Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '12

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
304
 

Ata'ma mektup

Ata'ma mektup
 

http://www.itusozluk.com/image/harf-devrimi_8430.jpg


Biliyorum gecikmiş bir mektup. Hep yazmak istedim, olmadı.

Ha bugün düzelir ha yarın düzelir yazmak için yüzüm olur dedim ama olmadı Atam.
 
Her gün daha da kötüye gitti memleketin halleri.
 
Küçücüktüm elim kalem tutmuyordu babam kucağına almıştı beni senin resmini gösterdi: “Kızım bu resme dikkatli bak ve hiç unutma bu anı bu resimdeki Ata’mız büyük insandı. Yurdu düşmanlardan kurtardı. İlk öğreneceğin isim Atatürk haydi tekrarla şimdi” dedi. O anı hiç unutmadım küçücük belleğimde hep kaldı. 
 
Sonra annem birinci dünya savaşının ve kurtuluş savaşının İstanbul’unu anlattı. İlkokul öğretmeni Nakiye Hanımı ve onun arkadaşı Halide Edip Adıvar’ın kahramanlıklarını kucağına oturur dinlerdim. İşgal kuvvetleri gemilerinin bir gece ansızın nasıl da terk edip gittiğini, Halide Edip’in Sultanahmet Mitingini ve onun meşhur “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır.” Sözünü, Refet Paşa’nın İstanbul’a girişini ve daha nicelerini annemden dinledim.
 
Senin kısacık ömründe yaptığın dünyalara sığmayan eserlerini bana annem, babam ve saygıdeğer öğretmenlerim öğretti. “Bu değerler sahip ol koru ve ilerlet” dediler. Atatürk’üm sahip olamadım. Senin demokrasi cumhuriyet dediklerini ve bize bıraktığın en büyük mirasın ne olduğunu biz ulusça anlayamadık. 
 
Senin on yılda kurduğun bütün değerlerimiz birer birer satıldı. Demokrasidir açılımdır dediler biz de seyrettik. İleriye gidiyoruz derken geriye gittiğimizin farkına bile varmadık ve hala fark etmiyoruz. Uyuduk, uyutulduk. Senin koltuğuna oturanlar da ya senin adını ağzına almadılar ya da senin yaptıklarınla uğraştılar. 
 
Hele biri var ki Atatürk’üm onun yaptıklarını sen sor ne de ben söyleyeyim.
 
Senin devrimlerini sorguluyorlarmış Televizyon diye bir alet var herkesin evine gün 24 saat giriyor ve bizler dizlerdi yarışma programlarıydı oyalanıp duruyoruz. Bir de senin devrimlerini sorguluyoruz diye programlar yapıyorlar. Gencecik iki kadın senin devrimlerini savunacağına hafife alarak devrimlerle dalga geçtiklerinde artık Atatürk’üme bunu yazmalıyım dedim. Çok sinirlendim hele biri vardı ki tam aymazdı orada oturup konuşmasını aldığı eğitimi ve refah içindeki yaşamını kime borçlu olduğunu bilmeden neler anlattı ağzım açık kaldı.
 
Ne demiştin: “ Uygarlık öyle bir ateştir ki ona yabancı kalanlar yanar, kül olur” demiştin biz ne anladık uygarlıktan pahalı giyinme pahalı yaşamlar anladık. Ana yurdu dört bir taraftan ucube yüksek adına rezidans dedikleri binalarla doldurduk. Oralarda güvenlikli oturmayı her türlü lüksü yaşamayı uygarlık zannettik hala da öyle sanıyoruz. Birisi çıkıyor reklamlara mimarların göz nuru emeklerini planlarını elinin tersi ile savurup atıyor eğitimi bile olmadığı halde sözüm ona beğenmiyor. Birisi çıkıyor Çamlıca’ya bir cami yapacağım tüm İstanbul’dan görünecek diyor yarışma açıyor. Yarışma sonucunda birinciliğe layık bir eser bile bulamıyorlar ikinci ile yapıverelim diyorlar. Anlayacağın memleket bir şantiye her taraf parsellenmiş birçoğu da yabancılara satılmış Sevr ile alamadıklarını bizi kendilerine muhtaç ederek bir bir paralarıyla alıyorlar.
 
Eğitimi hiç sorma 4+4+4 diye bir sistem çıkardılar henüz daha ne olduğunu kendileri bile anlayamadılar. Bodoslama gidiyoruz bakalım nereye toslayacağız. 
Bu arada sevindirici olaylarda oluyor. Milli bayramlarda senin heykellerinin önünde tören yapılmasını yasakladılar. Ulus bir karşı çıktı ki hemen aldıkları karardan geri döndüler. 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 29 Ekim’de, 10 Kasım’da sana yürüdüler yığınlar. Korktular. Bu ulus senin mirasını bıraktığın bu ulus yakında bir şelale olacak akacak senin eserlerinle. Aydınlanacak o senin işaret ettiğin ufuk. İşte o zaman anlayacak yedi düvel bir kez daha seni ve eserini bıraktığın bu ulusu…
Ne demiştin: “Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir.”
 
Ne demiştin: “Egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur.”
 
Ne demiştin: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”
 
Ne demiştin: “Cumhuriyet demokrasi ile yönetim biçimidir.”
 
Ne demiştin: “Dünya insanları haset, açgözlülük ve kinden arındırılacak şekilde eğitilmelidir.”
 
Ne demiştin: “Beni görmek mutlaka yüzümü görmek değildir. Duygularımı, düşüncelerimi anlıyorsanız bu yeterlidir.”
 
Seni anlıyoruz ve anlamaya devam edeceğiz…
 
Bu gün 24 Kasım Öğretmenler günü senin yolunda yürümeye çalışıyoruz bazen düşerek çoğu kez de dimdik...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşmeden yürüyün lütfen! Siz, sizler yalnız değilsiniz! Sizi yalnızlaştırmaya çalışanlar, inanın kendileri yalnız kalacaklardır. Cumhuriyetin AYDINLIK İNSANLARI o kadar yürekli, o kadar çokturlar ki saymakla bitmez. Başöğretmen Atatürk'ü ve Cumhuriyet'in ışığını taşıyan bütün öğretmenlerimizi saygı ve sevgiyle anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.

Fahrettin Çitil 
 25.11.2012 23:07
Cevap :
Teşekkürler yalnız olmamız mümkün değil. Öğrencilerimizin gözlerindeki ışıklar yolumuzu hep aydınlatıyor. Aksi takdirde dimdik yolumuzu nasıl bulabiliriz. Sağ olun var olun...  28.11.2012 19:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 472
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1031
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Matematik öğretmeniyim. Liselerde okutulan MEB Talim Terbiye Kurulundan onaylı matematik ders kit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster