Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '11

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1246
 

At gözlüğü

At gözlüğü
 

Türkçenin gözünü seveyim! Bir kelime dizininin sadece vurgusu ile oynayarak farklı anlamı değişiyor.


Geçenlerde TV seyrediyorum, reklam girince -sekiz dakikamı yayıncı kuruluşun keyfine göre ziyan etmemek için- hemen zapladım. Başını görmediğim için konusunu da bilmediğim bir filme bakmaya başladım. (Ne anlayacaksam!) Bir tür kurgu tarih macerası. Aktörlerden biri Sean Connery. Kendisini MI6 den tanırım. Namı değer James BOND! Bu sefer Zagor kostümlü, üzerinde basamaklar bulunan bir direğe hızla tırmanıyor. Adam yukarı doğru çıkıyor. 

Aslında bütün gördüklerimiz kameranın görüş açısına mahkum edilmiş durumda. Evimizde otururken kamerayı sağa sola çevir diye komut veren bir kumanda icat edilmediği için böyle bir şansımız yok. Ne gösterirlerse ona razı olacağız. Kural bu! 

Kısa zaman aralığı içerisinde gözlemlediğim kadarı ile kafamda sorular oluşuveriyor: Kim bu adam? Nereye çıkıyor? İyi mi? Kötü mü? Birini mi kovalıyor? Yoksa kaçıyor mu? Peki kimden? 

Sorulacak sorular bile kısıtlı. Çünkü soru sorabilmek için bile bilgiye ihtiyaç var. Bu bilgiler de bize verilenle sınırlı olunca ancak bu kadar soru sorulabilir. 

Derken, kamera açıyı yavaşça genişletince manzara ortaya çıkıyor. Tırmandığı o direk derin bir uçuruma düşmekte olan bir gemiye ait! Aslında adam, üzerinde olduğu gemi ile birlikte uçurumun dibine doğru -tam gaz- düşüyor. Ama ilk izlenim bir yerlere çıktığı şeklindeydi. Bunun nedeni de kameranın ilk sahnedeki açısındaki darlık. Yani bilginin tümünü değil sadece bir kısmına sahip olduğumuz için bir yanılgı içerisine girmişiz. Yaşadığımız yanılgı ise: Aslında tam gaz düşen birini bir yerlere çıkıyormuş gibi görme yanılgısı. 

Bu örnekte verilen olayın fizikteki karşılığına “görecelilik” deniliyor. Yani bir olayı incelerken olayın tüm değişkenlerine hakim değilseniz o olay ile ilgili hatalı bir sonuca varabilirsiniz. Ortaokul öğrencilerine sorulan bir soru vardır: “Giden bir otobüste geriye doğru yürüyen adamın hızı nedir?” İşte olay tamamen bu. 

“Bir olay karşısında analistler isterlerse; hiç yanlış veri girmedikleri halde, sadece doğru verilerin seçilmiş olanlarını kullanarak birbirine zıt iki farklı sonuç elde edebilirler.” (Bunu “Periyodik Yanılgı” (1) başlıklı yazımda istatistik açıdan anlatmıştım.) Günümüzde özellikle ekonomi verileri üzerinde bu tür bir operasyon yapmak çok kolaydır. 

Piyasaların, rasgele yapılmış çok sayıda tekil işlemle dolu olduğu düşünülünce; herhangi bir sonucu elde etmek için geçmiş tarihli veri havuzundan istenilen veriler süzülebilir. Bu şekilde sonuçtan yola çıkarak, uygun verileri ayıklayacak yöntemler geliştirerek geçmiş verilerini derlemek de bir tür tersine mühendislik (Tümdengelim) yöntemidir. 

Hile değildir, suç da değildir. Ama ahlaki de değildir. Özellikle büyük şirketlerin; üretim kapasiteleri, pazar paylarındaki değişimler, siparişler ve satış rakamlarının oluşturduğu bilgi denizinde istenilene çok yakın sonuçlar çıkartmaya yarayacak ‘gerçek veriler’ elde etmek mümkündür. 

Bu yöntemde uygulanan ana tema, değerlerin objektif olmayan kriterler ile analiz edilmesidir. Uygulama tümüyle istatistik bir hileden ibaret olsa da yöneticiler için riskleri ve hatta zararları kamufle etmekte kullanılabilir. Bu istatistikleri kullanarak yatırım yapan yada iş planları yapanlar aslında büyük bir yalan dağının altında kaldıklarını göremezler. ( “Yalan Dağı Efsanesi” (1) başlıklı yazımda bundan ayrıntıları ile söz etmiştim.) 

Özellikle piyasa etkilerinin tüm finansal araçlar için aynı yönde hareketlere neden olmadığını biliriz. Bir ürünün fiyatı artarken diğer düşebilir. İşte binlerce ürünün bağımsız fiyatlandırma şansı bulduğu bir ortamda sadece düşenleri seçerek, “piyasa düşüyor”; sadece yükselenleri seçerek “piyasa yükseliyor” demek mümkündür. 

Enflasyon, TEFE (Toptan Eşya Fiyatları Endeksi) yada TÜFE (Tüketici Fiyatları Endeksi) değeri hesaplamak için önceden belirlenen sonuçlara ulaşmayı sağlayacak ürün listeleri oluşturmak çok da zor değildir. 

Bu tür hileler ile kârlı gibi gösterilen birçok fon ABD’ de topladığı paraları değerlendiremedi. 2008, fonların ipliğini pazara çıkarılma yılı oldu. Zincirleme etkiler ile tüm dünyayı saran kriz böylece başladı. Bu fonlara yatırım yapan başka yatırımcılar üzerine oturdukları balonlar patlayınca zemine çakıldılar! Hatta bazı iri cüsseli bankaların bu kadar büyük bir düşüş yaşamasına zemin bile dayanmadı. Zemini delip yerin dibine batanlar oldu. 

O yüzden, her gördüğünüz sakallıyı Sean Connery zannetmeyin. 

Hep sevgi ile kalın. 

Murat SEVGİ
msevgi@mental.com.tr 

Dipnot:
(1) Murat SEVGİ, “Periyodik yanılgı”, 04 Ağustos 2010,
http://blog.milliyet.com.tr/Periyodik_yanilgi/Blog/?BlogNo=257170
(2) Murat SEVGİ, “Yalan dağı efsanesi”, 16 Mart2010,
http://www.turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=26908 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1061
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster