Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3573
 

Atatürk ırkçı mıydı?

Atatürk ırkçı mıydı?
 

ULUSAL KİMLİĞİMİZİN TANIMINDA FARKLILAŞMALAR:

Bir önceki bloğumda, zaman ve zemin koşullarına göre, Atatürk'ün farklı ulus tanımları yapmış olduğuna değinmiş ve şöyle sıralamıştım:

Osmanlı Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Milli'de(Ulusal Ant), "ulus" kavramı; "Osmanlı-İslam" birlikteliğini ifade ediyordu.

Atatürk'ün "ulus" tanımı ise, zaman ve zemin koşullarına göre farklılıklar gösteriyordu;

* 1 Mart 1922'de, Türk ulusunu "ırk, din ve kültür birliği",

* 1 Kasım 1922'de, "Türk-İslam" birlikteliği,

* 1924 Anayasası'nda "Din ve ırk farkı olmaksızın Türk vatandaşlığı" tanımlıyordu.

Görüldüğü gibi, ulusal kimliğimiz, laik ve demokratik öğeleri de bünyesine alarak adım adım öze yaklaşıyor.

1930'LU YILLARA GELİNDİĞİNDE NE OLDU DA ULUSAL KİMLİĞİMİZİN İÇERİĞİ VE SINIRLARI DEĞİŞTİ?

1930'lu yıllara gelindiğinde, laik devlet yönetimi yerine oturmuş, Batı tarzı sosyokültürel reformlar değişen ölçülerde gerçekleştirilmiştir.

Bu sıralarda Avrupalıların, insanımızı, toplumumuzu, tarihimizi ve uygarlığımızı aşağılayan görüşleri ve bunun yanında, topraklarımız üzerindeki gerçek dışı iddiaları "ulusallık" anlayışının sınırlarını tekrar değiştirmiştir.

Özellikle "dil" ve "tarih" alanında yapılan çalışmalar ile hem yanlış bilgilenmiş Avrupa kamuoyunun aydınlatılması düşünülmüş, hem de ulusumuzun, tarihteki güçlü yeri ve köklü kültürü ile övünmesi amaçlanmıştır.

Atatürk, "Büyük devletler kuran atalarımız, büyük ve kapsamlı uygarlıklara da sahip olmuştur. Bunu aramak, incelemek, Türkiye'ye ve dünyaya bildirmek bizler için bir görevdir"(1) diyerek, bu konuda yapılacak çalışmalara yön vermiştir.

Atatürk'ün başlatığı bu yeni süreç, kimi kişiler tarafından -zaman zaman da Atatürk'ün hoşgörüsü ile- "türdeş" bir toplum oluşturma ve Batı'ya karşı "üstün bir kimlik" anlayışına yönelik "ırkçı" bir görünüme de sokulmuştur.

Ara Not-1 : Baskın Oran, türdeş toplum oluşturulmasının Atatürk milliyetçiliğinin ideolojisi olduğunu, bu ideoloji ile hem sınıfsal ve hem de "etnik" açıdan "bölünmez" bir blok oluşturulmak istendiğini söylemektedir.(2)

ETNİK KÖKENİMİZ ETİLERE Mİ DAYANIYOR?

Bakın şimdi, Atatürk bu konuda ne diyor?

1-1-1933 yılında, Ankara Palas'ta kutlanan Yılbaşı gecesinde, Atatürk, kendisine armağan edilen tarih ve dil konusunda yazılmış kitapları aldıktan sonra, gece yarısı, yaptığı konuşmanın bir yerinde şu sözleri söylemiştir:

"...Bir de şunu iyi bilmek lazımdır ki, kadim(ezeli) Etilerimiz, atalarımız, bugünkü yurdumuzun ilk ve otokton(yerli) sakini ve sahibi olmuşlardır. Burasını binlerce yıl önce, anayurdun yerine öz yurt yapmışlardır. Türklüğün merkezini Altaylardan Anadolu-Trakya'ya getirmişlerdir. Türk Cumhuriyeti'nin sarsılmaz temelleri bu öz yurdun çökmez kayalarındadır"(3)

Atatürk'ün bu etnik köken yaklaşımı, inasanımıza ve toplumumuza uygun "ulusal bir kültür modeli" arayışı içinde bulunanlara "Anodolucu Kültür Modeli"nin işaretini vermiştir. Bu çalışmalarda şu saptamalar yapılmıştır:

* Girit-Ege ve Grek uygarlıklarının müşterek bir Türk uygarlığı olduğu(4)

* Avrupa uygarlığının esaslarını İsa'dan binlerce yıl önce Türklerin kurmuş olduğu(5)

* Eti ve Grek Tanrılarının bir olduğu için Greklerin de Türk olduğu(6)

* Dünyadaki bütün dillerin Türkçe'den çıktığı(7)

Bu aktarmaları yaparken aklıma, 2004 yılının Kasım ayında Fransız Cumhurbaşkanı Chirac'ın , Türkiye'nin AB üyeliğine destek verirken söylediği şu sözler geldi: "Türkiye'nin Avrupalı olmadığını söylemenin anlamı yok; hepimiz Bizans'ın torunlarıyız".

Bu sözler, o zamanlar tarihçiler arasında tartışmalara yol açmıştı. Yukarıdaki alıntılara baktığımızda-eğer bunlar gerçekse- bırakın Bizanslıların torunu olmayı, Bizanslılar dahil tüm Avrupa'nın, aslında bizim torunlarımız olduğu anlaşılıyor.

Ara Not-2 : Lord Kinross, Atatürk'ün bir İngiliz diplomatına, "kent" sözcüğünün Türkçede olduğunu ve bunun, Türklerin bir zamanlar İngiltere'yi fethetmiş olduğunun bir kanıtı olduğunu söylediğini belirtir.(8)

NEDİR BUNLAR... ATATÜRK IRKÇILIK MI YAPIYOR?

Ne münasebet... Ne alaka?

Bütün bu girişimler ve yaratılmak istenen hava, her ne kadar "ırkçı" bir nitelik almış gibi görünse de, "ırkçılığa" yaslandırmak mümkün değildir.

Yapılamak istenen yalnızca, son bir veya iki yüzyıl boyunca fena halde tahrip edilmiş bulunan ulusumuzun öz yazgısına kuvvet vermekti.

Atatürk, ulusal benliğini bilmeyen toplumların, öteki ulusların avı olacağı görüşündeydi.(9) Amaç, toplumumuzun, Batı toplumları içinde "kendine özgü ulusal bir kimlikle" yer almasıydı.

ULUSAL KİMLİĞİMİZ YALNIZCA "TÜRK" UNSURUNA MI DAYANDIRILMIŞTIR?

Atatürk döneminde oluşturulmak istenen "ulusal kimlik", etnik köken olarak yalnızca "Türk unsuru"na dayandırılmamıştır. Çünkü kurulan yeni Türk Devleti'nin ulusalcılık anlayışı, belli bir coğrafi bölge içinde yaşayan Türkleri ve onların yanı sıra, aynı bölgede(ulusal sınırlar içinde) Türk Devleti'ne sadakat gösteren Türk olmayan diğer etnik unsurları da Türk vatandaşı saymaktaydı.

Atatürk milliyetçiliğinde ulusun tanımı da, Türk ırkından gelme ölçütüne değil, "kendini Türk sayma" ölçütüne bağlı olmuştur.

Atatürk'ün, bazıları tarafından ırkçı bir yaklaşımla söylediği öne sürülen "Ne Mutlu Türküm Diyene" özdeyişi de, "din, dil ve soy farkı gözetilmeden" tüm ülke halkını ulusal birlik ve beraberliğe davet eden bir çağrıdır. Bu özdeyişte, kullanılan "Türk" sözcüğünü , "Türk unsuru"nu öne çıkaran bir ifade olarak değil, tüm ülke halkının ayrım gözetmeden Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlılığın bir simgesi olarak görmek gerekir.

Bu, tüm ülke halkının içtenlikle, "Türküm" diyebilmesinin ve bundan gurur ve mutluluk duymasının bir özlemidir.

cdenizkent

(1) Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 4.b., 1984, s.311
(2) Baskın Oran, Atatürk Milliyetçiliği, 1988, s.161
(3) Mustafa Kemal Atatürk, Söylev ve Demeçler, Cilt II, 308
(4-5-6-7) Saffet Engin, Kemalizm İnkılabının Prensipleri, Cilt I, 1939, ss.(43-44), (54-55), Cilt II (184-185), Cilt I, s.151
(8) Lord Kinross, Atatürk The Rebirth of a Nation, İngiltere, 1964, s.469
(9) Mustafa Kemal Atatürk, A.g.y., s.147

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atatürk'ün "Kendini Türk hisseden herkse Türk'tür" yaklaşımını mantıklı bulmuyorum.Bu iş hissetmekle olmaz. Türk'sen Türk'sündür değilsen değildir.

Kerim Korkut 
 13.02.2017 20:28
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...O zamanlarda böyle söylenmesi gerekiyordu. Osmanlı'dan kalan toplumun, etnik köken, din ve mezhep bakımından karmakarışıklığı, Batılılarca "kimliksizlik" olarak algılanıyordu...Atatürk'ün amacı topluma bir kimlik kazandırmaktı. Bunun için de, sık sık Orta Asya Türklüğüne ve Türkçesine gönderme yapıyordu. Bunu yaparken de Kürtleri küstürmek istemiyordu...Durumu idare etmeye çalışıyordu...Geçti gitti...Şimdi önümüze bakalım. Teşekkürler ve selamlar.   14.02.2017 13:26
 

Atatürk'ün "

Kerim Korkut 
 13.02.2017 20:25
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Bu sefer de, fareler yorumunuzu yemiş herhalde:)) Ne cevap yazayım ki, şimdi?...Selamlar.  14.02.2017 13:31
 

ATATÜRK şovanizme karşıdır bu tartışılmaz. ancak türk ırkının asil bir ırk olduğuna, türkün kanının asil kan olduğuna da inanmıştır, BU HİÇ TARTIŞILMAZ....

türk kagan 
 13.12.2011 15:43
Cevap :
Merhaba..Son bloğumda da belirttiğim gibi bir süre yazmaya ara verdim..Buna rağmen zaman zaman yazılan blogları okuyorum ama yorum yapmıyorum..Bu arada yaptığınız yorumu görünce yanıtlama gereğini duydum.Biraz geç de olsa..Her ırkın kanının, kendilerine göre "asil" olduğu gibi; bizim de kanımız "asil"dir.Bunda hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.Ama bu asil kan, bizi ırkçılığa götürmemeli.Yorumunuz için teşekkür ederim.   20.12.2011 13:18
 

Saygıdeğer cdenizkent, Sizde bilirsiniz bazen çok aşina olduğumuz nesne, çevre veya olaylara neredeyse her gün bakar, değerlendirir ancak, farklı bir anlayışla bakmadığımız için hep bir şeyleri gözden kaçırırız. Tarihe mal olmuş olaylarda yerin derinlikleri gibidir. Kazdıkça farklı katmanlara, farklı malzemelere tesadüf edilir. Düşünenlere sorular; Balkan ülkeleri (sözde) bağımsızlığına kavuşturuldu! Önce Ruslar sonra "AB" çatısı altına alındı. Ortadoğu (sözde) bağımsızlaştırıldı bir kısmı Rusya ve ABD'nin yönetimine (kontrolüne) alındı. Özetle; Bağımsızlaştırma gerçeğinde adres değişikliği içindi. Rusya'nın ilk ayağı tökezlediğinde başlı devletçikleri (şeklen)serbest bıraktı. (bırakmaya zorladılar) Osmanlı birlikti. Mirasçısı şimdi birlikten "bir" oldu. Ve Türkler ne hikmetse çevresiyle bir sinerji de oluşturamıyor. Bunu nasıl yorumlayabiliriz? Ve durumumuz ortada. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 02.01.2009 9:43
Cevap :
Merhaba Canmehmet...İyi şeyler yazmışsınız da,bloğumda ABD ve AB'den söz ettiğimi hatırlamıyorum.Bu yanıt başka bir bloğun olmasın sakın. Bir de şu var; dikkat ettim, bloglara getirdiğiniz yorumlar, blogların içeriğinin fazlaca dışına çıkyor ve siz söylemek istediklerinizi söylüyorsunuz gibi geliyor bana. Soru şu; Atatürk ırkçı mıydı, değil miydi? Bu konudaki görüşünüzü bilmek isterdim. Selamlar.  02.01.2009 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 2477
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1404
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster