Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '15

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
203
 

Atatürk bir kamil insandı

Atatürk bir kamil insandı
 

Ulu Önder Atatürk


Ulu Önder Atatürk bence bir kamil insandı. Zira, bana göre kamil insan olmak sadece dini yolda olanlar için değil, herkes içindir.

Atatürk Sufilerin “Hazreti İnsan” diye tabir ettikleri hakiki bir insandı bana göre. Tasavvufta “insanlık makamları” denilen bilinç ve tekamül seviyesinde olan, bu makamın erdemlerini bilmek ve yapmanın ötesinde hal etmiş bir insandı. Ve hatta vatanı ve bizler için sonsuz fedakarlıklar içinde bulunmuş, içindeki insan ve vatan sevgisiyle “fenafillah” makamına varmış bir insandı.

 “Hazret” denilince aklımıza hemen insan üstü bir varlık gelmesin sakın. “Hazret” demek “huzurda olan” demek. “Allah’ın huzurunda olmak” demek. Her an, her ortamda, her koşulda, her durumda, her insanla münasebetinde, sanki Allah onu seyrediyormuş gibi olmak, yaşamak ve davranmak demek.

Bu bir sınav. Huzurdaykenki sınavı geçmek için iç huzura sahip olmak gerek.

Her an Allah’ın huzurunda olmak fikrini sadece birkaç dakika için düşünmenizi rica ediyorum dostlarım.

Her an O’nun huzurunda olanın mecazi anlamda gölgesi olamaz. Varsa bile O bunu bilir. O bunu bileceği için ise insan hata yapamaz, yapmak istemez; aynı aşık olduğu insanın önünde hata yapıp da onu kırmak istemeyen genç aşık gibi…

Peki o zaman Allah şah damarımızdan bile bize yakınsa zaten O’nun her an huzurunda değil miyiz?

Evet. Elbette ki her an O’nun huzurundayız. Tek sorun insanın her an O’nun huzurunda olduğunu bilmemesi çünkü iç huzuru olmadığından geçici dünyanın oyun ve illüzyonlarına kendini kaptırması.

Tek sorun dünya sınavları karşısında ayakta durmaya çalışan insanın Matrix’in dibinde yaşıyor olması.

Atatürk’e dönersek tekrar, onca yıl cephelerde onca savaş kazanıp, binlerce insanın savaşta kaderine etki etmiş bir insandan bahsediyoruz. Hepimizin iyi bildiği başarıları ve attığı adımlar bir imparatorluğun küllerinden Anka Kuşu’nun doğumu gibi yeni bir ülke doğurmuş. O günlerin başarıları ile laik ve özgür bir Türkiye ortaya çıkmış.

Sadece savaş alanında başarılı olmamış Ulu Önder Atatürk. Cumhuriyet Savaşı sonrası yapılan inkılaplar ile alfabeden tutunda, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi, kıyafet devriminden tutunda Köy Enstitüleri’ne kadar birçok değişim ve dönüşüme her alanda liderlik etmiş bir kişiden bahsediyoruz.

Tarihe baktığımızda cephede ve sosyal hayatta her alanda başarı sağlamış başka bir lider göremezsiniz. Diğer tarihteki başarılar ya askeridir ya da sosyal ya da fikirsel ya da ruhani. Hepsini birleştiren bir başka lider hemen hemen yoktur Atatürk’ten başka. Bunu da bırakın diğer birçok liderin başarılarının arkasında sadece güç kullanımını görürsünüz. Güç ve güzelliği, akıl ve kalbi birleştiren çok azdır.

Liderlik yapmamış olan bilemez. Öyle kolay değildir bir vizyon geliştirip, bu vizyonu uzun vadeli bir plana dökmek ve sonra o planı adım adım uygulamak. Kolay değildir o vizyona insanları dahil edip, onların inanmalarını sağlamak. Planların uygulanması için çıkılan yolda hiçbir adım kolay değildir. Koşullar değişir, insanlar değişir, destekçiler ve riskler değişir. Değişim bile değişir. Kolay değildir insanların yargılayan bakışları altında kendi bildiğin yolda ilerlemek. Kolay değildir, insanların kalplerinden gelen destek ve sevgisini kazanmak.  

Lider bu yolda ilerlerken sadece kuvvet, kudret, irade ve disiplin ile ilerlerse başarılı olamaz. Akıl, bilgelik, güzellik ve asalet sahibi de olmalı adap, edeb, ahlak ile iyi, doğru, güzel ve faydalı olanı yapmalıdır.

Hepsini alt alta koyun, bunları yapmanın ne denli zor olduğunu göreceksiniz. Hepsi kolay bulunmaz bir arada.

Hele bunları yaparken insanın iç huzura sahip olması, kitleleri etkileyen bir ışığa sahip olması ve ışığını yayması, kendinden sonraki yüzyılları etkileyecek denli “ışığının güçlü olması”…

Atatürk tüm bunları yaparken de bir kristal dükkanında dolaşırcasına dikkat, özen, sevgi ve şefkat ile kimseyi kırmadan, ezmeden, cennetteki tuğba ağacı gibi dalları yere serilircesine kollarını tevazuyla ve hoşgörüyle insanlara açarak liderlik etmiş. İnsanlarla birlikte kazanmış, onlara karşı yada onları ayırarak değil. 21nci yüzyıldaki salt sonuç odaklı, pragmatik olmak adına kısa vadeli bakışa sahip, bizden çok ben’e odaklı liderlik anlayışının ne kadar da tersi bir durum.

Atatürk bir de bu zorluklar içinde de bugünün okumayan nesline inat 5000'e yakın kitap okumuş. Bu haftada 2 kitap demek. Askerleri savaş zamanında onun çadırında sandık sandık kitap taşırlarmış. Okur, öğrenir, sorar, öğrenirmiş. Her gittiği yerde, her gördüğü insandan bir şeyler öğrenirmiş. Hayat kitabını okumak için merakla ararmış.

Ulu Önder’i anlatmak zor bu kısa yazıda. Anlatmak haddimize de değil. Ancak insanın Atatürk’ü ve yolunu anlamak için önyargıdan uzak bir şekilde kalbini açması gerekir. Bana göre o bir kamil insandı, hakiki bir insandı. Tabii ki bu bakana göre değişir, ancak hakikatı Allah bilir.

İyi ki güzel Anadolumuza doğdu ve bizlere bir gelecek sağladı. Yeter ki bugün kıymetini bilelim.

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1125
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster