışsın.Görüşmrk üzere...

cengiz gülen 
 23.12.2009 17:37
 

Sn YILDIRIM bu çalışmanız tarihe ışık tutacaktır.Bu ülkenin vatansever kahraman en fazla şehit ve gazisi son sözü vatan sağolsun ve üniforması kefen olan olan Assubayların ne bir tarihçesi nede kutlayacağı bir günü bulunmamaktadır.Eksikliğin birisi sizler tarafından giderildi.Yeni nesil meslektaşlarımız için son derece yararlı bir çalışma.Malesef Genel Kurmay Başkanlığı Ordumuzun temel unsuru Cumhuriyetin yılmaz savunucuları ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİ GÖNÜLDEN BENİMSEMİŞ olan KORE'de KIBRIS'ta GÜNEYDOĞU'da tüm Vatan sathında kahramanlık destanları yazmış Assubaylarla igili çalışmalar yapmamaktadır.Vatanın gerçek evlatları olan Assubaylar kendileri için ŞEHİT HARBİYELİ ANITI yaptıran zihniyet tarafından sistematik olarak kaderine terk edilmiştir.Sizleri tekrar kutlarım.Destek verenlere emeği geçenlere teşekkür ederim.Saygılarımla Selçuk İÇER (E) Assubay

Selçuk IÇER 
 23.12.2009 11:50
 

Değerli kardeşim örnek bir çalışma yapmışsın,eline yüreğine sağlık..

Kadri ERGÜN 
 22.12.2009 22:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 6630
Kayıt tarihi
: 18.12.09
 
 

1965 Ankara doğumluyum ancak gurur duyduğum memleketim yarenler diyarı Çankırı'dır. Ankara ilteki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster