Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
13
 

Aswang (1.Bölüm Doğmamış Bebek)

Uyandığın da etrafta hiç ses yoktu sadece duraksız, korku sinmiş bir fısıltı. ‘’Asvvang, asvvang ‘’. Tropik yağmurların dövdüğü duvarın kabarmış sıvasının üzerinde, duran saate baktı önce. Saat 3 ü 20 geçiyordu. Yerde yatan kadın henüz 5 yaşında olan Luisa’ya sarılmış korkudan titriyordu. ‘’ Asvvang, asvvang, asvvang ‘’ gecenin tek sessizliğini bozan fısıltı. Tavana baktı sonra. Hava da daha önce hiç duymamış olduğu leş kokusunu andıran bir koku. Ürpertici bir sessizlik. Sonra tekrar kadına baktı, hemen arkasında Mark’ı gördü. Elinde  bir parça bambu sapına tutturulmuş, tuzlu su yüzünden parça parça küflenmiş kör bıçağı elinde bekliyordu. Anlam veremedi, neler oluyordu. Mark akşam ağzından kaçırmıştı asvvang kelimesini, bahsettiği şey mi gelmişti. Mark’ın karısı hamileydi, ya o asvvang dedikleri şey eve girerse. Etini yer demişti Mark, iyi de neydi bu böyle. Neye benziyordu. Nemli çarşafın üzerinde ellerini geri doğru çekerek kalkmak için hazırlandı. Görmek istiyordu. Doğrulmak için ellerinden destek alacaktı ki, incinen bileğinin acısı ile istemsizce hafif gürültülü bir ses ile,

 Aghhh

Mark  ‘’ Şhhhh ‘’ yaparak onu uyardı. Derken teneke saçın üzerinde beklenmeyen bir ses ‘’ tak ‘’. ve ikinci bir ses ‘’ tak ‘’.

Sanki bir demirin teneke saça vuran sesi. Ses ile her biri irkildi. Perdenin üzerinden açık kalan pencere kısmından vuran ay ışığı bir birlerini görmelerine yardım ediyordu. Derken bir ‘’ tak ‘’ sesi daha. Dayanılmaz sessizlik, bembeyaz yüzler ve Luisa’nın ağlaması. Annesi elleriyle ağzını iyice kapatsa da homurdanma sessizliğin baş düşmanı olmaya devam ediyordu. Mark çaresiz gözlerle etrafa bakıyor ama hiç kimse kıpırdayamıyordu. Ve bir ‘’ tak ‘’ sesi daha. Luisa sesini yükseltmiş pembe yanakların da ki allık geceye karışmış yüzü süt beyazı kesilmiş, gözleri kanlanmıştı. Şiddetli bir ‘’ tak ‘’ sesi daha. Azgın tayfunlarla başa çıkmış ama bir o kadar da yorgun bu teneke saçın üzerinde yürüdüklerini anlamamak zor değildi. Kaç kişilerdi peki ? Sesler şiddetlendi, ‘’ tak, tak , tak , tak ‘’. Luisa sesini iyice yükseltti. Artık yerlerini biliyorlardı. Mark’ın yüzünde ki çaresizlik durumun ne kadar kötü olduğunu anlatmaya yetiyordu. ‘’ tak, tak , tak , tak , tak ‘’ . Kapıdalar dedi Mark. Luisa annesinin ellerinden kurtulup Kerem’in yanına gelerek, süt beyazı yüzünde düşen göz yaşları eşliğinde ;

 

 -Kurtar bizi, yardım et bize. Kurtar bizi. Bir şeyler yapın. 

 

Derin bir nefes alıp tavana dikti gözlerini, hakkında hiç bir şey bilmediği bu şey ile nasıl savaşacaktı. Birden dış kapının açılma sesi bıçak gibi kesti umutlu gözleri. Luisa’yı bambu ağacından yapılmış, eskimiş yatağın altına itti Kerem. Çarşafı aşağı çekerek Luisa’ yı sakladığından emin olarak doğruca Mark’ın yanına gitti. Mark kapının arkasına kendini siper etmiş açılmak için itilen kapıyı tutuyordu. Karısı sadece karnını tutup öylece yerde yatıyordu. Mark’ın elinden bıçağı aldı ve ona kapıyı birden açmasını, elinde ki kör bıçağı ona saplıyacağını anlattı. Neye saplayacaksam artık diye homurdandı Kerem  !. Neydi ki bu Asvvang dediği şey. Nasıl bir yaratıktı. Jezz, Mark’ın karısı kapıya hemen yakın mesafede yerde dizlerini karnına bükmüş sağ tarafının üzerine yatıyordu. ‘’Deli mi bu kadın ! Uzaklaş kapıdan, Jezz uzaklaş oradan’’. diyerek uyarsa da Kerem, faydasız gözüküyor Jezz hiç bir şekilde yerinden kıpırdamıyordu. Mark’ın gözyaşları sonun, çaresizliğin ifadesi olarak geceye kazınıyordu. Mark ile Kerem artık kapıyı tutuyorlardı ve kapı şiddetli bir şekilde açılmak için ard arda darbelerle zorlanıyordu. Bir el gözüktü aralanan kapıdan içeri sokulan bir el. Kerem donmuş halde. Sanki kapının arkasın da duran bir yığıntı gibi kımıldamıyor sadece ele bakıyordu. Uzamış incelen tırnaklar ama tamamen insan eline benzeyen bir el. Derisi siyah yanmış bir eti andıran görüntüsü ve üzerinde sayıyız çizik, kan, kalın damarlar. Sadece kolunu görmüştü. Görünüşe göre acı çekmiyordu. Kapı itiliyor sonra el biraz daha içeri sokuluyor, Jezz ise sanki derin bir uyku çekiyor olanlara kendini izole etmiş bir şekilde sadece yerde yatıyordu. İçeri sokulan elin hedefi halinde hiç kıpırdamadan öylece yerde yatıyordu. Mark ve Kerem olanca gücü ile kapıyı itiyorlar daha fazla içeri sokulmasını önlemek için aşırı çaba sarf ediyorlardı. İçeri giren kol Jezz e yaklaşmış saçlarından yakalamasına ramak kalmıştı. Mark ‘’karım hamile, onu istiyorlar dedi ve ekledi en sevdikleri yemek doğmamış bebektir. İstediklerini almadan durmayacaklar.’’ Ardından gelen Jezz’in çığlığı kafa tasına dokunan tırnaklar. Ve Jezz’in hala kıpırdaman sadece çığlık atarak yerde yatması. Jezz’e ulaşmaya çalışan bu el neydi böyle. Kapının arasında sıkışmış hiç bir şekilde acı hissetmiyor sadece Jezz’e ulaşmak istiyordu. Yerde kan vardı, sıkışan kolu ileri itmek için zorladığında açılan yaradan gelen kan kapının girişinde küçük bir göl oluşturmuştu. Elinde ki bıçağı sıkıca kavradı Kerem ve yükseltti daha sonra olanca gücü ile o Jezz’e ulaşma arzusu ile doymak bilmeden yavaşça ilerlerleyen ele sapladı. Sapladığı anda o hızla istemsizce o ele dokunmuş oldu. Soğuk ama hoşuna giden bir histi. Tekrar dokunma dürtüsü oldu içinde. Bir yandan da bu iğrenç ele neden böyle bir dokunma istediği olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bıçak tam elin ortasına saplanmıştı. Geri çekip tekrar saplamak için tekrar bıçağın sapını kavradı bir yandan da o ele temas eden eli ile içi büyüleyici bir hoşluk, şehvet ve mutluluk ile doluyordu. O bu zevki yaşarken Jezz’in çığlığı, Mark’ın kesik nefesi, Luisa’nın yatağın altından korku dolu gözlerle ortalığı izlemesi ve sanki durmuş zaman. Kerem sanki sarhoş olmuş, bıçağı çekip tekrar saplamak yerine sadece sapını tutuyor, o iğrenç gözüken ele temasından dolayı gözlerini kapatmış öylece duruyordu. Kapı şiddetli bir şekilde tekrar itildi ve Kerem’in kafasına çarpan kapı onu sersemletip yere yığılmasına sebep oldu. Kaslı, atletik, güçlü yapısı ve görüntüsünden eser kalmamış sanki düzinelerce şişe alkol almış onun sarhoşluğunu yaşıyormuş gibi yerde uzanmış öyle yatıyordu. Kafasından gelen kan tahta zemini usulca boyuyordu. Etrafa baktı tekrar Mark kapıyı tutmaya çalışıyor. Jezz hala yerde kafasında bir el ve o eli tutan bir bıçak. Luisa elleri ile ağzını kapatmış yerde yüzü koyun uzanmış, kesik kesik nefes alıyor ve titreyerek olanları izliyordu. Görüntüler bulanıklaştı ve yavaş yavaş gözlerini kapadı Kerem.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 26.06.09
 
 

Zamansız yazıyorum. Zamansız hayatım gibi. Takvimler biriktiriyorum yastığımın altında Eriyip Gid..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster