Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
8990
 

Atatürk kürtleri kandırdı mı?

Atatürk kürtleri kandırdı mı?
 

Sevgili Dostlarım,

23.09.2009 tarihinde Habertürk TV’deki “Gündem” isimli programı izledim. Prof. Süheyl Batum, programa telefonla katılan Baskın Oran’a “Siz başka bir TV’de “ATATÜRK KÜRTLERİ KANDIRMIŞTIR” dediniz. Niçin böyle söylediniz, inancınız bu mudur? açıklayın” dedi. Baskın Oran’da “Ben kelimeler üzerinde durmam” diyerek söze başladı ve “Atatürk Kürtlere özerklik sözü verdi de sözünü tutmadı” diyerek Atatürk’ün KÜRTLERİ KANDIRDIĞI İDDİASINI TEKRARLADI.

Hemen belirteyim bu iddia hiçbir şekilde kanıtlamaz ve tarihsel kanıtlar tamamen aksi yöndedir. Esas kandırma Baskın Oran gibi sözde demokrat-liberaller ve gizli, açık ayrılıkçı Kürt ırkçıları tarafından yapılmaktadır.

Teni olmayan bu iddianın medyada ilk yer alışı 13–14 Ocak 2007 de Ankara'da toplanan "TÜRKİYE BARIŞINI ARIYOR" adlı konferansın açılış konuşmasında Yasar kemal’in Atatürk’e ait aşağıdaki sözleri aktarmasıyladır;

“Dolayısıyla başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmektense, teşkilât-ı esasiye kanunu mucibince, zaten bir nevi muhtarlıklar teşekkül edecektir. O halde hangi livanın ahalisi Kürt ise, onlar kendilerini muhtar olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiye’nin halkı mevzubahis olurken, onları da beraber ifade (etmek) lazımdır. İfade olunmadıkları zaman bundan kendi kendilerine ait mesele ihdas etmeleri(çıkarmaları) daimi varittir... (Gazi Mustafa Kemal, 1923’te İzmit’te yaptığı basın toplantısından)”

Yasar Kemal bu sözlerinin devamını şöyle getirdi;

"MUSTAFA KEMAL PASA, 'KÜRTLERE ÖZERKLİK VERİLECEKTİR, VERİLMEZSE ELLERİNDEN GELENİ YAPACAKLARI BELLİDİR' DİYOR. NİYE OLMADI? MUSTAFA KEMAL PASA ÖLMEDEN ÖNCE BUNU BAŞARMAK İSTEDİ AMA BAŞARAMADI." (Milliyet, 14 Ocak 2007)

ACABA İSİN ASLİ BÖYLE Mİ?

1- Mustafa Kemal Paşanın Yaşar kemal tarafından aktarılan sözleri 16–17 OCAK 1923 de İZMİT Kasrı’nda İstanbul’dan gelen Gazetecilerle yapıalan toplantı esnasında, gazeteci Ahmet Emin Yalman Bey'in Kürt Meselesi ile ilgili sorusuna verilen uzun cevabın SADECE BİR KISMIDIR. Yaşar Kemal kasıtlı olarak, konuşma metninde SADECE KENDİ TEZİNİ DESTEKLER GÖRÜNEN CÜMLELERİNİ ALINTILAMIŞTIR. Üstelik konuşmada geçen Muhtariyet(Özerklik) bugünkü anlamından çok uzaktır(ilerleyen bölümde açıklanacaktır) O tarihte KURTULUŞ SAVAŞI BİTMİŞTİR. Yani Zamanı ve mekanı itibariyle Kürtleri milli mücadele saflarında tutmak gibi bir kaygıyla sarf edilmemiştir. FAKAT CUMHURİYET HENÜZ KURULMADIĞI İÇİN Atatürk’ün, ‘BİZİM TEŞKİLATI ESASİYE KANUNU GEREĞİNCE’ diyerek ATIFTA BULUNDUĞU ANAYASA, 1924 DEĞİL, 1921 ANAYASASIDIR. (Ki bu anayasanın, Özerklikle neyi kastettiği kendi içinde tanımlanmıştır ve yazımın devamında sunulacaktır.)

2-Ayrıca YAŞAR KEMAL’İN, ATATÜRK’ÜN BU SÖZLERİNDEN SONRA 15 YIL DAHA YAŞADIĞINI BİLMESİNE RAĞMEN “MUSTAFA KEMAL PASA ÖLMEDEN ÖNCE BUNU BAŞARMAK İSTEDİ AMA BAŞARAMADI” DEMESİ ABESTİR. Kelle koltukta bir devrimciyi sadece kendi çıkarını düşünen zamane politikacılarıyla bir tutamayacağını bilmesi gerekir. O halde kasıtlı olarak böyle bir yorumda bulunmaktadır ki sonraki açıklamalarımda konu daha iyi anlaşılacaktır.

ATATÜRK’ÜN KONUŞMASININ TAM METNİ İSE ŞÖYLEDİR; (Köşeli parantez içinde tamamı büyük harflerle yazılmış bölüm, Yaşar Kemal'in konuşmasında aktarMADIĞI SÖZLERDİR)

******************************************

AHMET EMİN BEY SORUYOR;

–"Kürt meselesine temas buyurmuştunuz. Kürtlük meselesi nedir? Dahili mesele olarak temas buyurursanız çok iyi olur."

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA cevap veriyor;

–“[KÜRT MESELESİ; BİZİM, YANİ TÜRKLERİN MENFAATİNE OLARAK DA KATİYEN SÖZ KONUSU OLAMAZ. ÇÜNKÜ BİLİNDİĞİ GİBİ BİZİM ULUSAL SINIRLARIMIZ İÇİNDE BULUNAN KÜRT ÖĞELER ÖYLE BİR BİÇİMDE YERLEŞMİŞTİR Kİ, PEK SINIRLI YERLERDE YOĞUNLUĞA SAHİPTİR. AMA YOĞUNLUKLARINI YİTİRE YİTİRE VE TÜRK ÖĞELERİN İÇİNE GİRE GİRE(GÖÇLER, KIZ ALIP, VERMELER) ÖYLE BİR SINIR ORTAYA ÇIKMIŞTIR Kİ, KÜRTLÜK ADINA BİR SINIR ÇİZMEK İSTERSEK TÜRKLÜĞÜ VE TÜRKİYE’Yİ MAHVETMEK GEREKİR. ÖRNEĞİN ERZURUM’A DEK GİDEN, ERZİNCAN’A, SİVAS’A DEK GİDEN, HARPUT’A DEK GİDEN BİR SINIR ARAMAK GEREKİR. VE DAHASI, KONYA ÇÖLLERİNDEKİ KÜRT AŞİRETLERİNİ DE GÖZ ARDI ETMEMEK GEREKİR.] Dolayısıyla başlı başına bir kürtlük tasavvur etmektense, teşkilât-ı esasiye kanunu mucibince, zaten bir nevi muhtarlıklar teşekkül edecektir. O halde hangi livanın ahalisi Kürt ise, onlar kendilerini muhtar olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiye’nin halkı mevzubahis olurken, onları da beraber ifade (etmek) lazımdır. İfade olunmadıkları zaman bundan kendi kendilerine ait mesele ihdas etmeleri(çıkarmaları) daimi varittir” [SİMDİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HEM KÜRTLERİN VE HEM DE TÜRKLERİN YETKİLİ VEKİLLERİNDEN KURULUDUR VE BU İKİ ÖĞE BÜTÜN ÇIKARLARINI VE GELECEKLERİNİ BİRLEŞTİRMİŞTİR. YANİ ONLAR BİLİRLER Kİ BU ORTAKLASA BİR ŞEYDİR. AYRI BİR SINIR ÇİZMEYE KALKIŞMAK DOĞRU OLMAZ. SİMDİ DAHİLİ VAZİYETLERE DE İNTİKAL EDEBİLECEĞİZ. FAKAT AYRI AYRI SORULARINIZI DA BU SİLSİLEYE İTHAL EDEBİLMEK İÇİN MESELEYİ GENEL OLARAK SÖZ KONUSU EDELİM.] (Atatürk’ün bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, Cilt:14, S.273-274)

********************************************************

Görüleceği üzere Mustafa Kemal Paşa, o an yürürlükteki Teşkilat-ı Esasiye kanununa yani 1921 Anayasası’na gönderme yapıyor. Hemen belirtelim ki 23 maddeden oluşan 1921 Anayasası, ulusal devletin kurulusunu haber veren metindir ama HENÜZ CUMHURİYET KURULMAMIŞTIR VE OSMANLI KANUNİ ESASİ DE YÜRÜRLÜKTEDİR.

1921 Anayasası’nın özerklik meselesini tanımlayan 11. maddesi şöyledir: "VİLAYET" DENEN İDARİ BİRİM, MANEVİ ŞAHSİYET VE MUHTARİYETE (ÖZERKLİK) SAHİPTİR. (Yani Anadolu’nun tüm illeri ve Musul’u da kapsayan Misak-i Milli sınırları içinde yer alan vilayetlerin tümü, bu anayasaya göre ZATEN BİR ÇEŞİT ÖZERKLİĞE SAHİPTİR. Diyarbakır’ın özerkliği kadar Adana’nın ve Muğla’nın da özerk yerel yönetimi söz konusudur. Bu özerkliğin çerçevesi maddenin devamında tanımlanmıştır) TBMM’NİN KOYACAĞI YASALAR ÇERÇEVESİNDE, evkaf, medreseler, maarif, sağlık, iktisat, tarım, bayındırlık ve sosyal yardım(laşma) islerinin düzenlenmesi ve yürütülmesi "vilayet şûraları”nın (belediyeler, belediye meclisler, il özel idareleri vb) yetkisi içindedir. ANCAK İÇ VE DIŞ SİYASET, ŞER’İYE, ADLİYE VE ASKERİYE İLE İLGİLİ KONULAR, ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER VE BİRÇOK VİLAYETİ İLGİLENDİREN HUSUSLAR, MERKEZİ YÖNETİMİN YETKİ ALANINDADIR. (Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, YKY, S.263)

Kısacası, 1921 ANAYASASINDAKİ MUHTARİYET, BUGÜN ANLADIĞIMIZ MANADA BİR MUHTARİYET (ÖZERKLİK) DEĞİLDİR. ÜSTELİK BU TÜR MUHTARİYETE SADECE KÜRTLERİN YOĞUN OLDUĞU İLLER DEĞİL TÜM İLLER SAHİPTİR. Bu nedenle Yasar Kemal’in Atatürk, “Güneydoğu Anadolu’nun Kürdistan sayılması gerektiğini” kabul ediyordu, bölgeye özerk yönetim” sözü verdi, iddiası abestir.

AYRICA 1921 ANAYASASI’NIN 11, 12 VE 13. MADDELERİ CUMHURİYET KURULDUKTAN SONRA YAPILAN 1924 ANAYASASI’NDA YER ALMAZ. Çünkü artik iller günümüzde olduğu gibi valilikler ve belediyeler tarafından yönetilmektedir. Bülent Tanör’e göre, 1921 Anayasası’nın VİLAYET MEMURLARININ SECİMLE GELMESİ YOLUNDAKİ DÜŞÜNCELERİ BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NDE DESTEK BULMAMIŞTIR. (Bence buna sebep o tarihte vuku bulan, Birleşmiş Milletlerde Kerkük ve Musul’un İngilizlere verilmesine yol açan Şeyh Sait isyanıdır) Komün örgütlenmesinden ve yerel özerkliklerden tedirgin olan milletvekillerinin bu türden merkezkaç eğilimlere karşı çıktıkları görülmektedir (S.265). Bunlar olurken, Meclis’te Kurt milletvekilleri bulunduğu da unutulmamalıdır.

Oysa emperyalistlerin hizmetindeki KÜRT AYRILIKÇI ÖRGÜTLERİ, MUŞ’UN, SİİRT’İN, VAN’IN, ŞİRNAK’IN, TÜRKİYE GENELİNDEN AYRI, ama kendi içlerinde bir arada ve SANKİ BU YURT TOPRAKLARINDA BÜTÜN TÜRK VATANDAŞLARININ ANALARININ AK SÜTÜ KADAR YURT HAKLARI YOKMUŞ GİBİ, MÜSTAKİL BİR FEDERASYON OLUŞTURMASINI İSTEMEKTEDİRLER. Bir düşünelim, Mustafa Kemal’in yönetimindeki TÜRK ORDULARI BİTLİS, MUŞ VE VAN’I RUS İŞGALİNDEN KURTARMIŞ OLMASAYDI BU İLLER ÇOKTAN ERMENİSTAN OLMAYACAK MIYDI? O halde "TÜRKİYE BARIŞINI ARIYOR" adlı konferansta ileri sürülen “1071’den beri Türkler Kürtleri ezdi!” iddiası yalan ve iftiradan başka bir şey değildir.

Bugün soylu “Barış” sözcüğü arkasında gerçekte etnik savaş kışkırtması yapmak isteyenler, Atatürk’ün yazdığı, “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler” adli kitaptaki şu uyarılarını göz ardı etmemelidirler:

***************************************

"Bugünkü Türk ulusu siyasal ve toplumsal kuruluşu içinde kendilerine KÜRTLÜ DÜŞÜNCESİ, ÇERKEZLİK DÜŞÜNCESİ, DAHASI LAZLIK YA DA BOŞNAKLIK DÜŞÜNCESİ PROPAGANDASI YAPILMAK İSTENMİŞ YURTTAŞ VE ULUSTAŞLARIMIZ VARDIR. Ama geçmişin baskı dönemlerinin ürünü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman maşası gerici beyinsizden başka hiçbir ulus bireyi üzerinde üzüntüden başka bir etki yapamamıştır. ÇÜNKÜ BU ULUS BİREYLERİ DE GENEL TÜRK TOPLULUĞU GİBİ AYNİ ORTAK GEÇMİŞE, TARİHE, AHLÂKA VE HAKLARA SAHİP BULUNUYORLAR."

"Bugün içimizde bulunan Hıristiyan, Musevi yurttaşlar, yazgılarını ve talihlerini Türk ulusluğuna gönülden istekleriyle bağladıktan sonra, kendilerine yan gözle yabancı gibi bakılmak, uygar Türk ulusunun soylu ahlâkından beklenebilir mi?"

***************************************

Sanırım Atatürk bizlere, söylenecek fazla bir söz bırakmamış.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tebrik ediyorum... cok başarılı bir yazıydı..:)

apollonistik 
 29.09.2009 12:44
Cevap :
Takdiriniz için ben teşekkür ederim.  24.01.2010 18:47
 

Somut örnekler vererek yazdığınız bu yazı için öncelikle sizi kutluyorum. Yerel yönetimleri irdeeleyen bir blog yazmak istiyordum ve bu yazınız beni daha da motive etti. Zaman bulunca yazacağım. Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 28.09.2009 10:32
Cevap :
Ben teşekkür ederim.  24.01.2010 18:48
 

Merhaba...Kurtuluş Savaşı süreci içinde hazırlanan 1921 Anayasası'na baktığımızda, sizin de belirttiğiniz gibi, yerel yönetimlere ağırlık veren bir idari yapılanmayı; hatta, dikkatli bir şekilde okuduğumuzda da içinde bir tek bile "Türk" kelimesinin geçmediğini görürürüz. Bu anayasa, ayrım gözetmeden tüm ülke savaşa katılmasını sağlamak için hazırlanmıştı.Bu anayasanın, yerel yönetimlere ağırlık vermesini Kürtlere yaslandırmak bence doğru değildir. Bu yapılanma, bütün ülke içindi. Ancak, Cumhuriyet kurulduktan sonra durum biraz değişti. 1876 Anayasası'nı da yürürlükten kaldıran 1924 Anayasası'na, "Türklerin Hukuku Ammesi" adı altında bir bölüm eklenmesi, derecesi çok büyük olan bir dönüş açısı olmuştur. Bu durum,yani sanıyorum,Kürtleri biraz üzmüştü.1930'lu yıllardaki Türk ulusunu öne çıkaran girişimlerin ise, giderek ayrışmalara neden olduğu ve Kürtleri yanlızlaştırdı.Kürtlerin bu yanlızlığı, iç ve dış etkiler ile yönlendirilerek günümüze gelindi. Selamlar.

cdenizkent 
 27.09.2009 14:55
Cevap :
Osmanlı imparatorluğu ULUS bilincine sahip olmadığı için yok oldu. Halklar mozayiği gibi bir tanım, Osmanlının devamı olur ve yaşamazdı. Ayrıca o sıralaradaki Kürt isyanlarını da unutmayalım. İzmirin işgali sırasında Koçgiri isyanıyla kuvayı milliye kuvvetleri arkadan vurulmuştur.  24.01.2010 18:51
 

Hz. Muhammed'in de dediği gibi savaş hiledir. Ulusal bir savaşdan uzak durmakda ısrar edenleri ulusal savaşa sokmak için hile yapmak da ulusal savunmamın bir parçasıdır.. Bunu anlamayacak ne var. Bunu her devlet yapar ve doğru bir şeydir.

Necdet  
 27.09.2009 10:00
Cevap :
Evet, savaşta hile, oyun mübahhtır. Ancak yalan ve kandırma asla yoktur. Yazımda ve diğer yorumlara verdiğim cevaplarda bu konuyu açıklayabildiğimi sanıyorum.  24.01.2010 18:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 4269
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

Ayrik otu tohumu ekip, buğday imajinasyonu yaparak, Buğday  hasatı yapabilir misiniz? Her ne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster