Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '14

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
35
 

Atamla diyalog

Atamla diyalog
 

Atam orada mısın? Seninle biraz sohbete ihtiyacım var Atam…

Evet, oğlum buradayım, seni duyuyorum, dinliyorum

Atam çok sıkıntılıyım uyku tutmadı, yarın Cumhuriyet Bayramı, bu vesile ile sesini de duymak istedim Atam.

Bak oğlum, eğer sesimi duymak istiyorsan, sesimi duymak isteyenlerdeysen, zaten duyanlardansın. Duyanlardansın ki şu an seninle diyalog halindeyiz. Nedir seni bu kadar sıkıntıya sokan, bu geç saatte uyutmayan? Hadi paylaş benimle oğlum.

Atam, sen artık ölümsüz olan  “Nutuk”un son bölümünde, 20 Ekim 1927’de, şöyle demişsin: 

Sayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım. 

Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç; yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uygarlığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. 

Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.
Atam ben o tarihte daha yoktum. Ama daha o zamandan neler demişsin, bize dikkati ve uyanıklığı öğütlemişsin… Ulusal bir yıkıma maruz kalmamamız için neler neler yapmışsın… Ama günlerce okuduğun Nutuk metninin sonunda, neden sadece “gençler”e armağan ettin? O kadar gün sonunda “gençler”e bir işaret vermek için mi yoruldun?
 
Bak ne güzel anlamışsın oğlum. Evet, ulus; tüm bireylerin toplamıdır. Tüm bireylerin bileşkesidir. Ama gençler istikbaldir oğlum. Yurdumuzu ilelebet muhafaza edecek asli unsurlar gençlerdir. Bu nedenle; o kadar gün Nutuk metinlerini okudum ve sonunda esas işaretimi gençlere verdim. Aferin sana! İşte istediğim “dikkat ve uyanıklık” bu evladım… Anlamışsın! Ama anlamak yetmez özümsemek de gerekli. Özümse ve paylaş, anlayamayanlara ise hemen kızma! Kalpleri, gönülleri belki bizden yanadır. Belki henüz anlayamamışlardır. Paylaşıver be oğlum, paylaşıver! Anlayanlar çoğalsın, özümseyenler çoğalsın. Çoğalsın ki Laik Türkiye Cumhuriyeti ilelebet ayakta kalsın.

Başka soracağın bir husus var mı oğlum?

Var Atam! Sen bu nutkun sonunda, gençlere sadece bu sözleri söylemedin. Son olarak da “Gençliğe Hitabe” dedin ve daha da önemli olan aşağıdaki cümleleri sarf ettin. Senin yolunda, senin uğrunda yol alacak herkese, hâlâ çok önemli olan ve ilerideki yıllarca yaşanacak her olayı, sanki o zamandan gördün ki bir uyarı verdin.
 
Şöyle demişsin be Atam biraz açıkla bana nedir bu “Gençliğe Hitabe”nin özü?" 

Ey Türk Gençliği! 

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! 

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Oğlum orada aslında her şey var. Evet, haklısın, sanki bu günü de görmüşüm, sezmişim ve söylemişim ve de yazmışım. Oradaki her satırı, cümleyi, kelime kelime oku, hazmet, özümse ve paylaş evlâdım. Yurdunun esenliği, yurdunun, güvenliği, yurdunun geleceği için sözlerimi paylaş!

Bak “gelecek” dedim az evvel sana. Anladın mı neden “Nutuk” son sözü ile gençlere bağlandı? Neden muhtaç olduğun kudretin sende var olduğunu söyledim? Bu kudret gençlerde, yani istikbalimizde…
 
Çok söze gerek yok oğlum, “Gençliğe Hitabe”yi oku. Ama iyice oku ve anla! İçinde demek istediğim her şey var oğlum.

Atam, orada şunları da demişsin:

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Kalelerimiz zapt edilmedi, tersanelerimiz de şimdilik elimizde ama senin mirasın olan birçok kurum satıldı! Hem de çok stratejik kurumlarımız satıldı. Biliyor musun bunları alanlar da hep yabancılar! Amaçları sadece para kazanmak mı? Yoksa bizi ele geçirmeyi mi hedefliyorlar? Korkmaya başladım Atam!

Haklısın be oğlum. Osmanlı “kapitülasyonlar” adı altında, boynunu bu yabancılara kaptırmıştı. Ben bu yüzden Lozan’da en ufak bir tartışmaya dahi müsaade edilmeden, kapitülasyonlar bıçak gibi ya kalkacak/bitecek, ya da bitecek dedim ve de bitti. Ama bunlar böyledir. Başka bir yol, başka bir ad bulurlar ve kapımızın eşiğinden evvelâ bir ayaklarını sokarlar ve ardına kadar açmaya çalışırlar.

Ne yazık ki Dünya; “ezen” ve “ezilenlerden” müteşekkil… Ezenler sömürenlerdir… Dedim ya “uyanık ve dikkatli” olunacak… Hem de bunları 1927’de dedim… “uyanık ve dikkatli” olun evladım…

Bir de şu var evladım: Şu cümleyi bir daha oku! Orada “bütün orduları dağıtılmış” da demişim, “her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir” de demişim.

Ordu”muz. Yurdun hiçbir köşesini işgal ettirmez. Sen rahat uyu emi…

Bir daha oku! Orada “bütün orduları dağıtılmış olabilir” da yazıyor.

Olabilir. Demişim. Bu tanımlamada olasılık var. “Olabilir

Olmayacak korkma!

Nedir ordumuzun teşkili? Neredeyse tüme yakını “Mehmetçik” yani sen, yani gençler…

İşte “Nutuk” bu nedenle gençlerle sonlandı” İşte “Nutuk”un sonunda “Gençliğe Hitabe” bu yüzden var. Bizi “dağıtma”ya kimsenin gücü yetmez… İnan oğlum hiç kimsenin buna gücü yetmez…

Bu nedenle; “Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum” dedim…

Bu nedenle; “Muhtaç olduğun kudret”in damarlarında var olduğunu söyledim… 

Sene 1927, sene 2009…

Pek de bir şey değişmemiş… Zorluyorlar…

Hadi oğlum zaman “uyanık” ve “dikkatli” olma zamanı…

Kal sağlıcakla, kendine iyi bak… 
 


Bojidar Çipof (2009)
 
 
İlk Kurşun Gazetesi’nde yayınlanma tarihi 28 Ekim 2014
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 336
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 599
Kayıt tarihi
: 29.01.10
 
 

Araştırmacı yazar BOJİDAR ÇİPOF: 1953 yılında İstanbul'da doğdu. Ailesi; Ege Makedonyasından İsta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster