Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
662
 

Atatürk’ ün meclisi -2-

Atatürk’ ün meclisi -2-
 

1.MECLİS ( 23 Nisan 1920)

Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Birinci Meclis’in, hükümet ve ordunun görev yaptığı koşullar, bugün birçok insana inanılmaz gibi gelebilir. Türk Kurtuluş Savaşı; inancın güce, kararlılığın teknolojiye ve ulusal direncin emperyalizme üstün geleceğini gösteren somut bir gerçek, destansı bir direniştir. Kazanılmış olan ilk anti-emperyalist savaştır. Bu savaş; yapımı henüz bitmemiş , değişik yerlerden toplanmış kırık dökük eşyalarla donatılmış, memur olarak lise öğrencilerinin çalıştığı ve milletvekili sıralarının Ankara Lisesi’nden getirildiği bir binadan yönetilmiştir.

Meclis tutanaklarının basılacağı kağıt yoktu, tutanaklar dilekçe kağıtlarına , mektup kağıtlarına , hatta kese kağıtlarına basılıyordu. Birçok akşam petrol lambalarına gaz bulunamadığı için Meclis mum ışığında çalışıyor, milletvekilleri sabahlara dek süren “ateşli tartışmaları” birbirlerini tam olarak görmeden yapıyordu. Ordunun durumu meclisten daha kötüydü.Silah, yiyecek, giyecek gereksinimi, en alt düzeyde bile karşılanamıyordu.Askere yemek olarak çoğu kez yalnızca “kuru ekmek” verilebiliyordu. Açlığa karşı doğadan ot toplayan erler, kimi zaman zehirli otları yiyor, bu da hastalık hatta ölümlere yol açıyordu.

Askerin yüzde yirmi beşinin ayağı tümüyle çıplak, bir o kadarının ise, bir ayağında eski bir ayakkabı, öbür ayağında çarık bulunuyordu. Sakarya Savaşı’nda, askerin yalnızca yüzde beşi üniformalıydı. Mustafa Kemal, Meclis’te, askerin iyi donatılmadığı yönündeki eleştiriler üzerine söz almış ve şunları söylemişti: “Askerlerimizin biraz çıplak ve yırtık elbise içinde bulunması bizim için ayıp sayılmaması gerekir… Fransızlar bana, elbisesiz askerlerin çete olduğunu söylediklerinde onlara, ‘hayır çete değildir, bizim askerlerimizdir’ dedim. Üzerinde üniforma yok dediler. ‘Üzerindeki elbise onların üniformasıdır’ dedim.Bu Fransızlar için yeterli yanıt olmuştu. Elbiseli olsun, köylü elbiseli olsun , yeter ki onları yerinde kullanalım, kutsal amacımıza ulaşalım.”

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Ocak 1921 ‘de kabul ettiği Anayasa’nın ilk maddesi, sıradan bir anayasa maddesi değil, tarihsel önemi olan ve devrim niteliğinde bir karardır. Bu maddeyle, altı yüz yıl aradan sonra, Türk yönetim geleneğine dönülüyor ve bu yöneliş, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim biçimi, halkın geleceğini doğrudan ve eylemli olarak kendisinin yönetmesi temeline dayanmaktadır” biçiminde ifade ediliyordu.

Üç satırlık bu maddenin kapsam ve derinliğini gerçek boyutuyla kavramak, geleceğe yönelik sağlıklı sonuçlar çıkarmak için; Türk tarihini, bu tarih içinde yer alan yönetim geleneklerini, Selçukluları ve altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nu bilip anımsamak gerekir.Birinci Meclis’in amaç edindiği ve varlık nedeni haline getirerek ödünsüz yürüttüğü mücadele, geçmişten geleceğe yönelen gelişim isteğinin, millet varlığını korumanın, tarih bilincine dayandırılan somut bir ifadesiydi… Üç yıllık ilk meclis döneminin ve sonraki 15 yıllık devrimler döneminin kanıtlanmış başarıları, bu bilinç üzerine oturtulmuştur.Milletin egemenlik haklarını korumak ve gerçek bir halk iktidarı kurmak için, yalnızca dışa değil, içe karşı da yürütülen mücadele konusunda Mustafa Kemal’in, 18 Eylül 1921’ de, Meclis’te Halkçılık Programını açıklarken söylediği sözler, bu bilincin açık ifadeleridir :

“Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli hudutlar içinde hayat ve istiklalini elde etme… yemini ile oluşmuştur.TBMM Hükümeti, hayat ve istiklalini kurtarmayı tek amaç bildiği halkı, emperyalizm ve kapitalizmin baskı ve zulmünden kurtararak, yönetim egemenliğinin sahibi kılmakla amacına ulaşacağına inanmaktadır. TBMM Hükümeti, milleti hayat ve istiklaline kast eden emperyalist ve kapitalist düşmanların saldırılarına karşı savunurken, dış düşmanla işbirliği yaparak milleti aldatmaya ve ülkeyi karıştırmaya çalışan iç hainleri cezalandırmak için, orduyu güçlendirmeyi ve onu, millet istiklalinin dayanağı yapmayı görev bilir…”

Yirmi üç ana madde ve bir ek maddeden oluşan ilk Anayasa, yasama ve yürütme erkini” milletin tek ve gerçek temsilcisi olan” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde topluyordu.Getirilen sistemin özü; ulusal egemenlik, kuvvetler birliği ve meclis hükümeti rejimiydi. TBMM hukuksal dayanağını ulusal varlığın korunmasından alan tam bir devrim meclisiydi. Yasa çıkarıyor, uyguluyor ve gerektiğinde yargılıyordu.

1921 Anayasası, 1923 yılında önemli değişiklikler geçirdi ve 20 Nisan 1924 ‘de, 1962 yılına dek yürürlükte kalacak olan yeni biçimine ulaştı.1923 ve 1924’ deki değişiklikler, devletin biçiminin Cumhuriyet olarak belirlenmesinin ve devlet başkanlığı kurumunun oluşturulmasının zorunlu sonuçlarıydı. Kurtuluş Savaşı’nın ve Birinci Meclis’in ana amacı olan millet egemenliği anlayışına zarar vermeden hazırlanan 1924 Anayasası, yeni bir dönemin, sosyal devrimler döneminin gereksinimlerine yanıt veren yeni bir yaklaşımı temsil ediyordu. Kuvvetler Birliği’nin saf biçimi öz olarak korunuyor, ancak Yürütme’ye eskisine oranla daha geniş bir alan bırakılıyordu.

Devam edecek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgili tülay hanım. yazınızı okurken içimi çok tuhaf bir duygu kapladı.o günkü koşullarda , o imkansızlıklar karşısında , gerçek imanın ne olduğunu, imanın ne biçim imkanlar yaratacağını, aziz Atatrürkle bunun nasıl başarıldığını, tarihin tanıklık ettiğini. sizde bir kere daha yazdınız. şimdi o günlere karşılık bu gün imkanımız çok ama imanımız sözde iman mı? galiba Atütürk'ü anlamak onun resimlerini ve rozetini taşımak olmasa gerek. Atatürk'ü anlamak gerekirse inancı uğruna malını,mülkünü,çoluğunu, hatta ölümü bile göze almaktır. Başta Aziz Atattürk olmak üzere 1. meclisteki vatan severlerden Allah rahmet eylesin. nur içinde yatsın hepsi her şeyimizi borçluyuz o Aziz Atatürk ümüze

isa can 
 19.04.2007 11:16
Cevap :
Sevgili İsa Can, o günleri unutursak kendimizi, ne olduğumuzu ve nereden geldiğimizi de unuturuz. Bugünleri anlamak için o günleri ve özellikle tarihi iyi okumak gerek. Yoksa bugün içinde bulunduğumuz bu tehlikeli durumu anlayamayız. Sevgiler  19.04.2007 22:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 498
Toplam yorum
: 632
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1097
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster