Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
359
 

Atalarımız ve şalvarın ipi...

Atalarımız ve şalvarın ipi...
 

Eğitimci dostumuzun dizeleriyle devam edelim…

Nasıl adı bahar olur bir savaşın;

kardeş kardeşe vurdurulurken!?..

*

Allahü Ekber çığlıkları yükseliyor her bir köşeden,

İnandıkları Allah ortakken!..

Diken diken oluyor tüylerim;

Ürküyorum; duyduğum sesten;

Ortak din.. musibet zincirine halka yapılmış;

Her halkaya binbir yalan takılmış..

Her nida bin can;

Bu nidalarla yücelmez ki din;

Onların inancıyla değil,

Kendi imanımla soruyorum.

Allah hangi tarafında bu tekbirin!?..

*

Çiçekler açar baharda…

Söylesin,

Ölmeyi adam olmak sanan o öfkeli adam;

Nerede baharın çiçekleri…

Kim demiş kanla sulanır çiçek!..

Nerde o çakma yiğit; bu soruya cevap verecek!?..

*

Bahar kime!?..

Ölene mi; kalana mı?..

Silahını satana mı bahar!?

Yağmalardan pay alana mı!?

Ya; eşbaşkanları ne tarafında bu sahte baharın?

Kim kurtulmuş bu güne dek
Orta Doğu bataklığına saplananların!?

Göz önündeyken bu tarihi gerçekler;

Şam’a sefer düzenlemekten fütursuzca söz edenler;

Halkın karşısına çıkıp bu kardeş kavgasının

Kanlı hesabını ne zaman verecekler!?..

*

“Adam olmak mı ölmek?;

Dur!.. sen orada bir nebze dur!..

Gel sen; bir de ölümü;

Ölenin geride kalanlarına sor!..

Asıl soru bu.

Hangi savaş bir sonrakine gebe kalmamış…!?

Hangi savaşın acısı silinmiş…

Asırlar boyu..

*

Hangi savaş kin üretmemiş… 

Nefreti miras bırakmamış!?.. !? 

*

“Ecdadımızın at üstünde gittiği her yere biz de gideriz!..”(miş!!!)

Gidersin.. de,

Büyüdükçe daralan düşman çemberini;

Ellerinle örersin!..

Adamlık mı bu!?..

*

At üstünde gittiği ülkelerin elleriyle olmadı mı!?..

Ecdat diye övündüğün; Osmanlı’nın sonu..

Bu acılardan bile ders alınmadı mı!?

Ne kaldı bugün elde yadigar o günden!?..

Kupkuru övünçlerden…

Harem kavgasından öte!..…

Haa!... birde…

Fransuva Birader’e

Anası hatırına tanınan..

Kapitülasyon..

Yani; o günün deyimiyle;  İmtiyazat-ı Ecnebiyye…

Yani bu günün deyimiyle; Teslimiyet-i Umumiyye...

 *

Gün bu gün…

Sürüyor o günden kelen alışkanlıklarımız;

Söylem açık; söylem net,

Onurun yüzkarası;

Sadakatinson evresi;

Gafletin, dalaletin emaresi; şaşkınlığın son devresi…

Toprağımız; toprağınızdır…(mış)

Var mı peşkeşin; teslimiyetin… bundan ötesi!?!?...

*

Kanarsam; inanırsam bu katmerli yalana;

Yuh bana!..

Sen kanarsan, aldanırsan; sana da Yuh!..

Her kim ki bu söylemin… sahibine

Kuyruk olur takılırsa peşine

Ona; yüzbin kere Yuh!..

*

Diyorlar ki;

Ha NATO; ha biz...

Yüklenip gidecek miyiz!?...

Diyoruz ki;

Haklı dersiniz!..

Kurun karargâhınızıİzmir’e…

Konuşlandırın patriotlarınızı ülkemizde istediğiniz yere…

Kullanacak askerlerinizi de getirin.

Emir sizin;

Dümen sizin...

İsteyin siz!..

İstendikçe biz; daha neler.. neler veririz..

Başını da çevirin istediğiniz yöne..

Soranlara patriotlar öz be öz bizim deriz...

Biz böyle dümenleri, Birinci Dünya Savaşı’ndan biliriz..

Umarız; 

Halkı bu kadarcık kandırmaya siz de ses etmezsiniz..”  

*

Oysa derdi ki ninem;

Teslim edersen şalvarın ipini; senin değildir artık içindeki!..

Patriot; vatansever demekmiş…

Tevekkeli, boşuna demezmiş ninem:

Sabah Badi  (sabah çiçeği) koyarlarmış sabah bokunun adını…

Meğer; adıyla kapatmak isterlermiş kokunun foyasını…

*

Ecdadımızın at üstünde gittiği her yere biz de gideriz…(miş).

*

ilk sefer Şam’a. Nasip olanda!..

Elle;

Olmazsa dille;

O da olmazsa… buğzla, öfkeyle… kinle…

Haydi zafere!...

-----

Bir garabet çağrısı yansıyor…

Sanki uzaklardan;

Önlerinde davul; ellerinde ferman

500 yıl öncesinden duyulan tellalın sesi..

Cihad çağrısıyla geçiyor sanki sokaklardan!..

 *

Sanırsın ki bir ilahi marş yükseliyor

Yerden ta arşa…

Sanırsın beş asır öncesinden sesler geliyor,

Padişahım çok Yaşa; padişahım çok yaşa..

Avazınca haykırıp coşturunca tutmalar;

“İptida Bağdada sefer olanda”  farz misal

Eşbaşkanlık görevi akla geliyor;

Tutuyor;

Şam’a görev emri veriyor..

Hasdur!... Yallah!..

 

**Ata ne hacet -Sefer-ü Şam görünür yakın atide

   Çıkarız gün ışırken başımızda bembeyaz aziye,

   Vasıl oluruz, peyman-ı iman ile Cum-a vakti.. öğleye

   Ol duamız odur ki; Yüce Rab; muzafferiyeti bizlere nasibeyleye..**

*

İyi nutuk!..

Ecdadımızın at üstünde gittiği yere biz de gideriz..(miş!)

Aklını çeliyor insanın!

Ama bir gerçeğin de altını çiziyor ayni zamanda…

Beş asır önceyi düşleyen beyin;

Bu günlere nasıl gelsin!..

Gelemez ki!.. G e l e m i y o r  d a!..

Geçmişi tarihin ibretlerinden

Değil,

Ortaçağ çöplüğünden…

Tarih masallarını züğürt tesellisi tadında,

Günümüz toplumuna sunuyor

Horoz şekeri misali; aldatmada kullanıyor!..

Oysa; O köprüler, bugünküler değil;

Çoktaaan geçti o köprülerin altından sular.

Devirler bitti!...

Karanlık devirler çoktan kapandı – gelince bilim,

Gelince aydınlıklar..

*

Çoktan kuru kafa oldu… O günlerin kafası…

Çok gerilerde…

At üstünde; hayallerde kaldı o günlerin atası!..

*

Bir bilimsel gerçeği hatırlatmak isteriz

Hurdasız!.., Yalansız;

H i l e s i z...

Kurtuluş savaşını yok sayıp inkar eden… unutan;

500 yıllık geçmişi, övünçle; dün gibi hatırlayan,

Vicdanlar,!.. Beyler!..… Beyinler!..

Takdir görse de hitabet’iniz;

Sağlığınız kusurlu;

Sizlere İyi gözle bakamaz ki tababet’iniz!..

B i l e s i n i z !.. İyi yolda değilsiniz!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 2909
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster