Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
705
 

Atatürk Kültür Merkezi neden yıkılmak isteniyor?

Atatürk Kültür Merkezi neden yıkılmak isteniyor?
 

Atatürk Kültür Merkezi neden yıkılmak isteniyor hiç düşündünüz mü? İstanbul’un göbeğinde cumhuriyetin ve batılılaşmanın timsali olmuş bir kültür sanat merkezinin yıkılmak istenmesi kimine çok garip gelse de aslında bunun cevabı tarihte gizlidir. Gelin beraber bakalım.

Bir an gözlerinizin önüne dünya haritasını ve Moskovayı getirin. Fransız orduları Moskova’yı bile geçmiş. Neredeyse bütün Rusya’yı ele geçirmişler. Sene 1812 sonbaharı. Napolyon, takdiri ilahi bozguna uğruyor. Ordusu telef olmuş, artık ardlarına bile bakmadan kaçmaktadırlar. İşte böyle bir ortamda Rus çarı 1. Alexandr bu kurtuluşun anısı ve savaşta ölenleri ölümsüzleştirmek için bir tapınak inşa ettirmeye karar veriyor. Muazzam, devasa büyüklükte bir kutsal anıt. İnşaat hiç durmaksızın 45 yıllık bir yoğun çalışma sonunda ancak bitirilebiliyor. Binanın ihtişamını anlatabilmek için 40 milyon tane tuğla kullanıldığını, duvarlarının kalınlığını 3, 2 mt olduğunu, yüksekliğinin 32 katlı bir bina kadar olduğunu ve inşaatta tam 442 kg altın kullanıldığını belirtsem yeter herhalde. Yani Rus sanatının en benzersiz eserini yapıyorlar Moskova’ya.

Taa ki Stalin 1931 yılında onu yeryüzünden silmeye karar verene kadar. SSCB yetkilileri Moskova’ya büyük bir saray yapılacağı haberini yaparlar. Moskova da onca boş yer dururken yapılacak sarayın yeri tam olarak kutsal tapınağın üstü olarak belirlenir. Yeni yapılacak saray, daha büyük, daha ihtişamlı, daha baş döndürücü olacaktır. Yıkım başlar, zorda olsa yıkım tapınak dinamitlerle patlatılmak suretiyle yıkılır. (Not: Sevgili vakayinüvis’in kulaklarını çınlatmak istiyorum burada. Yeşilköyde bizimkilerinde vakti zamanında patlattığı bir Rus anıtını bloğunda anlatmıştı oda.)

Kimse ama kimse sesini çıkarmaz. Tabi böyle büyük bir inşaatı yapmak öyle kolay bir şey değildir. Yıllarca yıkıntılar orada kalır. Temellere zamanla sular dolar. Çocuklar osularda yüzerler, balık tutmaya çalışırlar. Artık fahişelerin, sarhoşların şehrin göbeğindeki mekanları haline gelir. Ve nihayetinde Krusçev eski tapınağın temellerinden yararlanarak orayı bir havuz kompleksi haline getirir. Hali hazırda orası bir açık havuzdur.

Peki neden onca uygun, boş yer varken ve başka yere yapmak çok ama çok daha ucuza mal olacakken illa buraya yapılmak istenir bu saray. Ne kadar komünizmin dine karşı olduğu, ve onunla mücadele etme amacı olsada bu yeterince açıklayamıyor bence. Çünkü en nihayetinde ülkeyi işgal eden güçlere karşı ve savaşta ölenlerin anısına yapılan bir tapınak bu.

Buradaki amaç bir simge değişimidir. Eskiden insanların saygı ile gidip ihtişamı karşısında etkilendikleri bir simge yıkılıp sahneyi değiştirmek suretiyle aynı yere ama başka bir ihtişam karşısında boyun eğmesi beklentisidir. Yani bir kültü yıkıp onun yerine kendi kültünü koyma arzusudur bu. Belki hatırlarsınız, Talibanın da Afganistandaki binlerce yıllık buda heykelini dinamitleyip durduk yerde yok etmekteki amaçları da aynı şeydir.

İşte Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmak istenmesinin nedeni budur. Kimbilir belki de yüzme havuzu yaparlar orayıda belli mi olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Eagle, ben bu yazıyı nasıl atlamışım? Geç de olsa tebrik ediyorum. Hakikaten bana bir ufuk açtın. Hiç böyle düşünmemiştim. Evet. Tek amaç bu işte! O'nun hatıralarını yok etmek. Yakında sıra nereye gelecek? Dolmabahçe Sarayındaki eşyalarına mı? Şişli'deki evine mi? Oysa biraz aşağıda "Park Otel"in çirkin bir inşaatı var. Öylece durur orada. Yapımı durduruldu ya. Git yık. Yerine bir sanat eseri kondur. Ama yok. Dediğin gibi amaç başka. Harbiye'deki İstanbul Radyosu için de aynı şey düşünülüyor. ("Beyazlı Kadın" blogumda yazmıştım) Ama yağma yok. Yımakazlar. Karşı dururuz. Bu söylediklerin bile bir çok okura ışık olmuştur. Sevgiyle kal...

vakayinüvis 
 28.10.2007 12:41
Cevap :
Gerçekten anlayabiliyorum seni sevgili roza(yoksa rosa mıydı) Çünkü bende aynen öyle düşünmüştüm. Bir anda aklıma geldi bu olayı okuyunca. Amaç sanat kültür vs olsa başım üstüne sırtımda taşırım gerçekten ama öyle bir sıkıntıları yok ne yazık ki bunların. Sanatın içine tüküren zihniyetden sanata ne zaman destek gelmiş ki. Ama dilimiz döndüğünce amaçlarını çevremize anlatmamız lazım. Gerçek yüzlerini son noktaya kadar saklayacaklarına adım gibi eminim. Ama gören göz görüyor işte ne yapayım bakmak ve görmek lazım. sevgilerimle...  29.10.2007 23:13
 

Yüzme havuzu bu devre gitmez bence..Olsa olsa süs havuzu yaparlar,hani şu ağzından su fışkırtan balıklardan da koyarlar.Belki de kendilerini aşarlar,su da yanan ampül eserini geliştirirler.:)))Ne dersin?

 
 21.10.2007 23:00
Cevap :
Valla bak bu yazdıkların onlara çok iyi bir fikir gibi gelip uygulamaya sokmak isteyebilirler, hele yanan ampül fikrini havada kaparlar nede olsa istanbulun göbeğinde yanan dev bir ampül düşünsene. Valla olurmu olur bu millet böyle kuzu oldukça daha çok çobanlar gelir başımıza. Sevgilerimle...  22.10.2007 10:28
 

yıkılan geçmişimizi,seyrederek olduk,ellerimiz , kollarımız bağlı... lütfen yazınız lütfen....birileri okusun. ellerinize sağlık

Ysm 
 21.10.2007 17:32
Cevap :
Hani yazıda da varya kimseden ses çıkmamış o zaman da şimdi de 3-5 sanatçıdan başka kimsenin sesi çıkmıyor ne yazık ki. Uyumamak gerekir elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden önce bilelim, sahip çıkalım toplum olarak. Sevgiler, saygılar.....  21.10.2007 23:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 1938
Kayıt tarihi
: 30.09.06
 
 

Sıcak bir Ankara yazında, 1975 yılında doğmuşum. İlk gençliğim Ankarada geçti. Üniversite yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster